Hazırlayan: Hediye Gündüz (Antalya Nükleer Karşıtı Platform Sözcüsü)
Türkiye’nin en önemli çevre sorunlarının başında gelen Mersin Akkuyu’da yapılmak istenen Nükleer Santrale karşı Akkuyu’da "Nükleersiz Yaşam Şenliği" adı altında kurulan Çadırkent Kampında yaşadıklarımızı yine sizlere aktarmaya devam ediyoruz.
Kamp sakinleri Mersin ve Antalya NKP olarak, Akkuyu’ya 600 metre uzaklıktaki Büyükeceli köylülerine bir ziyarette bulunduk.
Köyde ilk olarak hasta olan muhtarın abisine geçmiş olsun ziyaretinde bulunduk.
Köy evinin damında yatan hastaya yaptığımız ziyarette köyün tüm doğal zenginli çevremizi sarıyordu.
Ve ardından köy kahvesinde, uzun yıllarda edinmiş oldukları santral mücadelesi gerçeğini, tecrübelerini ve geleceği gören sağduyulu yaklaşımlarını dinledik.
34 Yıllık Muhtar Kemal Budak “Sondaj haberi çürük geliyor.” diyor
Köy kahvesinde ilk olarak 34 yıldır Büyükeceli Köyünün Muhtarlığını yapan Kemal Budak’la görüştük.
Muhtar; şu an orada Rus’lar çalışıyor. Aldığımız duyumlara göre yerin Jeolojik etütlerini yapıyorlarmış. 50 adet sondaj vuracaklarmış. Duyduğumuza göre yarısını da yapmışlar. Ancak sondajlardan iyi haber gelmiyor. Çürük geliyor. Koyda %60 kırık fay hattı varmış. Sondaj için 4 adet araç vardı. 1’i gitti, şimdi 3 tanesi çalışıyor.
Akkuyu buraya çok yakın, 600 metre. Batı rüzgarı estiği zaman bizim köyde yer altı suları tuzlu çıkar. Biz bu tuzlu sudan zeminde bir sorun olduğunu duyunca şaşırmadık.
Akkuyu’da çalışma yapan 7-10 kişilik Rus ekibini otelden sabah 3 asker alıyor. Akşam mesai bitiminde de yine asker geri götürüyor.
Mart ayında Fukişima Nükleer Santral kazasından bir hafta önce Antalya NKP olarak yaptığımız ziyareti de anımsatarak “kışın geldiğinizde de anlatmıştım, Santral kurmak için gelecek olanların kalması için Hacısaklı Kasabasının sahilindeki PainPark’ı gezerek kalma yeri olarak ayarlamışlardı. O tarihte Enerji Bakanlığı Müsteşarı da gelmişti. Diyerek oteli nasıl ayarladıklarını da anımsatıyor.
Yeni aldığımız bir habere göre; Uluslararası Atom Enerji Kurumundan yetkililer gelecekmiş ve yeri incelemeye alacakmış.
Uzun yıllardır köyde muhtarlık yapan Kemal Budak’ın, nükleere karşı olduklarını dile getiren mart ayındaki en önemli cümlesini anımsıyorum:
“Daha şimdiden bu santral bize yapacağını yaptı ve ömrümüzü çaldı” demişti o zaman.
Yine onlara dem vuruyor ve 1967’den bu yana santral yapacağız bahanesiyle hiçbir gelişmeye fırsat verilmediğini ve büyük sıkıntılar çektik, diyor.
Emekli Öğretmen Mehmet Ali Yılmaz:Fukuşime patladı. Dünya korktu. Ama bizimkiler o kadar rahat ki!
Yıllar öncesinden tanıyorum Emekli Öğretmen Mehmet Ali Yılmaz’ı.
TBMM çevresinde Timur Danış’ın başlattığı ve ardından da benim katıldığım “Nükleere Karşı Yürüyorum” eylemliliği esnasında Akkuyu’dan gelmişlerdi ve hep birlikte Enerji Bakanlığına dilekçe vermiştik.
Büyükeceli Köyünün çınarlı kahvesinde, “yıllardır mücadeledesiniz ne diyorsunuz?” diye soruyorum.
Mehmet Ali Yılmaz; 34 yıldır Akkuyu Nükleer Santrali sanki üzerimizde karabulut gibi dolanıyor diyor. Fukuşime patladı. Dünya korktu. Ama bizimkiler o kadar rahat ki!
Nükleer santral bir kişinin inisiyatifine bırakılamaz. Hatta bir ülkenin inisiyatifine de bırakılamaz. Çünkü çok tehlikeli bir teknoloji…Biz bu tehlikeli teknolojiyi istemiyoruz.
Çünkü Akkuyu’nun çok önemli doğal değerleri var.
Akkuyu balıklar için bir akvaryum. Balıkçılar balık avlamak için gelirler. Koyda 7 adet de fok var. Hatta haziran ayında caretta carettalar yumurtlamaya gelirler. .(Foklar ve caretta carettalar uluslar arası koruma altında.)
Akkuyu doğal bir yaşam alanı. Nükleer santral için bu doğallıktan vazgeçilemez.
Buraya nükleer santral kurulursa her nefes alışımızda kuşkulanacağız.
Santral günlük normal çalışmasında bile radyasyon veriyor. Radyasyon verecek olan santral bizim merkezimizde. Bu yüzden risk alanındayız. Santralin 16 km. çapında her yer de risk altında.
Santral kurulursa soğutmak için deniz suyunu alacaklar. Bu suyun ısısı yazın 28-29 derece. Su zaten sıcak, bu suyla soğutma nasıl yapılacak?
Amaç enerji üretmekse Türkiye’nin o kadar çok alternatif enerji çeşidi var ki; rüzgar, güneş, jeotermal var.
Türkiye’nin enerji ihtiyacı yılda 45 milyar kilovat saat. Bunu bir yılda sadece rüzgar karşılıyor. Almanya 2010’dan bu yana enerjisinin % 16’sını güneşten karşılıyor. Almanya’da yılda en çok güneş gören yer 1800 saat. Biz de ise, en az güneş alan yer 2400 saat. En çok güneş alan yer ise Güneydoğu Anadolu; 3800 saat. Biz bundan yararlanmıyoruz ve nükleer santral yapmaya çalışıyoruz.
Yeşil Usta lakaplı İsa Koptu: “Atoma Hayır, Güzel Yaşama Devam!”
İsa Koptu’nun heyecanla başladığı ilk sözleri “Atoma Hayır, Güzel Yaşama Devam!” oluyor.
Buradaki her eyleme mezarda olsa çıkar gelirim, diyor.
Birilerinin çıkarı için zehir yutmaya mecbur değilim. Birilerinin burada mutlaka bir çıkarı var ki ısrarla yapılmak istiyorlar. Atomun yapılmasına şiddetle karşıyım.
Çernobil’de, Japonya’da nükleer santral kazaları yaşadık. Etkisi ise hala sürüyor. Biz bunun bilincindeyiz ve atom santrali istemiyoruz!
Mustafa Kara “Burada darbeyi en çok yiyecek olan Antalya’daki otellerdir.”
Ben burada doğup büyüdüm, burada yaşamak da hakkım değil mi?
Vatanına sahip çıkmayan, vatanını kaybeder ve bir daha da vatan bulamaz. Sahip çıkmazsan, sahip çıkarlar. Ben buraya sahip çıkıyorum.
Burada darbeyi en çok yiyecek olan Antalya’daki otellerdir. Santral yapılırsa oralara turist gelmez.
Akdeniz’in Kirliliğe Karşı Korunması Sözleşmesi var, Türkiye’de bu sözleşmeye imza koymuş ama burada santral yapacağız diyorlar. Akdeniz’i radyasyondan korumazsak turisti nasıl getireceğiz?
İşte Akkuyulular santral için böyle düşünüyorlar. Türkiye’nin gelecek kuşaklarına en büyük belayı bırakmaktan yana hiç değiller.
Tıpkı Çadırkampa gelen tüm doğaseverler gibi.
|