|
CHP’DE KİM KİMİ “YEDİ”, KİM KİMİ “GÖMDÜ”
Kuşkusuz demokrasi, çoklu liste, çok partili rejim, seçim, ülkede seçim, partide seçim, dernekte seçim… Bunlar çok güzel ve modern kavramlar. Ve artık Türkiye “seçim”, “sandık”, “çok partili hayat” gibi kavramlara çok alıştı, deyim yerindeyse hayatımızın ekmek gibi, su gibi, vazgeçilmez argümanları oldu bu kavramlar uzunca bir zamandır. Dile kolay, ülkemiz çok partili hayatla tanışalı yüz yıldan fazla zaman geçti. Ve bilhassa 1950 yılından bu yana da, askeri darbelerin yarattığı kesintileri saymazsak, hükümetler hep seçimle geldi ve seçimle gitti, ne güzel. Hâlâ ve 21. yüzyılda bile daha pek çok ülkede seçim yapılmadığı düşünülecek olursa, bizim bu geleneğimizin ne büyük bir ayrıcalık olduğu daha net görülecektir.
Hizmet mi, intikam mı?
Amma ve lâkin, yine de ben, bir siyasi aktör olarak, parti içinde yapılan seçimlerde ve kongre süreçlerinde, reddiyeci, inkarcı, öfkeli ve “ötekileştirici” bir dil kullanılmasını hiç anlayamamışımdır ve hâlâ da anlayamıyorum. Açıkçası bu üslubun, Cumhuriyeti kurma, demokrasiye geçme ve çok partili hayatın mimarı olma iddiasına sahip bir partinin üyelerine pek uygun düşmediği kanısını taşıyorum. Bayağı ve klişe haline gelmiş bir söz ama, doğruluğu noktasında hiç teretdütüm yok ve burada da seslendirmek zorundayım; bana göre parti içinde de, genel seçim sürecinde de, sihirli sözcük “hizmet” olmalıdır. Bu sihirli kelimeyi AKP, kurulduğu günden beri, bütün seçimlerde çok etkili bir şekilde kullandı ve bana göre karşılığını da aldı.
Sandık mı kuruluyor, darağacı mı?
Partide epey bir zamandır mahalle delegelerinin belirleneceği seçimler yapılıyor, listeler hazırlanıyor, sandıklar kuruluyor, ne güzel. Gerçekten özlediğimiz bir manzara. Ama listelerine sahip çıkmaya çalışan bazı aktörler, meselenin bir parti içi yarış olduğu gerçeğinden zaman zaman uzaklaşıyorlar ya da bu bilinci kaybediyorlar. “Falancayı sandığa gömdüm!”… “Filancanın kellesini kopardım!!!”… “Eski İl Başkanını bitirdim!!!”. “İlçe başkanını yedim!!!” “Eski milletvekilini vurdum!!!”. Gören de sanacak ki, İttihat Terakki’li günlere geri dönmüşüz! Sanki kurulan sandık değil de, darağacı!
Beni kim “yedi?”
Mesela, bizzat yaşadığım bir olayı paylaşayım; adam daha partiye üç gün önce gelmiş, “delege ne işe yarar” diye sorsan verecek cevabı yok, ama bir şekilde girmiş listelerden birisine ve delege seçilmiş, bana diyor ki; “abi ya, senin için çok kötü oldu, sana yazık oldu…” Yani utanmasa, “sen bittin abi, senin siyasi hayatın bitti bu saat itibariyle, başın sağolsun” falan diyecek!!!!
Suyun akışı karar verir!
Sözün özü abiler, bu tabir, yani “gömmek”, “kellesini almak”, “işini bitirmek”, “kafasını koparmak” gibi ağır nitelemeler, hem yakışıksız, hem de siyaseten gerçekliği ifade etmiyorlar. Demokratik bir seçim yaşıyoruz ve bazılarımız bu dönem delege oluyor, bazılarımız da olamıyor, mesele bu kadar basit ve açıktır. Kimse kimseyi “bitirmiyor”, “kellesini almıyor” ve “gömmüyor”, rahat olun. Ne yani, benim 30 yıllık siyasi serüvenim beş tane eksik oy yüzünden bitti mi? Daha neler.
Bir Kızılderili ata sözü var, tam da bu günler için söylenmiş, ne güzel; “sular yükselince balıklar karıncaları yer, sular çekilince karıncalar balıkları. Bu günkü üstünlüğüne güvenme, kimin kimi yiyeceğine suyun akışı karar verir”.
Bu sözün üstüne söz söylenmez, de kalın sağlıcakla…
|