Antalyalıların sabırsızlıkla beklediği (!) mübarek insan, büyük din âlimi, Türkiye’nin aydınlık yarınlarının teminatı Cübbeli Ahmet Hoca nihayet geldi. Efemdim, Konyaaltı Kitap Standı’na, hay Allah yahu dilim sürçtü, Konyaaltı Kitap Fuarı’na geldi... Cübbeli önce konuşmuş, sonra kitaplarını imzalamış. Cübbeli’nin konuşma yaptığı salon hınca hınç dolmuş. Gelenlerin çoğu da ayakta kalmış. Rivayete göre, CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, İl Başkanı Özer Ülken, CHP Antalya milletvekilleri, belediye başkanları Cübbeli’yi görmek için Konyaaltı Kent Çiftliği’ne, Allah Allah ne oluyor ikide bir dilim sürçüyor, Konyaaltı Kent Meydanı’na koşmuşlar efendim. Ha bu arada, Kent Meydanı’na Kent Çiftliği dedik diye de bize çok görmeyin efemdim. Buradaki küçük ölçekli büfeler, işletmeler meydanı çiftliğe çevirince gördüğümüz manzara dilimize pelesenk oluyor, ne yapalım. Neyse konuya dönelim. CHP’nin önde gelenleri sırada bekleşip Cübbeli’ye kitaplarını imzalattıktan sonra mutlu-mesut bir şekilde oradan ayrılmışlar. Muhittin Başkan da bir mutlu olmuş, bir mutlu olmuş ki sormayın. Yine rivayete göre, “Artık Büyükşehir adaylığım da garanti” diyesiymiş. Valla biz böyle duyduk. Muhittin Başkanımın varsa bir itirazı bu sütunlar ona da açık. Artık gelecek yılki fuarın konuğu da kendini dine imana veren, yakında kitaplar yayınlayacağı söylenen Jet Fadıl lakaplı Fadıl Akgündüz olsun. Muhittin Başkan’dan bunu önemle rica ediyoruz.
Rutkay Aziz’den ders gibi sözler
Türkiye’de tiyatro deyince yaşayan en büyük sanatçılardan biri o. Tiyatro yanında sinema filmleri, televizyon dizileri de ile onlarca ödül almış bir isim. 60’ını geride bırakan Rutkay Aziz, yaşamı boyunca hep yaşadığı dünyanın ve ülkenin toplumsal gerçeklerine tanık olmakla kendini yükümlü hissetti. Siyaseti kullanarak otokratik yönetim kurma sevdasına düşenlere karşı her zaman halkın yanında tavır aldı, protesto gösterilere katıldı, sesi çıktığı kadar meydanlarda hak arayanların en önüne düştü. Cumartesi günü Altınportakal Film Festivali açılış gecesinde “Sanatta Sosyal Sorumluluk Ödülü”nü almak için sahneye çıktı. Gerçek sanatçının nasıl olması gerektiğini anlatan sözleri adeta ders niteliğindeydi. “Gerçek sanatçılar, ülkesinin ve dünyanın gerçeklerine tanık olmakla yükümlüdür. Benim Türkiye'min gerçeklerinde tanık olduğum olay, hukukun üstünlüğünün yittiği, adaletsiz bir kalkınma girişiminin hızla yol aldığı, parasız eğitim diye pankart açan genç arkadaşımın 16 ay tutuklu kalması ama Şili'de o çocukların devrim yapmasıdır…” sözleri Rutkay Aziz gibi değerlerin kolay yetişmediğini göstermesi bakımından önemliydi. Zaten o sebepten olacak bütün salon ayağa kalkıp alkış tuttu; dakikalarca… Ve ekledi Rutkay Aziz: “Goethe'nin dediği gibi dünyanın en tehlikeli hali, cehaletin örgütlü eyleme geçme halidir. Bu da benim ülkemin bir gerçeğidir.” Milli irade deyip, milleti ezen anlayışı özetleyen bundan daha öte bir söz olabilir mi?
Sanatı sanat yapan duygudur
Henüz mahalle aralarında bakkal amcalar tedavülden kalkmamıştı. Berber dükkânları da öyle şaşalı kuoför salonlarına dönüşmemişti. Kasaplar ise henüz şarküteri mağazaları olmamıştı. AVM’ler dersen henüz esamesi okunmuyordu. Mahallenin toplanıp, hasret giderdiği kahvehaneler tarihe karışmamıştı. Beyazcamdan Perihan Abla ve Şakir’i izlemek için evlerde toplanılırdı. Bilmezdik asıl adlarının Perran Kutman ve Şevket Altuğ olduğunu. Yıllar içinde rol aldıkları birçok dizi, film olmasına rağmen biz onları hala Perihan Abla ve Şakir olarak anımsıyoruz. O derece ailemizden biriydiler. Cumartesi akşam Yaşam Boyu Onur Ödülü’nü almak için sahnedeydi Perihan Abla (Perran Kutman). Yanı başında da, “İki elim kanda da olsa seni yalnız bırakmam” diyerek koşup gelen Şakir (Şevket Altuğ) duruyordu. Yılların iki dostu sevgiyle kucaklaştı. Anladık ki o diziye ruh katan Kutman’ın dilinden dökülen “can dostum” sözlerine eşlik eden gözyaşlarında gizliymiş.
|