CHP’li Manavgat Belediye Başkanı Şükrü Sözen ve MHP’li Korkuteli Belediye Başkanı Hasan Gökçe’nin de aralarında bulunduğu 36’sı tutuklu 105 sanıklı “Kasırga” davası önceki gün verilen tahliye kararları ile yeniden gündeme geldi. Tutuklu olarak sadece temizlik şirketi sahibi A.Aziz Yıldız kaldı. Sonraki duruşma Aralık 2011’de… “Rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, görevi kötüye kullanma” gibi suçlamalar şüphesiz hem Hasan Gökçe için hem de Şükrü Sözen için çok ağırdı. Özellikle Şükrü Sözen, Manavgat’ta saygın bir ailenin ferdiydi. Dedesi Şükrü Sözen 17 yıl, babası İbrahim Sözen ise 10 yıl belediye başkanlığı yapmış, nihayetinde kendisi de genç yaşta Manavgatlılardan büyük bir destek alarak 28 Mart yerel seçimlerinde belediye başkanı olmuştu. Önceki gün cezaevinden çıkışta hem Hasan Gökçe’yi hem de Şükrü Sözen ve diğer sanıkları binlerce seveni karşıladı. Sözen ve Gökçe gece yarısı ilçelerinde hemşerileri ile kucaklaştı. Cezaevi koşulları ve yöneltilen suçlamalar özellikle Şükrü Sözen’in çok yıpratmış. Cezaevine girerken saçlarında ara ara beyazlar olan, sporcu bir yapısı olması nedeniyle oldukça atletik bir görüntüsü olan Sözen’den eser kalmamış; hem aşırı kilo kaybetmiş hem de saçları bembeyaz olmuş. Cezaevi çıkışında kendisine yöneltilen mikrofonlara mesnetsiz suçlamalarla cezaevinde kaldığını söylerken gözleri dolu dolu oldu. Bir kez daha gördük ki, “tutuksuz yargılamak esastır” ilkesi yerine “tutuklu yargılamak esastır” ilkesi yerleşmeye başladı. Yavaş işleyen adalet düzeni maalesef güven vermiyor.
Maliye kapıyı çalınca…
Antalya’nın önemli bir kamu kurumunda çalışan bir arkadaşımızın başından ilginç bir dolandırıcılık hikâyesi geçmiş; fakat dolandırıldığını 3 yıl sonra anlamış. Bayan arkadaşımızın, kocasıyla ortak kullandığı bir kredi kartından 12 taksitte 1160 TL civarında para ödenmiş ama farkında değiller. Hesap özetini incelemeden hanım; “Kocam harcamıştır”, koca; “Karım harcamıştır” düşüncesiyle kredi kartı borcunu ödeyip durmuşlar. Geçen gün, olayın kahramanı bayan arkadaşımızın çalıştığı kamu kurumuna vergi dairesinden bir tebligat gelmiş. O da, çalıştığı birimi ilgilendiriyor zannıyla tebliğ zarfını teslim almak üzereyken üstünde kendi ismini görmüş. Telaşla zarfı açınca, 3 yıl önce kredi kartından kontör satın alındığını fark etmiş. Söz konusu rakam da 12 taksitte ödenmiş. Vergi dairesi, yapılan bu harcama karşılığında alınan faturayı görmek istiyormuş. Tabii, bayan arkadaşımız şaşkınlık içinde vergi dairesinin yolunu tutmuş. Kocasıyla konuşmuş; bırakın fatura alıp almadıklarını hatırlamayı, böyle bir kontör yükleme olayını ne hatırlıyorlar, ne de böyle bir şeye ihtiyaçları var. Velhasıl, karı koca farkında olmadan 1160 TL’yi 12 taksitte tıkır tıkır ödemişler. Alışverişin yapıldığı işyeri de Balbey Camii civarında… Alışverişin yapıldığı tarihteki iş yeri sahibi ise ortalıkta yok; işletmeyi devredip gitmiş. Devlet de faturasız yapıldığı anlaşılan ve beyan edilmeyen satış nedeniyle uğradığı vergi kaybının peşine düşmüş. Malı satan ortalıkta yok ama kredi kartından dolandırılan müşteri bilinen bir kamu kurumunda çalışıyor olunca devlet de onu bulmuş. Siz siz olun kredi kartı hesap özetlerini iyice inceleyin. Yoksa arada paracıklarınız buhar olur gider.
Adamın kuşu ötmüş
Dün internette dolaşırken Gazeteport adlı internet sitesinde ilginç bir haber gözümüze çarptı; haberin başlığı da şöyleydi:”Kuşu ötünce yakayı ele verdi.” Olay, Fransız Guyanası'nın Cayenne kentindeki Rochambeau Havaalanı’nda uçuşa hazırlanan yolcuların rutin güvenlik kontrollerinde yaşanmış. Adamın biri güvenlik kontrollerinde geçerken, ‘bip’ sesini öttürmeden geçmiş. Birkaç adım atar atmaz apış arasından ‘cik cik’ sesleri gelmesin mi? Tabii adam apışıp kalmış. Güvenlik görevlileri adamın apış arasını açtırınca gözleri kıpraşan bir düzine sinek kuşu ile karşılaşmış. Meğer kuş kaçaksısı olan adam, pantolon fermuarı ile kemeri arasına her kuş için özel olarak diktirdiği ceplere, kanatlarından ve bacaklarından sarıp sarmaladığı onlarca kuş yerleştirmiş.
|