Akkuyu’nun nükleer kâbus hikayesi
Hazırlayan: Hediye Gündüz
Antalya Nükleer Karşıtı Platform Sözcüsü
Akkuyu’ya kurulmak istenen ve adete kabus hikayesine dönen nükleer santral hikayesini
Mersin NKP Sözcüsü Sabahat Aslan’dan kampta; ardından da antinükleer mücadeleyi yıllardır sürdüren Özgür Gürbüz’den telefonla öğreniyoruz.
1980 öncesi
Türkiye'de nükleer çalışmalar, nükleer teknolojiye sahip olmayan pek çok Avrupa ülkesiyle eş zamanlı olarak, "Atom enerjisinin barışçı amaçlarla kullanılması" konusunda düzenlenen 1. Cenevre Konferansı'ndan hemen sonra 1955 yılında başlatılmıştır.1961 yılında, Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi'nde, eğitim ve temel araştırmalar için yararlanılan 1 MW gücünde bir deney reaktörü işletmeye alınmıştır. Elektrik üretimi amacıyla kurulması tasarlanan nükleer santralla ilgili ilk fizibilite etüdleri 1968 yılında başlatılmıştır. 1972-74 yıllarında yapılabilirlik etüdleri ve yer araştırmaları değişen şartlara göre revize edilmiş, 1976 yılında Silifke'nin batısındaki Akkuyu mevkii ilk kuruluş yeri olarak seçilmiş ve yapılan geniş kapsamlı araştırmalara dayanarak Başbakanlık Atom Enerjisi Komisyonu'ndan yer lisansı alınmıştır. 1976 yılında nükleer santral ihalesi için girişimde bulunuldu ve tekliflerin değerlendirilmesi sonucunda 1977'de ASEA-ATOM ve STAL-LAVAL firmaları ile sözleşme öncesi görüşmeler başladı ancak 12 Eylül 1979'da görüşmeler çeşitli sebeplerden sonuçlanmadı.
1980'ler
1982 yılında herhangi bir ihale açılmadan Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) Başkanlığı aracılığıyla Atomic Energy of Canada Limited (AECL), Siemens-Kraftwerk Union (KWU) ve General Electric (GE) firmalarından teklifler toplandı. 30 Ağustos 1984'te bu firmalarla yapılan pazarlık görüşmelerinde anlaşma sağlansa da hükümet, nükleer santrallerin anahtar teslimi esasına göre başlattığı ihalenin temel şartını "Yap-İşlet-Devret" şartına dönüştürdüğünü açıklayınca KWU ve kendisine Akkuyu yerine Sinop nükleer siti teklif edilmiş olan GE firmaları ihaleden çekildi.. Mart 1985'te AECL ile görüşmelere devam edildi ve ağustos ayında ön protokol imzalandı. Ancak, Kanada hükümetinin ön protokole bağlanan şartları ve finansmanın %60'ını (geri kalan %40'ını TEK ve Türkiye üstlenecekti) garanti etmeyi kabul etmemesi üzerine 1986 yılı başlarında AECL ile yapılan görüşmeler de durduruldu. Nisan 1986'da Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nde meydana gelen Çernobil reaktör kazasından ötürü Türkiye'de de nükleer santrallarla ilgili çalışmalar askıya alınmıştır. 1988 yılında TEK Nükleer Santrallar Dairesi'nin kapatıldı.
1990'lar
1989'da Arjantin ile 25 MW'lık pasif sistemli modüler prototip projesine girişilmek istenmiş, 1991 başlarında yeterli görülmeyen bu girişimden vazgeçilmiştir. 1992 yılında dünyadaki belli başlı firmalara birer mektup gönderilerek, 2002 yılında devreye girecek biçimde ve 1000 MW gücünde bir veya iki üniteli santralın anahtar teslimi veya Yap-İşlet-Devret modeli ile kurulması için teknik ve mali konularda bilgi istenmiştir. 1995 yılında TEAŞ, nükleer santral ihâlesinin ön incelemelerini yapmak üzere danışman olarak Güney Kore'nin KAERI firmasıyla anlastı. 1996'da Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı'nın görevlendirdiği üç danışman ile TEAŞ Nükleer Santraller Dairesi'nden iki elemandan olusan bir komisyon ihâle şartnâmesine son şeklini verdi. 17 Ekim 1996'da Resmî Gazete'de Akkuyu Nükleer Enerji Santrali için ihâle açılmış oldugu ilân edildi. 2000 senesinde hükümet bu projenin sonuçlandırılmasından ve ülkede nükleer santral kurulmasından vazgeçtiğini açıkladı.
2000 sonrası ve günümüz
Mayıs 2004'te dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, "Yakında bu santralların üreticisi ülkelerle görüşeceğiz." diyerek nükleer enerji santrali konusunu yeniden gündeme getirdi. Aynı açıklamada, santrallerin işletilmesi özel sektörde olacağı ve santrallerin yeri konusunda araştırmaların sürdüğü, daha önce santralin kurulacağı yer olarak tespit edilen ve çevreci grupların karşı çıktığı Mersin'deki Akkuyu bölgesi de alternatiflerden biri olarak gündemde olduğu ifade edildi. 2005'in ocak ayında 2005 yatırım programına alınan üç santral için Elektrik Üretim A.Ş. ile Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'nun yatırım bütçesine 7 milyon TL'lik ödenek konuldu. Haziran 2005'te dönemin Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) Başkanı Okay Çakıroğlu, ilk santralin 2012'de açılacağını belirtti.
2010-2020 arasında 5 bin megavatlık üç nükleer santral kurmayı amaçlayan Nükleer Enerji Yasası, 17 Ocak 2007'de çıkarıldı ancak dönemin cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, santralı kuracak şirketin yapısı, denetimi, söküm masrafı gibi alanlarda anayasaya aykırılıklar olduğu gerekçesiyle yasanın üç maddesini veto etti.
CHP MERSİN MİLLETVEKİLİ VAHAP SEÇER KAMPI ZİYARET ETTİ:
Antinükleercilerin oluşturduğu Çadırkampa destek vermek üzere ziyaretçiler geliyor. CHP Mersin Milletvekili Vahap Seçer Akşamüzeri yaptığı kamp ziyaretinde tüm kamp katılımcılarıyla sohbet ediyor ve: “NÜKLEERE GEÇİT VERMEYELİM”diyor.
Seçer; “Burada santral kurmak, tam anlamıyla cinayettir. Göz göre göre gelen cinayete karşı durmak için hepimize görevler düşüyor” diyor.
NKP üyeleri ile dayanışmak amacıyla ziyareti gerçekleştirdiğini belirten Seçer; Mersin’in nükleer santral için doğru bir seçim olmadığını, tarım ve turizm kenti Mersin’in, geleceğinin karartılmaya çalışıldığını söylüyor ve şöyle konuşuyor:
“Yeni turizm projelerinin ve yatırımlarının devreye girmesi için gayret sarf etmek yerine böyle bir karar bizim ve çocuklarımızın geleceğini baltalayacaktır. Bu bir cinayettir. Nükleer santral için yer seçimi ve arazi etütleri 35 yıl önce yapılmıştır. Depremsellik haritaları ve fay hatları ile ilgili çalışmalar yenilenmeden, arazi etütleri güncellenmeden yapılan yer seçimi doğru değildir. Sadece bu bile bilim adına işlenecek bir cinayettir. Göz göre göre gelen cinayete karşı durmak için hepimize görevler düşmektedir.”
Mersin NKP Sözcüsü Sabahat Aslan da “Karadeniz’de HES’e, Akdeniz’de nükleere karşı durmak boynumuzun borcudur” diyor.
****
KAMP AKŞAMLARINDA ANTİNÜKLEERÇADIRKAMP BİRLİĞİ adı altında tüm kamp katılımcılarıyla bilgilenme, paylaşma toplantıları düzenleniyor. . Toplantıları organize eden bir komite oluşturuluyor ve çok güzel öneriler ortaya çıkıyor. Bir öneriyle Sinop’ta ölen geçler için ertesi sabah anma töreni kararı alınıyor.
****
SABAH, SİNOP’TA ANTİNÜKLEER KAMPTA ÖLEN GENÇLER İÇİN ANMA TÖRENİ YAPILIYOR
Sinop’ta 2008 yılında yapılan antinükleer kampta hayatını boğularak kaybeden Öner Balta, Soner Balta ve Güneş Korkmaz için deniz kıyısında anma töreni hazırlanıyor.
Kamp katılımcısı Saim Sezgin ve İrem Öztürk’ün hazırladığı metni, gençler adına Gülnur Öztaş seslendiriyor. Bilge Deniz Demirbilek ise kampın en genç katılımcısı olarak denize 3 çiçek bırakıyor.
|