Bütün ülke botanik park
Endonezya’daki son günümüz 24 Temmuz Pazar günüydü. Otel’de kahvaltı ve kısa bir hazırlıktan sonra havalimanın yolunu tuttuk. 14.00 gibi bindiğimiz uçak, 15.30 gibi Singapur Havalanı’na inişe geçtiğinde aşağıdaki manzara büyüleyiciydi. Pasaport kontrol noktasına doğru giderken geçtiğimiz terminal binasının içinin de tropikal iklime özgü bitki ve çiçeklerle bezenmiş olmasından bu ülkede yeşile verilen önemi anlamamız açısın bir ipucuydu. Hava alanından, konaklayacağımız otele kadar 5 şeritli bir yoldan ilerliyoruz. Burada her yer bir botanik bahçesini andırıyor. Trafik sıkışıklığı diye bir dert yok. Yüksek katlı, her biri mimarlık harikası olan binaların balkonları, tropikal iklime uygun bitki ve çiçeklerle bezenmiş. Yerlerde bir tek izmarit dahi göremiyorsunuz. Şu kısacık şehir içi yolculuğumuz sırasında gördüğümüz şehir düzeni karşısında, "Burayı görmeyen birini belediye başkanı yapmamak lazım" demekten kendimizi alamadık. Saatlerce beklediğimiz Jakarta trafiğinden sonra, bir ışıkta bile ancak 3-4 araçlık bir kuyruk oluşması inanılır şey değil. Havaalanından çıkalı henüz 20 dakika olmuş ki, konaklayacağımız otele geldik. Burada her şeyin pahalı olduğunu otel konaklama ücretiyle karşılaşınca öğrendik. 2 yıldızlı ama temiz bir otelin gecelik konaklama ücreti 198 Singapur Doları. Türk Lirası ile 300 TL’ye yakın.
Malezya ah vah demiş ama…
Bir gün sonraki Singapur izlenimlerimize geçmeden bu küçük ada ülke hakkında biraz bilgi verelim. Malezya’daki İngiliz sömürüsü 1963’te kurulan federasyon ile fiilen sona ererken, Singapur da Malezya’ya katılmış. Fakat nüfusunun yüzde 75’ten fazlasını Çin asıllıların oluşturması nedeniyle sorun çıkar hesabıyla Malezya’nın istemediği Singapur, 2 yıl sonra, yani 1965’te bağımsızlığını ilan etmiş. Singapur, 35 yıl gibi kısa bir sürede 3. dünya ülkesi klasmanından 1. dünya ülkesi klasmanına yükselmeyi becermiş bir ülke olunca Malezya kaçan balığın büyük olduğunu anlamış ama geç olmuş tabii.

En yüksek tepe 177 metre
Malezya’nın Endonezya yönünde, burnunun dibindeki bu küçük ada ülkesinin uzunluğu 43 km eni ise 20.5 km kadar. Kendisine ait 40 kadar adacıkla birlikte 622 km2’lik bir yüzölçümüne sahip. Düz bir arazi olan Singapur’da en yüksek tepe 177 metre. Tropikal bir iklime sahip olan ülkede sıcaklık ve nem değerleri yüksek; ama yine de Antalya’nın yazından daha rahat diyebiliriz.
Yüzde 60’a "hezimet" demişler
5 milyona yakın nüfusun bulunduğu Singapur’da resmi dil İngilizce ve Malayca. Bu küçük ülkede dini inançlar çeşitlilik arz etse de en büyük grubu yüzde 40’lar civarında Budizm’e inananlar teşkil ediyor. Bunu Taoist, Müslüman, Hristiyan, Hindu gibi dini guruplar izliyor. Singapur Cumhuriyeti parlamenter demokrasi sistemine dayanıyor. Yasama gücü tek meclisli Millet Meclisinin elinde. Meclis, 79 üyeli olup, üyeler beş senede bir seçiliyor. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Parlamento Başkanı ve Temsilciler Meclisi Başkanı mevcut. İktidar partisi son yapılan seçimlerde ilk kez yüzde 60’lara gerileyince, gazeteler "hezimet" başlıkları ile çıkmış.

Singapur: Açık pazar
Singapur’da ne yeraltı kaynağı var, ne tarım ne de ağır sanayi. Uzak doğunun ticaret gemilerinin uğrak yeri olan Singapur’un serbest pazar olması burayı ticaretin merkezi yapmış. Uzak doğunun bütün ticari anlaşmaları, alım satım işleri burada yapılıyor. Hızlı işleyen bir bürokrasi olduğu söyleniyor. Petrol yok ama çevre ülkelerden aldıkları ham petrolü işleyip satmaları sayesinde iyi bir petrol geliri elde ediyorlar. Singapur’un önde gelen endüstri dalları; gemi yapımcılığı, petrol rafinerileri, elektronik âletler, tekstil, gıda ve kereste endüstrisidir. Turizm ülke için önemli bir gelir kaynağı oluşturuyor. Balıkçılık da, özellikle son zamanlarda ülke ekonomisine önemli ölçüde gelir sağlıyor. Ayrıca ulaştırma, bankacılık, sigortacılık, haberleşme, tâmirat ve depolama gibi hizmetlerden de önemli ölçüde gelir elde ettiği sektörler olarak dikkat çekiyor.
Her şey ateş pahası
Otelde geçirdiğimiz gecenin ardından kahvaltımızı yapmak üzere Singapur Türk Kültür Merkezi’ne hareket ediyoruz. Kısa süren yol boyunca şehir hakkında Türk Kültür Merkezi görevlisi Hüseyin bizi bilgilendiriyor. Singapur’da hayat oldukça pahalı… Burada her şey devlete ait. Evler 99 yıllığına vatandaşlara kiralanıyor. Akaryakıt fiyatları 2 Türk Lirası’na eş değer ama araçlar da devletin; 10 yıllık sürelerle kiralanıyor. Aracın fiyatı 30,000 Dolar ise 10 yıllık tahsisin bedeli de bir o kadar. Burada hayat pahalı ama emek ve hizmet sektörünün aldığı ücretler de yüksek. En niteliksiz inşaat içsi bile (Genellikle Hind kökenli olanlar) 2,000 Dolar maaş alıyor. Burada en pahalı şeyler; evler dışındaki işyeri, ofis, özel okul yerlerinin kira bedelleri…

İmrendiren cadde ve kaldırımlar
Burada cadde ve kaldırımların bir biri ile olan uyumuna hayran kalırsınız. Öyle cadde ortasında tümsekti, yarım metre yüksekliğindeki kaldırımdı, kapağının bir yanı yoldan 10 cm yüksekte duran rögar kapağıydı, yılan gibi kıvrılan ara sokaklardı, keskin virajdı v.s. Bahsettiğimiz türden saçmalıkları görmek mümkün değil. 3-5 şeritli ana caddelerin yanındaki servis yolları bile bizim ana caddelerimiz kadar geniş. Refüjlerdeki bitki örtüsü ve ağaçlardan oluşan yeşil kuşaklar ise botanik bahçesini aratmıyor. Yön levhaları ve trafik işaretleri görüntü kirliliği yaratmayacak derecede iyi düşünülmüş; hepsi bir biri ile belli bir orantı içinde uyumlu. Hele dükkânların ve ofislerin cephelerinde öyle 3 metreye 5 metre renk cümbüşü içinde bir tabela kirliğine rastlamanız imkânsız. Singapur’da her şey insanların sağlıklı ve temiz bir çevrede yaşaması için planlanmış. Hangi türden işi yerinin tabelası nasıl olması gerekiyor, oturup düşünmüşler; herkes ona uyuyor. Burada kapalı alanlarda sigara içmemin cezası ağır; 1000 Dolar. İnsanların yoğun olarak bulunduğu açık havada bile sigara içmenin cezası ağır. Petrol rafineleri bile insanları etkilemesin diye, şehir dışındaki küçük bir adaya yapılmış.

Singapur Türk Kültür Merkezi
Botanik bahçesini andıran caddelerden ilerleyerek Singapur Türk Kültür Merkezi’ne ulaşıyoruz. Burada bizi Merkezin müdürü Necmettin Eskici ve Singapur’da yerleşik bulunan Türkler karşıladı. Necmettin Bey’in anlattığına göre, onlar Singapur’a uyum sağlamada Devlet Başkanı’nın örnek gösterdiği Türkler. Şimdilik diğer ülkelerdeki gibi Türk okulu kuramıyorlar; çünkü yabancıların açtığı okullara Singapurlu öğrenci kabul etmek yasak. Ama bu yasağın esnetilmesi konusunda umutlular. Buraya gelirken yol üzerinde gördüğümüz ilköğretim okullarının bile adeta bir üniversite kampusunu andırmasından eğitime verilen önemi anlayabiliyoruz. Singapur’da okuryazar oranı yüzde 96’larda.Bu küçük ada ülkesinde 500 civarında Türk yaşıyormuş. Kültür Merkezi bunların çoğunluğuna ulaşabiliyor. Yıl içinde düzenledikleri birçok etkinlik sayesinde hem Singapurlular ile tanışıp kaynaşıyorlar, hem de Türkler arasındaki dayanışmayı sağlıyorlar.

Singapur’a kuş bakışı
Kültür merkezinden sonraki programımızda Singapur nehri üzerinde kısa bir tekne turu var. Kısa tekne turunda hayran hayran nehir boyundaki binalara ve park düzenlemelerine bakıyoruz. Balkonlardan, nehir üzerindeki üst geçitlerden süs bitkileri ve çiçekler sarkıyor. Ağzından su fışkıran Arslan figürü ve arka fondaki 56 katlı, üç bloktan oluşan binanın üstünde boylu boyanca uzanan gemi-otel ve teras muhteşem bir görüntü oluşturuyor. Biraz sonra biletle çıkılan 56 katlı iş merkezi ve gemi figürünün üstündeyiz. Buradan, tüm Singapur’u kuşbakışı görmek mümkün. Uzakdoğu’nun deniz üssü bu küçük liman kentinde deniz, adeta gemi tarlasını andırıyor. Teras’ta otel de var. Otel’e giriş ayrı bir kapıdan. Gecelik konaklama ücretinin 300 ile 500 Dolar orasında olduğunu duyunca, 300 TL’ye yakın para ödenen 2 yıldızlı otelde konakladığımıza hayıflandık.

Su altı dünyası muhteşem
Türk Kültür Merkezi’nden sonra Sentosa Adası’nda bulunan su altı dünyasını görmek üzere yola çıkıyoruz. Ziyaret için bilet bedeli 20 Dolar. Teleferikle bir tepeden diğerine geçiyorsunuz. Yunus gösteri merkezi ve deniz canlılarından şifa arayanlara özel havuzların da bulunduğu bölümlerden çok, ilgimizi akvaryuma yoğunlaştırıyoruz. Lüks restoran, otel, hediyelik eşya ve tekstil mağazalarının bulunduğu bu adada, akvaryuma, mağazaların içinden dolaşarak geçiyorsunuz. Ticari zeka böyle bir şey olsa gerek. Aklınızda fikrinizde alışveriş yapmak yoksa bile alışverişe dalıyorsunuz. Nihayet akvaryumdayız. Burada Okyanus’un dev balıklarından tutun da bin bir türlü küçük deniz canlısına kadar zengin bir su altı dünyasına şahit oluyorsunuz. Küçük yaştaki çocuklar bile kafileler halinde buraya getiriliyor ki denize yabancı kalmasın.
Hindli Mustafa’nın pazarı
Singapur’a gelmeden önce elektronik eşyaların çok ucuz olduğunu duymuşuz ya, illa da gidip bir şeyler alacağız. Fakat bize rehberlik eden arkadaşların ilk verdiği bilgiler ve girdiğimiz alışveriş merkezinde gördüğümüz fiyatlar durumun hiç de öyle olmadığını gösterdi. Burada Hindli bir işadamına ait büyük bir alışveriş merkezi var. Adı da; Mustafa Center. Bir sokak boyunca uzanan binalar yan yana tünellerle bağlanıp büyük bir alışveriş merkezi haline getirilmiş. Burada elektronikten, tekstile, hediyelik eşyadan, çantaya, gıdadan inşaat malzemesine kadar ne ararsan var. Fotoğraf makinelerine baktık ama Türkiye’den çok farklı değil. Genelde çalışma amaçlı olarak Singapur’da bulunan Hindli işçilerin yaşadığı bir çevre olan bu bölge, şehrin diğer bölgelerine göre daha bakımsız. Valiz ve ufak tefek hediyelik eşyadan başka bir şey almadan çıkıyoruz buradan.
Temizlikte titizler
Singapur’dan bu akşam (25 Temmuz Pazartesi) döneceğiz. Havaalanına hareket için daha çok zamanımız var. Zira uçağımız saat 23.10’da hareket edecek. Hayran kaldığımız Singapur’u biraz daha tanımak için 4’erli gruplar halinde dağılıyoruz. Bu durum, zorunlu haller dışında, 4 kişi binmeden hareket etmeyen taksilerle bizim havaalanına hareket etmemiz için de kolaylık olacak. Bir süre sonra gruplarımızdan ikisi aynı alışveriş merkezinde buluştu. Fotoğraf makinelerine burada da bakıyoruz ama Türkiye’den farkı yok. Buradan akşam yemeğini de yedikten sonra Singapur Havalimanı’na hareket ediyoruz. Singapur’da temizliğe verdikleri önemi anlamak açısından iki örnek yeterli olur sanırım. Birincisi, şehrin ortasında yeni metro hattı inşaatında çalışan kamyonların, ana caddeye çıkışta, yollara bir gram çamur taşımaması. Kaldırım ile inşaat sahası arasında oluşturulan ızgaralar üzerinde kamyonların çamurlu tekerleri yıkanmadan yola girmesine izin verilmiyor. Temizliğe verilen önem açısından ikinci örnek, havaalanı tuvaletlerinde elinde paspas ile bekleyen görevliler… Siz ihtiyacınızı giderip dışarı çıkınca elinde pas olan görevli içeri girip hemen yerleri paspaslıyor. Singapur’dan son notumuzu da böyle düştükten sonra Tür Havayolları uçağı ile İstanbul’a hareket ediyoruz. Türkiye’ye dönüyor olmaktan mıdır, yoksa alıştığımızdan mıdır dönüş yolculumuz rahat geçti. 26 Temmuz sabahı saat 5.00 sularında uçağımız İstanbul semalarındayken düşünüyoruz: 3-5 katlı abartmanlar yerine, geniş caddeleri olan yüksek katlı ama yeşil alanı bol bir şehir yaratmayı neden düşünemiyoruz? SON
|