Ankara’da emekli örgütleri tarafından Anayasa Mahkemesi önünde düzenlenen protesto sırasında emekli polis memuru Ali Şekeroğlu fenalaştı. Ömrünü devlete hizmet ederek geçiren Şekeroğlu, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm tıbbi müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Antalya Barosu, olayın ardından yaptığı açıklamada yaşananları yalnızca münferit bir olay olarak görmediğini belirterek, “Adaletsizliklerin bedelini yurttaşlarımız canıyla ödüyor” başlığını kullandı.
“KAPKARA BİR UTANÇ TABLOSUYLA NOKTALANMIŞTIR”
Antalya Barosu, Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında yaşananları hak arama özgürlüğü ve anayasal güvenceler açısından değerlendirdi. Baro, Şekeroğlu’nun feryadının ardından yaşanan ölümü ağır ifadelerle tanımladı. Açıklamada, “Ömrünü bu devlete hizmet etmeye adayan emekli polis memuru Ali Şekeroğlu’nun feryadı sistemin kendi yurttaşını çaresizlik içinde ölüme sürüklediği kapkara bir utanç tablosuyla noktalanmıştır” denildi.
BARO, ÖLÜMÜN ARKA PLANINA DİKKAT ÇEKTİ
Antalya Barosu, Şekeroğlu’nun yaşamını yitirmesinin göz ardı edilemeyecek bir toplumsal tabloya işaret ettiğini savundu. Açıklamada, kamu hizmetine yıllarını veren yurttaşların da yoksulluk, geçim sıkıntısı ve çaresizlikle karşı karşıya kaldığı görüşü aktarıldı. Baro, “Bu ölüm; ömrünü kamu hizmetine adamış yurttaşların dahi yoksulluk, geçim sıkıntısı ve derin bir çaresizlik içine itildiğinin en yakıcı göstergelerinden biridir” sözleriyle değerlendirmesini kamuoyuna duyurdu.
ANAYASA’NIN 2’NCİ VE 5’İNCİ MADDELERİ HATIRLATILDI
Açıklamanın devamında Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın sosyal hukuk devleti ilkesine ilişkin hükümlerine değinildi. Antalya Barosu, Anayasa’nın 2’nci maddesinde devletin sosyal hukuk devleti olarak tanımlandığını, 5’inci maddede ise temel hak ve hürriyetlerin önündeki sosyal, ekonomik ve siyasal engellerin kaldırılmasının devlete görev olarak yüklendiğini aktardı. Baro, devletin sorumluluğunun yalnızca bireylerin fiziksel varlığını korumakla sınırlı olmadığını belirterek, “Devletin görevi yalnızca bireylerin fiziksel varlığını korumak değil; aynı zamanda bireyi yaşamından vazgeçecek noktaya sürükleyen ekonomik, sosyal ve psikolojik yıkımlara karşı koruyucu tedbirleri almak, insan onuruna yakışır bir yaşam standardını temin etmektir” ifadelerini kullandı.
“SOSYAL GÜVENLİK HAKKI BİR LÜTUF DEĞİL”
Antalya Barosu, sosyal güvenliğin yurttaşlara sunulan bir ayrıcalık olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı. Kurum, insan onuruna uygun yaşam şartlarının oluşturulmasını devletin anayasal sorumlulukları arasında gösterdi. Açıklamada bu yaklaşım, “Sosyal güvenlik hakkı bir lütuf değil, anayasal bir zorunluluktur” cümlesiyle ortaya konuldu.
EKONOMİK SORUNLARLA HUKUK DEVLETİ VURGUSU BİRLİKTE YAPILDI
Baro, ülkedeki ekonomik ve toplumsal durumun yalnızca iktisadi tercihler üzerinden açıklanamayacağını savundu. Açıklamada, ekonomik sorunların hukuk devleti ve adalet alanındaki meselelerle de bağlantılı olduğu görüşü paylaşıldı. Antalya Barosu, “Bu aynı zamanda derinleşen bir hukuk devleti ve adalet krizidir” değerlendirmesine yer verirken, anayasal yükümlülüklerin yerine getirilmediği ve hukuki güvenliğin ortadan kalktığı bir ortamda ekonominin sağlıklı biçimde ayakta kalamayacağını ileri sürdü.
EMEKLİ AYLIKLARI İÇİN ÇAĞRI YAPILDI
Antalya Barosu, milyonlarca emeklinin yaşam koşullarına ilişkin de değerlendirmede bulundu. Emekli aylıklarının geçim sağlamaya yeterli ve insan onuruna uygun bir düzeye çıkarılması gerektiği savunuldu. Açıklamada, “Milyonlarca emekliyi açlık ve yoksulluk sınırına hapseden politikalardan derhal vazgeçilmeli; emekli aylıkları insan onuruna yaraşır ve geçim sağlamaya yetecek adil bir seviyeye çekilmelidir” ifadeleri yer aldı.
ANTALYA BAROSU’NDAN HAK ARAMA MÜCADELESİ MESAJI
Açıklamasının son bölümünde Antalya Barosu, sosyal hukuk devleti anlayışı ile insan onurunun ve yaşam hakkının savunulmaya devam edileceğini bildirdi. Baro, emeklilerin yanı sıra tüm yurttaşların hak arama süreçlerine destek verme iradesini de ortaya koydu. Baro, “Sosyal hukuk devletini, insan onurunu ve yaşam hakkını savunmayı; emeklilerimizin ve tüm yurttaşlarımızın hak arama mücadelesinin yanında kararlılıkla bulunmayı sürdüreceğimizi belirtiriz” sözleriyle açıklamasını tamamladı.





