Ana Sayfa     Politika   |   Güncel   |   Ekonomi   |   Kültür Sanat   |   Spor   |   Teknoloji   |   Sağlık   |   Çevre   |   Telekulak   |   Astroloji   |   Sektörel   |   Dosya
Röportajlar     |     Resmi İlan     |     Yazarlar    |     Galeri
Ana Sayfaya Dön Röportajlar Kategorisi Diğer Haberleri
Bir Köy Enstitüsü hikayesi
07 Temmuz 2011 Perşembe , 13:17
KÖY ENSTİTÜLERİNDEN BU GÜNE UZANAN YOLDA BİR EĞİTİMCİ: MEHMET ALTINDAL

     Hazırlayan:   ALİ ÇETİN (sinanalicetin@yahoo.com)

 Genç Türkiye’nin geleceğe açılan aydınlık penceresi Köy Enstitülerinin yüzlerce öğretmeni Anadolu’ya ışık götürdü. Hasan Ali Yücel –İsmail Hakkı Tonguç ikilisinin kurduğu bilim yuvasından yetişen yüzlerce köy öğretmeninde biri de bugün 81 yaşında olan Mehmet Altındal. Hala ilk günkü gibi heyecanla o günleri anlattı

 Cumhuriyet sonrası dönemde ülkemiz nüfusunun yoğunluğu köylerde yaşamaktadır. O dönemde, Türkiye tam bir köylü toplumudur. Kapalı ve kendine yeterli yarı feodal ekonomik dönem yaşamaktadır. Nüfus yoğunluğu az olan şehirler gelişmemiş, büyükçe köyler gibidir. Ülkeyi geliştirmenin yolunun köyleri geliştirmekten geçeceği; köyleri geliştirmenin yolunun da eğitimden geçeceği gerçeği, kendini dayatıyor yönetenlere.  Dönemin Milli Eğitim Bakanı H.Ali Yücel ve Milli Eğitim Genel Müdürü Hakkı Tonguç, ülkenin gerçeklerine uygun bir eğitim-öğretim modeli geliştirmek için yola koyulurlar. O modelin özü:

                     “Yaşayarak ve yaparak öğrenmektir"

Yoksul Anadolu çocuklarını ışığı

                     Köylerin kalkınmasına yönelik eğitim-öğretim okulları açılır ve köy çocukları buralarda eğitilmeye başlanır.  İşte böyle bir düşünceyle kurulan Antalya il merkezinin hemen yanı başındaki Aksu Köy Enstitüsü de o yıllarda ilk öğrencilerini kabul etmeye başlar. Yoksul köy çocuklarına sıcak bir yuva, bilimin ışığında aydınlanma yolu olacak olan köy enstitülerinden biri olan Aksu Köy Enstitüsü’ne 10 Kasım 1946’da kayıt yaptıran öğrencilerden biri de daha 15’inde, bıyıkları yeni terlemeye başlayan bir çocuk olan Mehmet’tir. Antalya’nın Gündoğmuş kazasının Güneyyaka köyünde 1931 yılında dünyaya gelen bu yoksul köy çocuğunun adı, tam da Köy Enstitülerinin kuruluş amacına uygun biçimde kendisi gibi yoksul köy çocuklarına verdiği eğitim-öğretim ile Mehmet Altındal öğretmen olarak efsaneleşecektir.

Vezir Ayşe “okuyacak” der

Şimdi gelelim Mehmet’in Köy Enstitüsü’ne kayıt hikâyesine. Aslında babası onu "iyi bir çoban" adayı olarak büyütür. 11 yaşına gelince eğitmen, küçük Mehmet’in babasına, “oğlunuz gelsin okula yazılsın”  diye tutturur. Babası Mehmet’i, Karadere köyünün üç yıllık ilkokuluna gönderir. Mehmet, çobanlıktan fırsat buldukça okula gider; zira babasının 450’den fazla kıl keçisi sürüsü vardır. O dönemde çocuğunu okula gönderen çok az aile vardır köyde. O dönemde geçerli iş hayvan otlatmak ve tarlaya tapana gidip çitçilik ile uğraşmaktır. Yani o tarihlerde henüz okumanın bir önemi yoktur.

Altındal öğretmen biricik hayat arkadaşı Naşide Hanım ile    

Ta Aksu... Olmaz. Mehmet iyi çoban olacak

                      Böyle bir yaşam döngüsü içinde Mehmet, 3 yıllık olan ilkokulun son sınıfından mezun olma aşamasına gelir. Okul kapanmadan köy öğretmeni küçük Mehmet’in babasını da aralarında bulunduğu öğrenci velilerini okula toplantıya çağırır. Der ki: "Arkadaşlar, Antalya, Aksu’da bir okul var. Orada okuyan çocuklar benim gibi öğretmen oluyorlar. Devlet, Gündoğmuş ilçesinden elli çocuk istiyor. Biz de köyden çocuk gönderelim.” Öğretmen söylemesine söyler ama o dönemde çocuğu okula göndermek zahmetli iş; hele bir de ta (!) Aksu’ya… Tahmin edebileceğiniz gibi Mehmet’in babası “olmaz” der. Babaya göre, Mehmet akıllı, kıvrak bir çocuk. Tam çoban olacak özelliklere sahip. Ama annesi Vezir Ayşe'yi köyün öğretmeni ikna eder. “Mehmet, âlim olacak, temiz giyinecek, hep devletten maaş alacak" der. Vezir Ayşe, "çocuğum okuyacak” diye diretince kocası eli mahkûm razı olur.

150 kuruşluk senet ve yayan başlayan eğitim yolculuğu

                       Karadere köyündeki ilkokuldan mezun olan çocuklardan ancak 7’sinin babası 150 kuruşluk senetlere imza atar. İki yıllık bir süre için bu gereklidir. Senet imzalamayı göze alamayan diğer çocuklar ise babalarıyla birlikte köylerine geri dönerler. Aksu Köy Enstitüsü’nün sağladığı 50 kişilik öğrenci kontenjanı Gündoğmuş’un diğer köylerinden gelen çocuklarla birlikte doldurulur. Mehmet ve 50 arkadaşının ilk durağı Gündoğmuş’tan yürüyerek gelinen Manavgat’tır. Aksu’ya yolculuk ise bir kamyon kasasında gerçekleşecektir. “Köy Enstitüsü’ne kaydımı 1946 yılının 10 Kasım’ında kayıt yaptırdım” diye anlatan Mehmet Altındal ve diğer öğrenciler için 4 ve 5. sınıf yatılı olan Macun İlkokulu’nda geçer.

Dinlenmek okumak demekti bizim için

Aksu Köy Enstitüsü’nde (DP iktidarında Aksu Öğretmen Okulu’na dönüşür) nasıl bir eğtim-öğretim yapıldığını Mehmet Altındal’ın şu sözleri ile daha iyi anlıyoruz: " Kızlar ve erkekler aynı sınıfta, tarlada, pulluğun arkasında, tavuklarla, arılarla ve inşaatta birlikteydik. Hem yapıyorduk, hem eğitim alıyorduk, hem de sürekli ülkenin ve dünyanın ünlü yazarlarının romanlarını okuyorduk dinlenme aralarında. Çalışmaya ara verip, elimizdeki iş aletlerini bırakınca, ceplerimizden kitaplarımızı çıkarıp, okumaya başlıyorduk. Dinlenmek, okumak demekti bizim için"

Öğrencilerden Abdullah Demir ve Mehmet Adil Taşkıran’ın da olduğu bir kare

 

Köy Enstitüleri Öğretmen Okulu oluyor

Mehmet Altındal gibi nice yoksul Anadolu çocuğu için kurtuluş kapısı olan, genç Türkiye’nin aydınlık yüzü olan Köy Enstitülerinin tabelaları, CHP’nin iktidarda olduğu tek parti döneminden çok partili rejime geçişin simgesi olacak olan DP iktidarı zamanında indirilir. Yıl 1953’tür. Köy Enstitüleri olur Öğretmen Okulları. O dönemde 5 yılda tamamlanan Köy Enstitüleri’nin ilk iki yılında temel eğitim veriliyor. Üçünü sınıfta yeteneklerine göre çocuklar uzmanlık alanlarına ayrılıyor Mehmet de, arıcılık, koyun, keçi ve kümes hayvanı yetiştirme alanlarını seçer. Heyecanla öğrenirler hayvan yetiştiriciliğini, arıcılığı. Öğrenecekler ki, köylerdeki yoksul Anadolu çocuklarına ışık olacaklar. Kalkınma köylerden başlayacak. Köylüler ziraattaki, inşaattaki, hayvancılıktaki yenilikleri Köy Enstitüsü’nü bitirip köylerine öğretmen olarak dönen kendi çocuklarından öğrenecek. Böylece Türkiye kendi kendine yeten, üreten bir toplum olacak. Kısa süren Köy Enstitüsü döneminden sonar Mili Eğitim'deki "öğretmeni iş başında yetiştirme büroları” kapatılıyor. Dönemin DP’li Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri’dir. Köy Enstitüsü tabelalarını indirten dönemin siyasi kaygıları olur. Buradan yetişen gençlerin dünyayı algılayışları neredeyse ülkeyi yönetenlerden daha ileridedir çünkü. Köy Enstitülerinden köylere yayılan aydınlama ışığı, ülkeyi yönetenleri rahatsız etmiştir.

Mehmet Altındal öğretmen olur

Mehmet Altındal, 1954 yılında Köy Enstitüsü olarak girdiği yuvadan Aksu Öğretmen Okulu mezunu olarak diploma alır. O artık Anadolu çocuklarına öğretmenlik yapmaya hazırdır. Diplomasında her ne kadar Öğretmen Okulu yazsa da o kendini Köy Enstitüsü mezunu olarak görür. Çünkü aldığı eğitim, eriştiği bilinç seviyesi öyledir. Öğretmen olarak köyüne dönen Altındal’ın ilk görev yeri Urfa’nın Bozova ilçesinin Denizbacı köyü olur. Altındal’ın Urfa’ya ulaşımı da öyle bugünkü gibi saatlik bir iş değildir. Köyünden bir ata yüklediği bir yorgan, bir döşek ve bir yastıktan oluşan balyası Akseki’ni yolunu tutan Altındal öğretmen Akseki’den bir kamyona binerek Konya’ya, oradan da trenle Gaziantep'e ve oradan kamyonla Urfa'nın Bozova ilçesinin Deniz bacı köyüne varır. Köyde ne okul var, nede muhtardan başka doğru dürüst Türkçe konuşmasını bilen.

Osman Demir, Ramazan Taşkıran, Ahmet Özgür, Hasan Çelik, Ahmet Çelik ve Mehmet Emin Gündüz aynı karede

Köy Enstitüsü eğitimi imdada yetişir

                       Mehmet Altındal öğretmen, köy çocuklarını yetiştireceği okulu da kendi el emeği ile yapar. Muhtarla birlikte, önce kerpiçten bir oda olarak okul yapar. Sonra 18 sayfa Kürtçe kelime yazıp, Türkçe karşılıklarını da karşılarına yazarak, Kürtçeyi öğrenir. 9 kız,9 erkek, 18 çocuğun babalarıyla konuşarak onların okula gelmesini sağlayarak eğitime başlar. Mehmet öğretmenin ilk aylığı 148,75 TL’dir. Onu da severek ve isteyerek okula harcar. O günleri anlatırken "İki yıl gelip geçiverdi Deniz bacı köyünde" diyor.

Buraya kadar Mehmet Altındal öğretmenin kendi anlatımlarında Köy Enstitülerini geçmişine, o dönemin yaşam koşullarına ışık tutmaya çalıştık. Şimdi, Mehmet Altındal’ın doğduğu köyden pek de farkı olmayan Torosların sahile daha yakın bir bölgesi de olsa da Namaras köyünde doğan bu satırların yazarı Ali Çetin’in gözünden öğretmeni Mehmet Altındal’ı anlatmaya devam edelim.

                 Namaras’tan Güneycik’e yürünen yol    

 Mehmet Altındal öğretmeni,1960 yılının Ekim ayı ortalarında, yayladan döndüğümüzde, babam, Güneycik köyüne okula kayıt ettirmeye götürdüğünde tanıdım. Namaras köyünde okul yoktu.4 km. uzağımızda bulunan Güneycik köyünde okul vardı. Her gün, sabahın alaca karalığında 16 çocuk yürüyerek Güneycik' gider, akşam tekrar eve dönerdik. Anam topladığı pamukları eğirip, dokuyarak bana paçası nakışlı bir uzun pantolonumsu giysi dikmişti. Mehmet Altındal, babamla yanımıza geldi, eliyle başımı okşadı ve babama dönerek:"Ali amca, çocuk akıllı, okur bu çocuk. Sen terzi kır Mahmut'a götür pantolon diktir, ayağındaki giysiyle olmaz" dedi. Öğretmen başımı okşayıp “akıllı” deyince, gururum okşandı. O anda bir sıcaklık düştü içime bu öğretmen için. Yörükler tekenin, koçun iyisini belini okşayıp anlarlardı. Bizimkisi de biraz o hesaptı.

Mehmet Altındal bir öğretmenden daha öteydi

Mehmet Altındal, bölgemiz açısından sadece bir öğretmen değil, sosyal, kültürel ve ekonomik bir olaydı. Köylerimiz, Köy Enstitüsü öğretmenleriyle birlikte bilimle, teknikle, imeceyle ve demokrasi kültürüyle tanıştılar. Yani Köy Enstitüleri ülkemiz için, yepyeni bir sosyal yaşam, yeni kültürel değerler ve canlanan ekonomi demekti.

Ali Çetin, Osman Duran, Durmuş Sözen, Hüseyin Avcı, Fettah Kabadayı ve Ayşe Duran’ın yer aldığı bir kare.

Müfettişin biri gelip biri gidiyordu

1957-58 eğitim-öğretim yılına bakıldığında Gündoğmuş ilçesinde ve köylerinde toplam 15 öğretmen eğitim vermektedir. Az sayıda eğitimci olmasına karşın, birçok öğretmen hakkında “solcu, köylüyü düzene karşı kışkırtıyor” diye, sürekli olarak soruşturma açılmaktadır. Gün geçmiyor ki Mehmet öğretmen için de Güneycik köyüne bir müfettiş gelmesin. Birçok kez de, bazen iki, bazen üç, bir keresinde de altı müfettiş birlikte soruşturmaya gelir. Köylüler bu duruma şaşırsalar da onlar öğretmenlerini tanımışlardır. Çocuklarını okutan, köylüye her konuda örnek olan, köye faydalı bir insandır öğretmen ama ülkeyi yönetenlerin niye Köy Enstitüsünü bitirmiş bir öğretmenle bu kadar çok uğraşır; anlam veremezler. Gerek Güneycik köylüleri, gerekse Namaraslılar çocuklarının öğretmenlerine sahip çıkarlar.

Öğretmenler örnek olmuşlardır

Köy Enstitülerinde demokrasi kültürü gelişmiştir, eğitimde, çalışma hayatında yani yapılan her işte tartışarak karar alma kültürünü edinmiştir öğrenciler. Öğretmenler edindikleri bu kültürü köylere taşımışlardır. Demokrasi, Köy Enstitüsü öğretmenleri açısından bir yaşam biçimi olarak algılanmış ve bu kültürü hem sınıflarda öğrencileriyle, hem de köyde köylülere örnek olarak yaşatmışlardır.

Bilge insan dimdik ayakta

Güneycik ve Namaras köylerinden okuttuğu öğrencileri tarafından hala unutulmayan Mehmet Altındal öğretmen, bugün Lara Örnekköy’deki evinde zorlu bir hastalığa karşı dimdik duruyor. Yaşamda, bütün eğitimcilik yıllarındaki dik duruşunu hastalıkla mücadelede de gösteriyor. Yaşamda her zorluğun altından kalkan öğretmenim, bu hastalığın da üstesinden gelecek ve Güneyyaka köyünde, Naşide ablanın yetiştirdiği domatesleri birlikte yiyeceğiz. İkimizin de sözü var biline.
 

Öğrencilerini numaraları ile anımsıyor

Öğrencilerinin ziyarete gelmesinden çok mutlu oluyor ve gelen her öğrencisini şaşırtacak anılarla dolu Öğretmen Mehmet Altındal. Bu gün bile bütün öğrencilerinin okul numaralarını biliyor. Çünkü Köy Enstitülerinde onları, öğretmenleri okul numaralarıyla çağırırlarmış. Benimle ilgili anısı, öğretmenimi ve beni çok heyecanlandırdı. Mehmet Altındal Öğretmen bu anısını yaşamından bir ders olarak anlattı: "Siz dördüncü sınıftaydınız. Ali Çetin ve Durmuş Sözen sınıfın en iyi matematik problemi çözen öğrencileriydi. Bir matematik probleminin çözümünde, Durmuş ile Ali farklı sonuçlar buldu. Sınıfta inatlaşma olunca, ben de Durmuş'un sonucu doğrudur diye tavır koydum. Ali, benim tavır koymamı hazmedemedi ve ‘Öğretmenim, Durmuş size portakal ve balık getiriyor ya, onun için onunki doğru diyorsunuz’ dedi. Birden ne yapacağımı şaşırdım ve ‘Durmuş kalk ayağa oğlum, getirdiğin portakal ve balıkların parasını sana vermiyor muyum’ dedim. Durmuş, ‘Veriyorsunuz öğretmenim’ dedi ama huzursuz olmuştum. Evde aynı problemi tekrar çözdüm ve baktım ki gerçekten Ali'nin çözdüğü sonuç doğru. Bir kaç gün sonra sınıfa gelip bu matematik problemini yeniden çözdüm. İşte senin bana böyle tepki gösterme cesaretinde benimde eğitimde demokrasi anlayışımın etkisi olduğunu düşünüyorum.”

Altındal öğretmen köylülerle

Eğitime adanan bir ömür

Her anlattığı şeyde duygulanıyor, heyecanlanıyordu, Sanki yeni öğretmen olmuştu, ya da sınıftan yeni çıkmıştı teneffüse. Aksu Köy Enstitüsünün son mezunlarından biri olmanın gururuyla 81 yaşında yaptıklarının ve yaşadıklarının ve başarılı öğrenciler yetiştirmenin haklı övüncüyle yaşıyor Öğretmen Mehmet Altındal. Bir kültür olarak bir döneme damgasını vuranların listesine eklenmiş çoktan: Yanında yaşam arkadaşı, omuzdaşı, yoldaşı Naşide Hanımla birlikte.  Mehmet Öğretmen, Köy Enstitüsü son sınıfta iken köyün dağında Naşide hanım odun toplarken, keçilere dal keserken onun yanına gizlice gidip, ona sevdiğini söyleyebilmiş. O yıllarda, köyde bir kıza arkadaş olalım diyebilmek nerdeyse olanaksız bir şey. Ama Köy Enstitüsünde medeni cesaretli olmayı, sevgiyi paylaşmayı, yaşam hakkında karar alma kültürünü ediniyorlar ve edindikleri her yeni değere, kültürü de yaşamlarında hayat veriyorlar. Köy Enstitüleriyle ülkemizde bir dönem kapanmadı, gelişmenin, değişimin önüne set çekildi. Açılan aydınlık yol tıkanarak güneşin ışıklarının girişi engellendi.

                                             

Bu haber toplam (1473) defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
 
Toplam (0) adet yorum eklenmiştir.


Bu Habere Yorum yapılmamış ilk yorum yazan siz olun!

  
Bu Haberi paylaşın
 
 
DEĞERLİ GENÇLER, SEVGİLİ ANTALYALILAR - DEĞERLİ GENÇLER, SEVGİLİ ANTALYALILAR
Mehmet Tosun
Türel-Tütüncü-Çavuşoğlu - Türel-Tütüncü-Çavuşoğlu
Yunus Erdoğan
FİDANLARIN KIRILDIĞI ZAMANLAR - FİDANLARIN KIRILDIĞI ZAMANLAR
Esref Ural
İPİMİZİ ÇEKİYORUZ… - İPİMİZİ ÇEKİYORUZ…
Binali Efe
Baykal’a jest - Baykal’a jest
Ali Orhan
SIFIR ÇEKEN ÖĞRENCİ DEĞİL İKTİDAR - SIFIR ÇEKEN ÖĞRENCİ DEĞİL İKTİDAR
Aydın Yavuz
Gazetecilik ve Nedim Şener - Gazetecilik ve Nedim Şener
Engin Korkmaz
TARİHE NOT DÜŞMEK! - TARİHE NOT DÜŞMEK!
Yaman Çağrı Doryan
Tüm Yazarlarımız
  • BUGÜN
  • DÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
Antalya şehiriçi trafiğinden memnun musunuz?

Fikrim yok
Hayır
Kararsızım
Evet
Işık süresi çok uzun

Ana Sayfa   |   Politika   |   Güncel   |   Ekonomi   |   Kültür Sanat   |   Spor   |   Teknoloji   |   Sağlık   |   Çevre   |   Telekulak   |   Astroloji   |   Sektörel   |   Dosya   |   Röportajlar   |   Resmi İlan   |  
E-Gazete (aboneler için)   |   İletişim  |   Reklam Seçenekleri  |   Künye
Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2011
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Yazılım & Tasarım : Akdeniz internet