Sevgili Ergün Efe, biz sizleri sesinizden ve müziğinizden tanıyoruz, ancak daha iyi tanımak ve okurlarımıza tanıtmak için bize kendinizi anlatır mısınız?
Tabii Efendim. Ben Ergün Efe. 1969 yılında Erzincan Çayırlı’da doğdum. Yedi yaşında babacığım sayesinde bağlama ile tanıştım. İlk, orta ve lise öğrenimimi Almanya’da tamamladım. Bu arada büyük bir tutku ile bağlandığım Halk Müziği olgusunda daha ileri seviyelere gidebilmek için araştırmalar yaptım.
Ne tür bir araştırma bu ve sonucu ne oldu?
Sanat’ın ne olduğunu ve neden insanlarda bir müzik gereksinimi olduğunu araştırdım. Bunun için elimde kendi topraklarında bulunan Alman arkadaşlarım, benimle aynı topraklarda doğmuş ve şu anda burada bulunan Türk hemşerilerim ve dünyanın başka topraklarında doğmuş iş veya başka sebeplerle Almanya’ya gelmiş yeni dostlarım gibi geniş bir yelpaze vardı. Bazen izleyerek bazen sorarak onlar için müziğin ne anlama geldiğini inceledim. Bu incelemelerimi müzik üzerine yapılmış olan akademik tezler ile yoğurdum ve müziğin yemek içmek gibi bir gereksinim olduğunu anladım.
Yani insanlar için müzik ne anlama geliyor?
Efendim, müzik sadece insanlar için değil yaşayan her canlı için bir ihtiyaç. Tabii araştırmalarım insanlar üzerine oldu ama düşünün bir bülbülü ötmeye sevk eden sadece o sesi o nefesi dışarıya çıkarma ihtiyacı mı? Tabii ki hayır. Bülbül o serenomisi ile hasretini, aşkını, esaretini, acısını veya sevincini paylaşmıyor mu? Müzik tüm canlılar için doğumdan ölüme kadar bir ihtiyaçtır. Annenin doğumu sırasında çıkardığı sevgi sesi, sevgiliye kavuşulduğunda dudaklarımızdan dökülen sesler, bir yakınımızı kaybettiğimizde yakılan ağıtlar, dini ritüeller, mevlitler, kasideler her şey ama her şey bir müzik. Bazen sevgi ve coşku, bazen acı ve hüzün ama hep müzik.
Müziğe bu türlü bakmamıştım, ama dediklerinize katılıyorum. Peki, siz bu çalışmalarınızdan başka müzik adına ne yaptınız?
Profesyonel çalışmalarımı soruyorsanız, ben aynı zamanda söz yazıyor ve beste çalışmaları da yapıyorum. Bu çalışmalarım ışığında 1994 yılında ilk albümüm olan “Darağacı” piyasaya çıktı. Onu 1998 de “Anadolu’yum Ben” 2002 yılında “Güneşi Bağlasan Aya” isimli albümlerim takip etti. Artık Almanya’da ve ülkemde tanınan aranan bir müzisyendim ve sevenlerim vardı. Bunda en büyük etken benim müziğe olan aşkımı destekleyen ve bana bu sevdayı aşılayan Değerli Hocam Ustam Ozan Musa Eroğlu’dur. Ona bıkmadan usanmadan ve her an bir şeyler öğrenerek çok uzun yıllar talebelik ettim ve hala da talebesiyim.
Sonrasında neler yaptınız?
Dediğim gibi, doğumdan ölüme müzik. Yattığınızda bile aklınızda bir şeyler oluşuyor. Ancak bunları başkalarınla paylaşılacak hale getirmek uzun zaman alıyor. Uzun bir söz ve beste çalışmalarımın ardından 2007 yılında “Haberin Var mı?” isimli albümümü sevenlerim ile buluşturdum. Bu parçamla hem Avrupa’da hem de ülkemde en çok dinlenilen sanatçılar arasına girdim.
Her sanatçıya sorulan klasik bir soru vardır, ben de size sormak istiyorum. Albümleriniz arasında “en iyi, en özel, en güzel” diyebileceğiniz çalışma hangisidir?
Yaptığım tüm albümlerimde birçok parçamın söz ve müziği bana aittir. Ayrıca birçok bestem başka sanatçılar tarafından okunmakta ve albümlerine girmektedir. Onun için hepsi benim çocuklarım gibidirler. Yine de ilk yola çıkış yani ilk albüm en heyecan verenidir, ilk adım gibi. Ama diğer yandan ilk adımdan sonra düşmemeyi, daha iyi yürümeyi ve sonuçta da koşmayı öğreniyorsunuz. Onun için her parçamın ayrı bir yeri vardır bende. Tabii zaman zaman bazı albümlerimize özel manalar yüklüyoruz. Mesela “Haberin Var mı?” isimli albümüm için benimle Almanya’da yapılan bir röportajda sorunuza benzer bir soruya şöyle cevap vermişim. “Önceki çalışmalarım farklı ve nitelikli idi ancak, tarif edemediğim bir şeyler eksik kalıyordu. Sonra fark ettim ki ‘bir yürek, bir evreni içine alacak kadar büyük olabiliyormuş, kozanın içinde kabuğunu kıramamış bir Tırtıl gibiymişim’. Meğer ilim ile haşrolunmadan, insanın bir kanadı hep kırık kalıyor, aşkı evrensel algılayamıyormuş. Bu sebepten ötürü de, kabuğumu kıramıyor ve bir kelebek misali uçamıyormuş. Onun içindir ki 'Yüreğimdeki duyguları en iyi ifade edebildiğim albümüm ''Haberin Var mı?'' diye düşünüyorum. Bu albümüm şimdiye kadar olan birikimlerimin bir ürünüdür”
Son albümünüz bu mu oldu?
Hayır, demek istediğim de bu zaten. Her gün yeni bir şeyler öğreniyor, yeni bir teknik geliştiriyor, yeni duygular yaşıyorsunuz. İlk adımın ardından koşmak bir ömür boyu sürüyor yani ve yenilenerek, güçlenerek, taçlanarak devam ediyor bu yürüyüş. Ben de bir albüm daha çıkardım. Adını “Hasretim Yetiş” koyduğum bu albümünde de birçok parçanın söz ve müziği bana ait ve müzik adına yürüyüşümüz devam ediyor. Şu anda da çok beğeni toplayan bu albümümün klip çekimleri ile uğraşıyorum.
Buraya, yani Antalya’ya babanız Binali Efe Bey ile bir röportaja gelmiştik. Üç röportaj yapmış olduk ve gerek Serpil Efe’yi gerekse Ergün Efe’yi “Müzik İnsanı” sıfatı ile tanımaktan da çok mutlu olduk. Son olarak söylemek istediğiniz şeyleri alabilir miyiz?
Ben de şahsım adına telefon ile de olsa sizleri tanımaktan çok mutlu oldum, biliyorum Sevgili Babam ve Canım Kardeşim de aynı duygularla doludurlar. Son olarak söyleyebileceğim şeyler tabii ki var. Ben ve kardeşim Serpil Almanya’da doğmuş olmamıza rağmen ülkemizin değerlerine, motiflerine bağlı kaldık ve o aşkla müzik yaptık. Ailemizin ekonomik durumu çok iyiydi bizlere aşıladıkları insan sevgisi müziğin içinde yaşamamıza ve orada kalmamıza sebep oldu ve bundan da çok mutluyuz. Burada kardeşim Serpil adına da konuşabilirim; Hedefimiz tüm insanlara müziği sevdirmek ve ulaşabildiğimiz kadar çok insana ulaşmak. Bu anlamda gerek ayrı ayrı, gerekse kardeşim Serpil Efe ile birlikte davet edildiğimiz tüm festival ve konserlere, müziğin olduğu her etkinliğe katılmaya çalışıyoruz. Bayan ve bay kardeş sanatçı olmamız organizatörler tarafından tercih edilen bir durum olduğu için beraber birçok etkinliğe imza attık ve atmaya devam ediyoruz. Kısacası; müzik doğduğumuzda çıkardığımız ilk sesten, öldüğümüzde çıkardığımız son sese kadar hep var. Önemli olan onu duyacak, onu anlayacak, onu hissedecek kulağa sahip olmaktır. Bu vesile ile bizleri ve müziğin her çeşidini dinleyen, bizlere eşlik eden, bizleri biz yapan gönül dostlarımıza şahsınızda sevgi ve saygılarımızı sunuyorum ve diyorum ki ailenizden birilerini bir çalgı aleti çalmaya, şiir ve söz yazmaya nihayetinde müzik yapmaya özendirin. Bu manada bize düşen bir şey varsa ve katkımız olabilecekse her türlü görüşme için sevgili Kardeşim Serpil Efe Türkmenoğlu’nda bulunan 0 531 555 74 05numaralı telefonumuz daima açıktır ve müzik adına her konuyu paylaşabiliriz. Çünkü dünya müzik ile var ve müzik sevgiyi ve dostluğu pekiştirir.
Hoşça kalınız, müzikle kalınız…
|