Ana Sayfa     Politika   |   Güncel   |   Ekonomi   |   Kültür Sanat   |   Spor   |   Teknoloji   |   Sağlık   |   Çevre   |   Telekulak   |   Astroloji   |   Sektörel   |   Dosya
Röportajlar     |     Resmi İlan     |     Yazarlar    |     Galeri
Ana Sayfaya Dön Röportajlar Kategorisi Diğer Haberleri
Devlete güvensek hemen gideriz
20 Şubat 2012 Pazartesi , 13:27
Bugünlerde sahil tahsisi ve köylülerin eylemi ile gündeme gelen Çıralı’yı bir sakiniyle konuştuk. 7 yıldır Çıralı’da ormanın içinde *bungalov evde yaşayan ressam Mehmet Yetiş Özşimşek, Çıralı’da yaşamı anlattı

Röportaj: Engin KORKMAZ

 

 

 

Çıralı’ya gelenlerin dönüşte köprü başındaki bakkala ‘birader burada satılık yer var mı’ diye sorduğunu söyleyen Özşimşek, Çıralı’nın aşık olunacak bir yer olduğunu belirtiyor. Özşimşek tahsisin ise tüm Çıralılılarda endişe yarattığını ifade ediyor

 Mehmet Bey, siz Çıralı’ya ne zaman geldiniz ve sizin buraya yerleşmenizi sağlayan etken neydi?

Benim animatör bir arkadaşım vardı. Çıralı’da bungalovdan yapılmış evi vardı. O evi bana satmak istiyordu. ‘Bu evde Robinson Cruuse gibi yaşarsın’ derdi. Ben de 7 yıl evvel o evi ve araziyi görmek için Çıralı’ya gittim. Hem evi hem de Çıralı’yı görür görmez aşık oldum.

Aklım başımdan gitti.  Oradaki komşulara arazinin durumunu sorduğumda ‘tapusu yok’ dediler. Orman Bakanlığı’nın buraları 2B’den çıkartıp orman yapmak için hazineye dava açtığını öğrendim. Dava 15-20 yıldır sürüyormuş. Diğer arazi sahipleri davayı büyük ihtimalle Orman’ın kazanacağını ve ‘sakın alma’ demelerine rağmen ‘Dava 8-10 yıl daha sürse bana yeter’ deyip delilik yaparak evi aldım. Aldıktan 3 ay sonrada dava Orman lehine sonuçlandı. Rüyalarımda dozerlerin evimi yıktığını görmeye başladım. Evi aldığım arkadaşı arayıp bu durumu söylediğimde, ‘O Çıralı sendromu merak etme 3-5 aya kadar geçer’ dedi.

 7 yıldır yaz-kış burada yaşıyorsunuz. Ve davayı kaybettiniz. Yani eviniz yıkılacak araziniz elinizden alınacak. Bundan sonrası için ne planlıyorsunuz?

Evet, şaka maka 7 yıl geçti, ama bir 7 yıl daha istiyorum. Mümkün olsa burada ölmek istiyorum.  Çıralı’da bir kişinin yaşabilmesi için işini burada yapıp, dışarıya satması gerekir. Aynı benim gibi. Örneğin ben ressamım,  köylüler dışında diğer yaşayanlar pansiyon işletmecisi, bakkal vs. Ve bu insanların hepsi şöyle düşünüyor: "Yazın birkaç ayda kazanacağım para kışın beni aç bırakmasın. 12 ay burada yaşayayım" Ve şu bir gerçektir; buraya gelen bir daha şehre dönmek istemez

 

 

 Peki Ressam Mehmet’in Çıralı’da günü nasıl geçiyor?

 

Denize girerim gün doğar doğmaz. Bir saat yüzerim. Kahvaltı yaparım ve akşama kadar resim yaparım. Bahçemdeki tavuklarımla ilgilenirim. 45 tane tavuğum var. Bu tavuklar yarı vahşi ve ben geldiğimde burada yaşıyorlardı. Onların doğal hayatını bozmadım. Tavuklarıma düzenli yem veriyorum. Yumurtalarından faydalanıyorum.  Akşamları komşu dostlarıma gidiyorum. Emekli bir komşum var. Adı Ramazan. Ramazan Bey, barakada yaşıyor. Çok eskiden İstanbul’da mobilya fabrikası varmış. Fabrikayı batırmış. Sonrada ticareti bırakmış. İstanbul’u terk etmiş,gelmiş Çıralı’ya yerleşmiş. O da 7 yıldır benim gibi bu huzurlu yerde yaşıyor. Eşini de boşadı. Çocukları evlendi. Yani kendini doğaya bıraktı.  Çıralı’da herkesin gıpta ettiği Çıralı’nın adını çıkartan adam odur. Sadece emekli maaşıyla yaşar, 365 gün 24 saat  Çıralı’dadır. Diğer komşum Kaptan Restoran’ı ve Pansiyon’u işletir. Profesyonel balıkçıdır. Bir de Doktor Erhan Bey var. Erhan Bey, emekli olmasına rağmen sadece hafta sonları Çıralı’ya gelir. Hafta sonları eğer hava iyiyse ben, Ramazan Usta ve Erhan Bey balığa çıkarız. Akşamları da balık tutamadıysak Teneke Kebabı yaparız.

 

 Nedir bu Teneke Kebabı? Bize yapılışını biraz anlatır mısınız?

 

Teneke Kebabı: İnternette çingene tavuğu diye geçiyor. İçinde ıslatılmış ve tuzlanmış pirinç olan bir tencerenin içine metal bir çatal yerleştirilir. Çatala tavuk takılır. Bütün bunları içine alan yağ tenekesi, değmeyecek şekilde tavuğun üstüne kapatılır. Tenekenin estafına ateş yakılır. Tavuğun yağı ve suyu pilava akar. Tabi bu arada pirince yağ eklemiyoruz. Pirinç tamamen tavuğun yağıyla pişer. Bu şekilde tavuk 1 saat 45 dakikada pişirilir ve servise hazır olur.

 

 Sen ve senin gibiler şuan tedirgin durumdalar. Zaten sahilde eyleme sahne olan bir tahsis söz konusu. Orman da sizleri buradan çıkarmak istiyor. Peki Orman sizleri buradan çıkarıp, Çıralı’yı tamamen doğal yaşamama mı döndürmek istiyor?

 

Çıralı’da sahildeki yerleşim batıdan doğuya doğru sahilin yarısına kadar yoğundu. Ondan sonraki kısım nispeten boştu. Kumul ve tek tük kalmış büyük fıstık çam ağaçları vardı. Bu yerleşim olan bölge 397. Parsel olarak geçer ve 650 dönümdür. Sahilin boş kısımları zaten Orman’ın elinde. Orman bizi buradan atıp, Çıralı’yı 1940’lı yıllardaki haline döndüreceğini iddia ediyor. Bu iddia ne kadar inandırıcı olabilir. Daha şimdiden fıstık çam ağaçlarının olduğu kumulun 17 dönüm kısmını Hüseyin Gedik adındaki bir şahsa büfe, kafe ve dinlenme tesisi yapması için verdiler. Bunu da daha önce olmayan Ormanspor diye bir takım kurup, 2005’te iptal edilmiş, bir yasaya dayanarak yaptılar. Futbol sahası yapacak yer mi kalmadı da Çıralı Kumsalı üzerinde fıstık çam ağaçlarının dibinde denize sıfır yere yapılıyor ve bunun için 17 dönüm yer ayrılıyor. Açıkçası ben Orman Bakanlığı’nın Çıralı’yı 1940’lı yıllara döndüreceğine inansam bungalovumu feda ederdim. Çıralı’nın paradoksu bu. Biz orada işgalciyiz. Doğayı kısmen de tahrip etmişiz. Çünkü doğayı tahribin sınırı yok. Ama biz oradan çıktıktan sonra devletin sözünü tutmayıp, bizden aldığı arazileri tatil köylerine verme olasılığı çok ama çok yüksek. Çünkü Belek’te böyle oldu. Belek’in ilk planını tesadüfen görmüştüm. O planda 3 otel yan yana ve her otel arasında 2 otel genişliğinde arazi carettalar boş bırakılacak diye planlanmıştı. Durum ortada!  Malum söz işte: Burası Türkiye…

 

 Peki sence Çıralı’da ne yapılmalı?

 

Çıralı’nın şu anki haliyle bile korunması için biz işgalcilerin oradan gitmemesi, ama bize de çivi çaktırılmaması lazım. Bizim gibi işgalcilerin bir şekilde denetim altına alınması şart.

 

Çıralı’da 4 yıl önce 3 bin yatak kapasitesi vardı. Ve bu Turizm Bakanlığı’nın envanterinde görülmüyormuş. Bunun nedeni ne olabilir diye düşündüm. Eğer Turizm Bakanlığı buradaki turizmi görür ve var sayarsa meşrutiyet kazanır ve buralar tatil köyü, otel ile dolar diye düşündüm. Oysa Çıralı’da ciddi bir alternatif turizm var. Turizm Bakanlığı strateji olarak sürekli turizmi çeşitlendirmeliyiz alternatif üretmeliyiz diye söylenir. Çıralı’daki turizmi yok edip yerine lüks tatil köyleri, oteller yapmak strateji olarak Türk turizmine zarar verir. Burada bulanan  Olimpos Lock Pansiyon’a dünyaca ünlü insanlar geliyor. Sadece 13odası var. Kahvaltı veriyor. Kofi Annan, Madonna, Prens Charles, Rahmi Koç gelip gider ve kimsenin ruhu bile duymaz. Çünkü bu insanlar doğayla iç içe olacakları, sessiz sakin mekanlar ararlar. Çıralı şuan tam böyle bir yer. İki gün sonra tatil köyleri dolduğu zaman bu doğallığı korumak mümkün olacak mı?

 

 Çıralı’da alternatif turizm yapılabilir mi?

 

Çıralı’daki turizm doğal evrimi ile oluşmuş ve olgunlaşmış durumda. Buna dokunmamak gerekiyor.  Çıralı, Likya Yolu’nun önemli duraklarından biri. Her yıl yaz kış, o yolu yürüyen binlerce turist var. Tırmanış için gelen dağcılar var. Sadece sessiz bir ortamda denizden ve güneşten yararlanmak isteyen insanlar var. Hafta sonları günübirlik gelen yerli turistler var. Bakanlık burada mevcut pansiyonları restore ederek disiplin altına alabilir. Bakanlığın artık buradaki turizmi görmesi lazım. Deniz, güneş olduğu için illaki otel ve tatil köyü yapılması mı gerekiyor?

 

 Son olarak ne söylemek istersiniz?

 

Tekrarlıyorum, biz işgalciyiz ama Çıralı’nın korunması için bizim orda kalmamız lazım. Çünkü devlet doğa ve ticaret konusunda verdiği sözlerin hiçbirini tutmadı. Orman Bakanlığı’nın bizi buradan attıktan sonra 1940’lardaki Çıralı’yı geri getirebileceğine ve koruyabileceğini kimse inanmıyor. 

 

 

*Bungalov ev: Kütüklerin üzerinde duran, yere beton bağlantısı olmayan, küçük tek odalı evler.

 

 

Bu haber toplam (372) defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
 
Toplam (0) adet yorum eklenmiştir.


Bu Habere Yorum yapılmamış ilk yorum yazan siz olun!

  
Bu Haberi paylaşın
 
 
SIFIR ÇEKEN ÖĞRENCİ DEĞİL İKTİDAR - SIFIR ÇEKEN ÖĞRENCİ DEĞİL İKTİDAR
Aydın Yavuz
Baykal’a jest - Baykal’a jest
Ali Orhan
İPİMİZİ ÇEKİYORUZ… - İPİMİZİ ÇEKİYORUZ…
Binali Efe
FİDANLARIN KIRILDIĞI ZAMANLAR - FİDANLARIN KIRILDIĞI ZAMANLAR
Esref Ural
DEĞERLİ GENÇLER, SEVGİLİ ANTALYALILAR - DEĞERLİ GENÇLER, SEVGİLİ ANTALYALILAR
Mehmet Tosun
YETMEYECEK KÖFTELER - YETMEYECEK KÖFTELER
Ahmet Özmen
Gazetecilik ve Nedim Şener - Gazetecilik ve Nedim Şener
Engin Korkmaz
Mustafa Erdem “barışın” adayı… - Mustafa Erdem “barışın” adayı…
Salih Karadağ
Tüm Yazarlarımız
  • BUGÜN
  • DÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
Antalya şehiriçi trafiğinden memnun musunuz?

Fikrim yok
Hayır
Kararsızım
Evet
Işık süresi çok uzun

Ana Sayfa   |   Politika   |   Güncel   |   Ekonomi   |   Kültür Sanat   |   Spor   |   Teknoloji   |   Sağlık   |   Çevre   |   Telekulak   |   Astroloji   |   Sektörel   |   Dosya   |   Röportajlar   |   Resmi İlan   |  
E-Gazete (aboneler için)   |   İletişim  |   Reklam Seçenekleri  |   Künye
Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2011
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Yazılım & Tasarım : Akdeniz internet