Ana Sayfa     Politika   |   Güncel   |   Ekonomi   |   Kültür Sanat   |   Spor   |   Teknoloji   |   Sağlık   |   Çevre   |   Telekulak   |   Astroloji   |   Sektörel   |   Dosya
Röportajlar     |     Resmi İlan     |     Yazarlar    |     Galeri
Ana Sayfaya Dön Dosya Kategorisi Diğer Haberleri
Tezatlar ülkesi Endonezya Harikalar diyarı Singapur-1
16 Ağustos 2011 Salı , 15:30
Avustralya’nın hemen üstünde ve Çin ve Japonya’nın güneyinde yer alan Uzakdoğu ülkesi Endonezya ve yanı başındaki Singapur iki ayrı dünya.

Hazırlayan: Rasim Gündüz

Avustralya’nın hemen üstünde ve Çin ve Japonya’nın güneyinde yer alan Uzakdoğu ülkesi Endonezya ve yanı başındaki Singapur iki ayrı dünya. Su ve toprak ülkesi de denilen Endonezya 280 milyonluk nüfusu ve yüzde 85’lik Müslüman oranı ile değişik bir kültür ve coğrafya. Endonezya’da zenginlik ve fakirlik koyun koyuna. Küçük ada ülkesi ve tek şehirden oluşan Singapur ise parayı, ihtişamı ve şehircilik kültürü ile bambaşka bir dünya.

İlk durak Endonezya

Toros Eğitim Kurumları’ndan Endonezya’daki Türk okullarına gezi inceleme amaçlı bir davet alınca Antalya’dan 10 gazetecinin yer aldığı grupla Endonezya’ya uçtuk.

Grubumuz; Ekrem Şen, Haşmet Öyken, Osman Altınışık, Tuncer Çetinkaya, Selami Şahin, Ali Tongülüs, Ali Buldu, Deniz Akgün, Adnan Çoban, bendeniz Rasim Gündüz ve Toros Eğitim Kurumları’ndan okul müdürleri Cemalettin Başbuğ ve Halis Özkan’dan oluştu. 19 Temmuz Pazartesi günü Antalya’dan19.35 uçağı ile İstanbul’a oradan da 00.25’te Singapur aktarmalı Jakarta’ya başlayan yolculuğumuz aradaki 4 saatlik zaman farkında dolayı yine bir akşam karanlığında Jakarta’da sonlandı. Havaalanı çıkışında bizi Cihan Haber Ajansı ve Zaman Gazetesi Jakarta Temsilcisi Selim Çağlayan ve Endonezya’daki Türk okullarında görevli genç öğretmenler karşıladı. Türk öğretmenlerin “Abiler…” diye başlayan hitaplarına gezinin sonraki bölümlerinde biz de ayak uyduracaktık.

Yol boyunca bolca bulanan manav dükkanları

Su ve toprak ülkesi

Antalya’dan Endonezya’ya harekâtımızdan önce bu Uzakdoğu ülkesi hakkında bilgiler edinmiştik. Endonezya ismi Latince Indus ve Yunanca nesos kelimelerinden türetilmiş ve "ada" anlamına geliyor. Su ve toprak ülkesi denilen Endonezya’da nüfusun yüzde 85’nin Müslümanlar oluşturuyor. 285 milyonluk nüfusu ile de Dünya’nın 4. büyüğü. Asya Kıtası’nın güney doğu ucunda, ekvator çizgisinin hemen güney ve kuzeyine dağılan 17 bin 508 ada üzerinde kurulu 33 eyaletten oluşan Endonezya, yağışlı ve tropikal bir iklime sahip. 2 milyon metrekareye yaklaşan yüzölçümü ile de büyük bir ülke olan Endonezya’ya su ve toprak ülkesi deniyor.

Jakarta’dan görünüm

Sömürüden bağımsızlığa

Yeraltı kaynakları bakımından zengin, fakat geri kalmış milletlerin makûs talihi olan sömürü düzeni, Endonezya için de geçerli olmuş.Sırasıyla Portekiz, İngiliz, Hollanda, Japonya ve tekrar Hollanda sömürgesinde kalmış. Endonezya’yı en uzun sömüren Hollanda olmuş: 350 yıl. Kalay, petrol, doğal gaz, kömür, bakır, altın madenleri bakımından hala dünyanın en büyük rezervlerine sahip olan Endonezya, bağımsızlığına ancak 2. Dünya Savaşı sonrasında kavuşabilmiş. 1945’de Ahmet Sukarno başkanlığında oluşturulan parlamento, Endonezya Birleşik Devletleri olarak bağımsızlık ilan ettikten sonra, 1950’de de Endonezya Cumhuriyeti adını alır. Ulusalcılık, halkçılık, temsili demokrasi, devletçilik, laiklik ilkelerine üzerine kurulan Sukarno başkanlığındaki bağımsız Endonezya’da yapılan ilk işlerden biri yabancı devletlere ait olan şirketleri millileştirmektir. 6 generalin kaçılıp, Komünist Partililerce öldürüldüğü şayiası ile1967’de ABD destekli bir darbe ile başa gelen General Muhammet Suharto dönemi komünistler ve daha sonraki dönemlerde de kendine muhalif olanlara karşı kıyıma sahne olur. Komünistlerin panzehiri olarak ise İslamcılar kullanılır. General Suharto dönemi de 1998’deki ayaklanma ile son bulur. Bugün ise demokratik kurallara göre yönetilen, rüşvetten arınmış bir yönetim modelini oturtmaya çalışıyorlar. Ama, hala devlet dairelerinde rüşvetsiz iş yaptırılamaması başlıca sorun. Eyaletlerden oluşan milli meclisi 460 milletvekili oluşturuyor. Ülkede koolisyon hükümeti işbaşında. Endonezya’da, Türkiye’deki AK Parti politikalarını birebir taklit eden ve adı da AK Parti anlamına gelen bir parti bile kurulmuş. Ve gün geçtikçe bu parti güç kazanıyor. 300’ün üzerinde etnik grup ve dilin bulunduğu tahmin edilen Endonezya’nın resmi dili ise bu lehçelerin ortak özelliklerinden oluşturulan Bahasia. Endonezyalılar, Malezyalılarla aynı soydan geliyor. Endonezya’daki çok kültürlülük,  "Çoklukta birlik" anlamına gelen ulusal slogan "Bhinneka Tunggal Ika" ile ifade ediliyor.

Motosiklet istilası

Tezatlar ülkesi Endonezya

 İlk gecemizi geçireceğimiz otele doğru yol alırken, akşamın geç vakti olmasına rağmen sıkıntı verici bir trafikle karşılaşıyoruz. Dev gökdelenlerin bulunduğu Java adasının en büyük şehri Jakarta, ülkenin başkenti. 18 milyona yakın insanın yaşadığı söyleniyor. Burası aynı zamanda ticaretin de başkenti. Burada yerel yönetimin başında seçimle gelen vali var. Jakarta; merkez, kuzey, güney, batı ve doğu olmak üzere 5’e ayrılmış. Her birinin valisi var. Merkez valisi diğer valilerin üstünde. Abdullah Gül’ün Endonezya ziyareti sırasında konakladığı Sarı Pan Pasifik otele güç bela ulaşıyoruz. Valizleri odalara çıkarmadan yemek yemek için gittiğimiz ilk adres Burger King oluyor. Global dünya dedikleri bu olsa gerek! Neyse, geç vakit valizlerimizi odalarımıza çıkarmamızla, etrafı keşfe çıkmamız bir oluyor. Sonraki günlerde de karşılaşacağımız keşmekeş manzaralarla daha ilk gün otelden çıkar çıkmaz burun buruna geliyoruz. Her yer pislik içinde. Seyyar köfteci arabalarının anımsatan tezgâhların etrafında toplanan kalabalıklar, karınlarını doyuruyor. Böyle bir keşmekeşin içinde oturup gitar çalıp eğlenmelerinden bu yapıyı artık kanıksadıklarını anlıyoruz.

Hayvanlar arabalardan sarkıtılacak havuca koşuyor

Zeytin ve ekmeğe hasret kaldık

Otele dönüp uyumamız yerel saat ile gece yarısı 3.00’ü bulmuştu. Sabah ta 7.00’de uyanıp kahvaltıya indik. İlk şaşkınlığımızı ekmek bulamamakla yaşadık. Burada ekmek yerine pirinç yiyorlar. Tam bir zeytin delisi olan biz Türkler için, kahvaltıda zeytin bulamamak da ikinci sürpriz oldu. Bereket yumurta vardı. Onu da Ekrem Şen ağabeyimiz sayesinde keşfettik. İkinci gün kahvaltımızda kendimize omlet ziyafeti çektik. Zira diğer yiyecekler ya çok tatlı ya çok acı; bize göre değil yani. Peynirin acısı oluk mu; Endonezya’da var. Adnan Çoban kahvaltı işini daha kestirmeden halletti: Pilav üstü kuru fasulye.

Jakarta’da kanallardan pislik akıyor

Dünyanın en büyük hayvanat bahçesi

Kahvaltıdan sonra Asya’nın en büyük hayvanat bahçesi olan Taman Safari’yi görmek için yola koyulduk. Planlanan 2 saatlik yolculuktu 3 saati aşmıştı. Bu arada yol üzerinde onlarca çeşidi bulunan ve gelip geçen arabaların önüne atlayan insanların sattığı tropik meyvelerden tattık. Dışında taze ceviz kabuğunu andıran siyah bir kabuk, içinde ise şeftali erik karışımı hoş bir tadı olan Mangis en beğendiğimiz meyve oldu. Parka yaklaştıkça yine yol kenarlarında gelen geçen araçlara uzatılan havuçların alâmetifarikasını Taman Safari’ye girince anladık. Arabalardan inmenin tehlikeli ve yasak olduğu bu cenneti andıran parkta, zebra, bizon, lama gibi onlarca hayvan, arabaların camlarından uzatılan havuçları kapmak için koşturuyordu. Adnan Çoban’ın deyimi ile burada ‘yalaka olmayan tek hayvan’ ormanlar kralı arslan. O, hiç böyle şeylere tevessül etmeden üzerine çıktığı yüksekçe bir yapıdan manzarayı seyrediyor. Burada bir birine zarar vermeyeceği düşünülen hayvanlar gruplandırılarak kale duvarı gibi yapılarla ayrılan bölgelerde özgürce yaşıyor; sonuçta arazi büyük. Vadinin yukarılarında kurulan kovboy kasabasında günde iki seans olmak üzere canlı canlı kovboy filmi çevriliyor; seyircisi çok. Sırf bu gösteri için parka gelenler var. 

Çoklukta Birlik anlamına gelen Endonezya'nın arması

“Dörtleyelim birader”

Bizim için eğlenceli bir o kadar da dinlendirici geçen Taman Safari’den şehir merkezine dönüşe geçtik. Yol boyunca gördüğümüz sefalet manzaraları bir kez daha bize Türkiye’nin değerini anlama olanağı verdi. Bir ülkede zenginlik ve yoksul arasında bu kadar mı fark olur; merkezde modern iş merkezleri ve konutların yer aldığı yapılar, ama hemen yanı başında ya da şehrin daha dış mahallerinde 2-3 metrekareden oluşan derme çatma kulübemsi evler… Galiba burada kişi sayısı kadar motosiklet ve özel oto var. Trafik yoğunluğunu hafifletmek için özel otoların şehir içinde 4 kişiden daha az yolcu ile hareket etmesine izin verilmiyor. Bize rast gelmedi ama özel otolardaki kişi sayısı 4’ten azsa yollarda bekleyen otostopçular belli bir para karşılığı sayıyı dörde tamamlıyormuş. Burada insanlar saatlerce trafikte bekleseler de ne bir tek korno sesi duyuyorsunuz, ne de bağırıp çağıran insanlar görüyorsunuz. Daha da önemlisi, bu kadar trafik yoğunluğunun içinde, üstelik vızır vızır motosikletlerin işlediği bir ortamda bir tek kaza meydana gelmemesine şaşırarak baktık hep. Zaten günlük yaşamda hep gülümseyen bir yüz ifadesi takınan Endonezyalıların kavga edecek tipler olmadığını anlamıştık.

Antalyalı gazeteciler

 

Bu haber toplam (1335) defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
 
Toplam (1) adet yorum eklenmiştir.
06 Ağu , 10:21:11
Baskent jakarta dunyanin en pis sehirlerinden biridir.Bu koca sehirde binlerce LAGIM kanali vardir ve milyonlarca insan bu kanallarla icice yasmaktadir.Ayrica dunyanin en pis kanali da bu sehirdedir ve dunya bankasi 500 milyon dolar verip buralarin temizlenmesini ongormektedir.Endonezya hakli guleryuzlu bir millet olarak taninirken ayni zamanda dunyanin da en cook yolsuzluk olan ulkesidir.Bu ulkede rusvet vermek ibadet gibi bir seydir ve vermezseniz basiniz agirir.Bu onlar icin ne gunahtir ne de haramdir.Hersey din,kultur icice karismis ve bir inanc sistemo olusturulmusutur.onlarca rusvet olayina tanik olurken gordugum manzaralar beni igrendirmisti acikcasi.Polisler cinli zenginlerden 5-10 dolar alabilmek icin makamlarindan cikip cinlileri kapida karsilayip adeta iki buklum olup onlerinde egilerek islerini aninda yapiyorlardi.Sonra da herkes topluca namaza gidiyordular..Cinlierin niye bu ulke de asiri zengin olup butun kose baslarini tuttuklarini cok iyi anliyordum.Endonezyalilar ise bu ulke de nekadar pis is varsa onlari yaparken cinliler ekonomiyi elinde tutup Endonezyalilari kole gibi cok az paraya calistirip uyanmasinlar diye de onlara arasira yiyecek yardimi ve kira yardimi da yaparak daha cok uyumalarini saglamlastirmislar...Buyuk bir varos sehri olan jakarta da asiri fakir halk hala cami yaptirmak icin yuzlerce insanla sokaklarda kapi kapi dolasip yardim dilenirlerken cinliler daha cok ticaret is lanlari ve yatirim yaparak sehre hakim olmuslardir.oyleki dun gittigim buyuk bir lux magazada cinli yoneticiler cok az Endonez musterisi olan bir yerde bile islami muzikler calmaktaydilar...yani uyutmaya devam metodu...Ayrica Endonezyalilar ellerini yikamaz ve sabun kullanmazlar ve so el kirli,pis el olarak kabul edilir.Bu ulkede hic bir cami de yada umumi parali WC lerde ne lavabo vardir ne de sabun.Bu nedenle gittigim her yere sabunla giderim...Varoslardaki halk asiri fakir ve cok pis olduklari icin bazi mahallerde insanlar aksamlara kadar birbir bitlerini temizlerler..yedikleri herseyi elleriyle yer ve sonra el yikamadan ustlerine surerler...Evlerde mutfak ve lavabo yoktur ve hersey akliniza ne gelirse ya sokakta yapilir yada wc lerde...Muslumanlik ise tamamen semboliktir ve hic bir musluman ulkenin inanis bicimine benzemez..Endonezler asiri tembel ve uyumayi cok seven bir millettir..Bir Endonez gunde iki dolar kazanmissa yemegini yedikten sonra nerde bosluk bulursa orda yatip uyur. bilseki bes dolar daha fazla kazanacagim bunun icin tek adim bile atmaz..Adeta hayvan aahiri gibi olmus bir on odali pansiyon sahibine diyorum ki burayi temizle ve butun odalari kiraya ver daha cok kazan.verdigi cevap Endonezya halkinin yasam bicimini de anlatiyor: simdi 4 oda kirada ve aldigim para bana yetiyor.diger odalari acmaya gerek yok.Kim ugrasacak onlarla Burda ki pansiyonlari bizdeki gibi sanmayin sakin.gece uyurken uzernizden herturlu yaratik gecer ve tek bir pis yatak vardir o da yer yatagidir..bos odalarda ki eski yataklar ise nemden curumus ve kapilari dahi hic acilmamistir...ozellikle LAGIM kanallarinin uzerleri yiyecek saticilariyla doludur.ve yol boylarinda yuzlerce yemek yerleri vardir.geceb ay bunlardan en temiz olanini sectik ve iceri girdik.iceride baslari bagli uc hanim vardi.yemek vitrinine dogru yuruyup kontrol ettim ve gordugum manzara digerleri gibiydi.butun tabaklarinin uzerleri ve icleri FARE pisligiyle doluydu...onlara bunu gosterip bu ne deyince sanki hic birsey yokmus gibi ilgilenmediler bile.utanma ,ar denen sey yok bu ulkede...Imanlarinin yarisi pislik yarisi ise rusvet...
  
Bu Haberi paylaşın
 
 
İPİMİZİ ÇEKİYORUZ… - İPİMİZİ ÇEKİYORUZ…
Binali Efe
Tarım alanlarının imara açılması - Tarım alanlarının imara açılması
Abdullah Yalçın
SIFIR ÇEKEN ÖĞRENCİ DEĞİL İKTİDAR - SIFIR ÇEKEN ÖĞRENCİ DEĞİL İKTİDAR
Aydın Yavuz
FİDANLARIN KIRILDIĞI ZAMANLAR - FİDANLARIN KIRILDIĞI ZAMANLAR
Esref Ural
Mustafa Erdem “barışın” adayı… - Mustafa Erdem “barışın” adayı…
Salih Karadağ
Gazetecilik ve Nedim Şener - Gazetecilik ve Nedim Şener
Engin Korkmaz
Türel-Tütüncü-Çavuşoğlu - Türel-Tütüncü-Çavuşoğlu
Yunus Erdoğan
YETMEYECEK KÖFTELER - YETMEYECEK KÖFTELER
Ahmet Özmen
Tüm Yazarlarımız
  • BUGÜN
  • DÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
Antalya şehiriçi trafiğinden memnun musunuz?

Fikrim yok
Hayır
Kararsızım
Evet
Işık süresi çok uzun

Ana Sayfa   |   Politika   |   Güncel   |   Ekonomi   |   Kültür Sanat   |   Spor   |   Teknoloji   |   Sağlık   |   Çevre   |   Telekulak   |   Astroloji   |   Sektörel   |   Dosya   |   Röportajlar   |   Resmi İlan   |  
E-Gazete (aboneler için)   |   İletişim  |   Reklam Seçenekleri  |   Künye
Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2011
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Yazılım & Tasarım : Akdeniz internet