Ana Sayfa     Politika   |   Güncel   |   Ekonomi   |   Kültür Sanat   |   Spor   |   Teknoloji   |   Sağlık   |   Çevre   |   Telekulak   |   Astroloji   |   Sektörel   |   Dosya
Röportajlar     |     Resmi İlan     |     Yazarlar    |     Galeri
Ana Sayfaya Dön Çevre Kategorisi Diğer Haberleri
Gezginin günlüğü
19 Ağustos 2011 Cuma , 14:21
KOVADA GÖLÜ’NDE KİRAZ YİYEN BALIKLAR VE ÇEVRE GÖNÜLLÜSÜ MUSTAFA’NIN ÖYKÜSÜ

Antalya ve çevresi başta olmak üzere fırsat buldukça Anadolu’yu keşfe çıkan, gittiği yerlerden doğaya ve insana dair hikayeler anlatan Ali Çetin, bu kez rotasını yanıbaşımızdaki doğa harikası Kovada Gölü’ne çevirdi. Ve Mustafa’nın hikayesini yazdı.

 

Dağların, bitmez tükenmez bir albenisi vardır her zaman. Dağlar, gün olur cilve yapar, gün olur göz kırpar, gün olur alır koynunda saklar insanı. Yaz aylarında bir başkadır dağların kucağı, kış aylarında ise bir başka. Yaz sıcakları bastırdığı zaman, yani Antalya gibi sahillerde yumurta güneş altında pişerken, alıp başını gidersen, bir saat sonrasında, üşümeye başladığın, soğuk pınarların başında alırsın soluğu. Toroslar yeşiliyle kucakladığı için Akdeniz’i, bir solukta çıkıverirsin derin vadilerden geçerek, ulu çınarların altındaki derelere, pınarlara, göllere. Kovada gölü, bir solukta alıp başını gidilen yerlerden birisidir. Antalya’dan iki saat gittikten sonra Denizden 900 metre yükseklikte, yeşil ormanların arasında, yeşil bir göl sizi karşılar. Büyülenirsiniz. İnsanı büyüleyen sadece serinlik değil, yeşilin koyu tonu, gölün koyu yeşili ve yeşilin göle yansıyan görüntüsüdür. Çok sık olan çınarların ve meşe ağaçlarının arasından belli belirsiz fark edersiniz gölün suyunu. Birçok yerde gölü görebilmek için ağaç dallarını aralayıp bakmak gerekmektedir. Balık şıpırtılarının, kanat çırpan sakar mekelerin ve angutların uçuşmalarıyla irkilirsiniz.

Ormanın içinden gelen dost

Doğanın bu görsel sunumu içerisinde kaybolurken, bir yandan da kamp kurabileceğimiz en uygun yeri arıyorduk. Kiraz bahçesinin yanında ki bir kamp alanına girdik. Bu ortamda, bu sessizlikte çokça konforlu bir kamp alanıydı burası. Suyu, bankları, tuvaleti ve çadır kurulacak yerleri vardı. Çevreye bir göz attıktan sonra “çadırları kuralım, buradan daha iyi yer bulamayız bana sorarsanız”dedi Numan. Çadırlarımızı kurduk. Odun toplamak için ormana doğru girerken “hoş geldiniz” sesiyle ormanların içinden elinde kazması ve tahrasıyla birisi geliyordu bize doğru. Kırıntı köyünden Mustafa Gökceylan’dı gelen. Mustafa yıllar önce kovada gölüne geldiğimizde bize göl balığı yedirmişti. Balıkların tadı daha damağımızdan silinmemişken Mustafa Gökceylan’ı yeniden görmek mutlu etti bizi.

Patikalarda keşfe çıktık

Kampımızı kurduktan sonra göl çevresinde yürüyüş yapmak için Mustafa’nın gösterdiği patikadan ormanın içerisine daldık. Göl manzaralı, tarihi taş döşeme yollara benzeyen patikadan bir süre yürüdükten sonra oturulacak yerler yapılmış olan bir seyir terasında  mola vererek, ormanla bütünlenmiş göl manzarasını seyre daldık. İnsan bıkmadan saatlerce oturup, gölü, gölün yeşilini, balıkların gölde yarattığı ışıltıları, uçuşan göl kuşlarını ve göl çevresindeki yeşil ortamı seyredebilir. Hava serin, manzara güzel, seyir tepesini terk etmek istemiyoruz.Akşama doğru kamp yerimize dönüp, topladığımız odunlarla kamp ateşimizi yakıyoruz. Temmuz ayının başındayız, hava serin, hem üzerimize kalın şeylerimizi giyiyoruz, hem de kamp ateşinin başına biraz daha yaklaşıyoruz. Sessiz ortamda, kıpırdayan göl sularının melodisiyle, gökyüzünün ahengi bizlere huzur veriyordu.Çadırlarımızda, güzel, deliksiz uykumuzdan sonra, erkenden dingin sabahta uyandık. Yürüyüş için hazırlandık. Mustafa, kamp masamıza amcasının bahçesinden topladığı kirazları bırakmıştı. Hüseyin’in avucuna doldurduğu kirazları yiyerek ormanın arasında başka bir patika yoldan, bambaşka bir dünyaya doğru adımlamaya başladık.

Kovada’yı tanıyalım

Kovada gölü,1970 yılında milli park ilan edilmiş. Isparta’ya 58 km. Antalya’ya 156 km. uzaklıktadır. Göl içerisinde 59 adet yerli olmak üzere 26 adet kış göçmeni,48 adet yaz göçmeni,20 adet transit göçen olmak üzere 153 adet kuş türü bulunmaktadır. Pullu sazan, kadife, sudak, havuz balığı ve kerevit göl içi canlıları olarak varlıklarını sürdürmektedir. Yoğun ormanları ise, kızılçam, karaçam, meşe, köknar, sedir, çınar, ardıç ve çitlembik ağaçlarıyla ve yaban keçisi, yaban domuzu, sansar, porsuk, tilki ve sincaplarıyla dört mevsim yaşam dolu bir çevre olma özelliğini sürdürebilmektedir.1958 yılına kadar Kovada Gölü ile Eğirdir Gölü, birleşik bir göldü.1958 yılında kovada HES yapılınca su yatağı derinleştiriliyor, su yatağı derinleştirilince iki göl ayrılıyor ve sadece bir kanalla göller arası su dolaşımı sürdürülüyor. Eğirdir gölü ile kovada gölü arası 20 km. mesafede. Kovada gölü, Eğirdir gölünden 20 m. Daha düşük rakımda. Kovada gölü, göl içi canlılarıyla, çevresindeki orman ve dağlarıyla doğa harikası olan bir coğrafya.

Kamp ateşinde mutluluğun resmi

Kovada Gölünün güzelliğine gönül veren, güzelliği anlayan ve göl ile yaşamı özleşen, birde Kırıntı köyünden Mustafa Gökceylan var. Mustafa, Kırıntı köyünde yaşayan, bahçecilik, balıkçılıkla geçimini sağlayan bir insanoğludur. İkinci gün akşamında, Mustafa arkadaşımızın gölden avladığı, gölün doğal balığı olan kara sazanları yiyoruz. Kara sazan balıklarının lezzetine doyum olmuyor.”Kovada gölünün kara sazanları kirazla beslenirler, onun için lezzeti çoktur ama illa ki ben pişirmeliyim” diyor Mustafa gülerek. Temmuz sıcağındayız,900 metre rakımında, akşam kamp ateşinin başına sokulup, pırıl pırıl yıldızların hoş aydınlığında balıklarımızı yiyoruz. Kovada gölü çevresinde mevsiminde yetişen kirazın, elmanın, domatesin tadı bir başka güzelliktedir.”Keyifte, mutlulukta bu olsa gerek diyor.”Hüseyin ellerini kızaran kamp ateşine uzatarak.

Kıl çadırla başlayan hikaye

Mustafa Gökceylan, Kovada gölünün güzelliklerinin farkına varınca, göle ve göl çevresine daha başka bir gözle ve duyguyla bakmaya başlıyor. Bu farkındalıkla yaşamına değer kattığını düşünüyor.1989 yılının ilkbaharında göl kenarına birkaç tane kıl çadır kuruyor. Amacı kovada gölünü gelenlere tanıtmak ve de para kazanmak. Gelenleri göl çevresinde gezdiriyor, göl balıklarından yediriyor. Bunu yetkililerden izin alarak yapıyor. Göl çevresi çok sık ormanlık olduğu için gezmek ve gezdirmek zor. Mustafa, eşi ve çocuklarıyla birlikte orman içerisinde, göl kenarında parkurlar açmaya başlıyor. Tarihi yollara benzeyen, taş döşeme patikalar açıyor. Kovada gölüne gelenler mutlu.

Kaçak avcıların korkulu rüyası

Bedava rehberlik yapan birisinin olması herkesi etkilediği gibi, Kovada gölü milli park yetkilileri de Mustafa’nın çalışmalarının, çevreye olan duyarlılığının farkına varıyorlar ve 1990 yılında çadır alanını, taş yapılaşma için Mustafa’ya kiraya veriyorlar. Bir şartları var yetkililerin:”Göl çevresine sürekli parkurlar açacak, gölde ve göl çevresinde kaçak avlanmayı takip edecek.” Mustafa için,1990 yılından sonra gölü korumak, göl çevresinde parkurlar açmak, Mustafa’nın bir uğraşı, yaşam biçimi olarak yaşamını daha da anlamlaştırıyor. Artık Kovada gölünde kaçak balık avlamak, kaçak göl kuşlarını avlamak, göl çevresindeki ormanlarda kaçak yaban keçisi, ayı, tavşan avlamak çevre köylüler için zorlaşmış. Mustafa gece, gündüz sürekli gölü ve çevresini kollamaktadır. Çevre gönüllüsü Mustafa’nın huzuru çok sürmüyor. Yakıldı mı, yandı mı bilinmez ama bir gece Mustafa’nın taş evi ve lokantası yanıp kül oluyor. Mustafa doğa gönüllüsü, Mustafa çalışkan. Yetkililer Mustafa’yı devlet işçisi olarak işe alıyorlar.

Kovada’nın gözü kulağı

Mustafa Gökceylan, Gölde kaçak balık avcılığının önüne geçmiş. Gölün kirlenmesinin geçebildiği kadar önüne geçmiş. Kuşlar özgür uçmaya başlamışlar kovada gölünde.26 km.lik göl çevresinde 12 km. parkur açmış. Çatal tepeye, çınçın tepeye parkurlar açmış.”Amacım, kendi imkânlarımla da olsa Aktıran dağına ve Zortu sivrisine de parkur açmak.Birkaç yıl öncesinde Kovada gölü, Çevre Orman İl Müdürlüğü bünyesinde, Valilik başkanlığında kurulan Eko Bir (Eğirdir ve Kovada Gölü Koruma Birliği)ne bağlanmış. Kaçak balık avlayamayan, kaçak kuş avlayamayan bir kısım köylüler, Mustafa’yı Valiye şikâyet etmişler. Bunun üzerine yetkililer Mustafa’yı işten çıkarıyorlar.

İş bitmiş; sevda bitmemiş

Mustafa, işten atılmasına karşın bırakmamış, bırakamamış Kovada gölünü. Kovada Mustafa’sız, Mustafa Kovada’sız öksüz kalıyor. Mustafa, Kovada gölüne, sakar mekelere, çitlembiklere, sedirlere, kara sazana, kadife balığına, çim sazanına sevdalı. Göl canlılarının mutluluğu mutlu ediyor onu.”Geceleri uyku tutmaz gezerim göl çevresini” diyor hüzünlü. Hiç bir beklentisi yok.”Göle sevdalı, emek vermiş birisini neden işten atarlar anlamadım, Valinin haberi olsa attırmazdı.”diyor. Anlamak zor! Belki bir araştıran yetkili olur. Böylesi insanları çoğaltmak, örnek olarak göstermek, her köyde en az bir tane yetiştirmek, yeni yeni çevre gönüllüleri yaratmak gerekirken, böyle insanları yok etmek, yok etmeye çalışmak doğaya, çevreye ve de Kovada Gölüne verilen en büyük zarardır biline.

 

                                                        ALİ ÇETİN

                                                 sinanalicetin@yahoo.com

                                                   www. namaras.org

Not: Ali Çetin’in fotosu “Gezgin’in dünyası ” başlığı ile vinyet oluşturulsun

Foto 2: Göl kenarında boy veren sazlıkların aksi yansıyor suya

Foto 3: Doğaseverler, Kovada sevdalısı Mustafa Gökceylanlı gölün yamaçlarında açtığı patika yollardan geçiyor

Foto 7: Mustafa, Orman İdaresi’ndeki işinden çıkarıldıktan sonra da doğaseverlere Kovada’yı tanıtmayı sürdürüyor.

Foto 12: Mustafa’nın doğal taşlarla yaptığı seyir teraslardan birinde soluklanıyoruz.

Foto 10: Antalya sıcaktan kavrulurken, Kovada kenarında odun ateşi etrafında bulunmanın saadetini yaşıyoruz.

Foto 11: Kamp çadırlarında temiz hava bol oksijen ile güne başlıyoruz.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam (343) defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
 
Toplam (0) adet yorum eklenmiştir.


Bu Habere Yorum yapılmamış ilk yorum yazan siz olun!

  
Bu Haberi paylaşın
 
 
YETMEYECEK KÖFTELER - YETMEYECEK KÖFTELER
Ahmet Özmen
FİDANLARIN KIRILDIĞI ZAMANLAR - FİDANLARIN KIRILDIĞI ZAMANLAR
Esref Ural
TARİHE NOT DÜŞMEK! - TARİHE NOT DÜŞMEK!
Yaman Çağrı Doryan
İPİMİZİ ÇEKİYORUZ… - İPİMİZİ ÇEKİYORUZ…
Binali Efe
Türel-Tütüncü-Çavuşoğlu - Türel-Tütüncü-Çavuşoğlu
Yunus Erdoğan
Mustafa Erdem “barışın” adayı… - Mustafa Erdem “barışın” adayı…
Salih Karadağ
Baykal’a jest - Baykal’a jest
Ali Orhan
SIFIR ÇEKEN ÖĞRENCİ DEĞİL İKTİDAR - SIFIR ÇEKEN ÖĞRENCİ DEĞİL İKTİDAR
Aydın Yavuz
Tüm Yazarlarımız
  • BUGÜN
  • DÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
Antalya şehiriçi trafiğinden memnun musunuz?

Fikrim yok
Hayır
Kararsızım
Evet
Işık süresi çok uzun

Ana Sayfa   |   Politika   |   Güncel   |   Ekonomi   |   Kültür Sanat   |   Spor   |   Teknoloji   |   Sağlık   |   Çevre   |   Telekulak   |   Astroloji   |   Sektörel   |   Dosya   |   Röportajlar   |   Resmi İlan   |  
E-Gazete (aboneler için)   |   İletişim  |   Reklam Seçenekleri  |   Künye
Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2011
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Yazılım & Tasarım : Akdeniz internet