Konyaaltı Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in CHP’ye katılmasından bu yana CHP örgütleri için Konyaaltı adeta yok hükmündeydi. Zira her yol Böcek’e çıkıyordu.
Bu sebepten olsa gerek Kepez ve Muratpaşa’da kıran kırana yaşanan kongre yarışlarından Konyaaltı’nda eser yoktu. Her seferinde Böcek’in istediği liste ilçe kongresinde aynen onaylanıyordu.
Her kongre döneminde sakin geçen, kim delege yazılmış, kim il delegesi olmuş merak bile edilmeyen Konyaaltı’nda yarış bu kez çetin geçeceği benziyor.
Mesela, 2007’deki milletvekilliği seçimlerinde yeniden aday gösterilmeyen Nail Kamacı, o günden bu yana parti içi yarışmalarda taraf olmamıştı. Bu kez sahaya inmiş görünüyor. Kamacı uzun süredir ilçe ilçe geziyor. Partilileri ziyaret edip, dertleşiyor. Bunu soran biz gazetecilere de “Siyaset boşluk kaldırmaz. Demek ki örgütte bir boşluk var ki, partililerimiz bizi dinliyor, kapılarını açıyor.” diye de bir tespitte bulunuyor. Kamacı’nın bütün hesaplarını örgüt seçimlerinde ön seçim yönteminin uygulanması üzerine yaptığını artık bilmeyen yok.
Tam da bu noktada geçmişte Nail Kamacı ile yakın çalışma içinde olmuş, kader birliği yapmış isimlerin de içinde bulunduğu çevrelerin Konyaaltı için çalışma başlattığı yönündeki haberler yoğunluk kazandı. Hatta şimdiden ilçe başkan adaylarının bile belli olduğu söyleniyor.
Üstelik bu çalışmanın sadece Nail Kamacı ve yakın çevresi ile de sınırlı olmadığı belirtiliyor. Geçmişte partide yöneticilik yapmış, delege olmuş birçok ismin artık Konyaaltı’nda ikamet ediyor olmasını göz ününe alırsak kongre yarışının ittifaklara da gebe olduğu yorumları yapılıyor.
En uyumlu ortaklık
Antalya’nın yakın siyasi tarihine dair dosya haberleri ve güncel siyasi gelişmeleri derinlemesine analiz eden haberleriyle dikkat çeken Son Nokta dergisi bin bir zorlukla da olsa yayın hayatına devam ediyor. Kuşkusuz bu durum kentin entelektüel birimi açısından önemli bir kazanım.
Zaman zaman yayın periyodu aksasa da iki inatçı basın emekçisi; İdris Özyol ve Ali Aktaş bu işi inatla sürdürüyor. Ali ve İdris birçok bakımdan birbirlerini tamamlıyorlar. İdris daha çok yayın ayağında derginin yükünü sırtlamaya çalışırken, Ali de işin idari ayağını götürmeye çalışıyor. Ali ve İdris için ‘birbirlerini tamamlıyorlar’ dememiz de boşuna değil; anlatalım.
Ali ve İdris’in ikisi de ‘r’ harfini telaffuz edemiyor. İdris’i zaten biliyorduk da Ali’yi de öğrendik. Hatta Ali’nin ‘r’ özürlü olması ticari ortaklıkların bile başlamadan bitmesine neden olmuş. Mesela, Ali’nin bir süre yayınladığı Muhabir dergisi ekonomik sıkıntıya girince tanıdık, eş dost aracılığıyla Ramazan isminde bir ortak bulunmuş. Daha ilk görüşmede bizim Ali, müstakbel ortağının ismini ikide bir ‘Ramazan’ yerine ‘Yamazan’ diye telaffuz edince adam sinirlenip, “Ortağın kim, dediklerinde Yamazan, diyen bir adamla ortak olamam” deyip anlaşma masasından kalkmış.
Sonunda kader, Ali ile İdris’i beraber kurdukları Son Nokta dergisinde buluşturdu. Üstelik ikisi de ‘r’ özürlü olmanın rahatlığıyla yeniden bir araya gelmişler.
Geçenlerde Ali’yi bir tanıdığı aramış. Ali telefondaki dostuna “Abi, Hürriyet Seri İlanlar sayfasına bak” diyecek, bir türlü dili dönmüyor. Üstelik söyleyeceği kelimede çift ‘r’ olunca durum daha da zorlaşıyor. Ali çözüm olarak telefonu kendi gibi ‘r’ özürlü olan İdris’e uzatıp derin bir oh çekmiş.
‘R’ özürlü İdris almış telefonu bir süre konuyu anlatmaya çalışmış ama nafile. Kan ter içinde “Yahu nasıl anlamazsın, ‘Hüyiyet işte, Hüyiyet…” diye bağırmaya başlamış. Sonrasında da çat diye telefonu kapatması ile Ali’nin arkasından koşması bir olmuş tabi. Bir yandan kovalıyormuş bir yandan da “Ulen senin söyleyemediğin Hüyiyet’i ben nasıl söyleyim” diye söyleniyormuş.
|