Halk Televizyonu (Halk TV) İstanbul binasına gerçekleştirilen polis operasyonu ile kanal yönetimine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyumu atanmasının ardından Antalya Barosu Yönetim Kurulu harekete geçti. Antalya Barosu tarafından yayımlanan "Basın Özgürlüğü ve Demokratik İrade Vazgeçilmezdir!" başlıklı yazılı açıklamada, demokratik hukuk devletinin yalnızca seçimlerden ibaret olmadığı vurgulandı. Özgür basının ve bağımsız yargının demokrasinin temeli olduğunu kaydeden Antalya Barosu, kamu gücünün denetlenmesinin hayati önem taşıdığına dikkat çekti.
"GERÇEKLERİ ÖĞRENME HAKKI DARALTILMAKTADIR"
Eleştirel yayın yapan ulusal ve yerel medyaya yönelik yaptırımlara değinen Antalya Barosu, "Başta Halk TV olmak üzere eleştirel yayın yapan ulusal ve yerel basın kuruluşlarına yönelik yayın durdurma, ekran karartma ve ağır idari yaptırım uygulamaları, yalnızca basın kuruluşlarının faaliyet alanını değil, toplumun haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkını da daraltmaktadır. Kamu gücünün eleştirilmesini engelleyen, farklı sesleri kamusal alandan uzaklaştıran her müdahale, yurttaşların özgürce kanaat oluşturabilmesinin ve demokratik denetimin önünde ciddi bir engel teşkil etmektedir" ifadelerini kullandı.

"EŞİTSİZLİK YARGIYA GÜVENİ YERLE YEKSAN ETMEKTEDİR"
Hukuka aykırılıkların olağanlaştırılmasının tehlikelerine dikkat çeken Antalya Barosu, "Basının susturulduğu, gazetecilerin yargısal ve idari yaptırımlarla karşı karşıya bırakıldığı, seçilmiş yerel yöneticiler üzerindeki müdahalelerin demokratik temsili tartışmalı hâle getirdiği, kamu kaynaklarına ilişkin iddiaların özgürce araştırılıp haberleştirilemediği bir ortamda, kamu gücünün gerçek anlamda denetlenmesinden söz edilemez. Cezasızlık algısını güçlendiren uygulamalar ile siyasal muhalefete yönelik adli süreçlerde ortaya çıkan eşitsizlik kaygıları, yargıya duyulan güveni ve hukuk devleti ilkesini yerle yeksan etmektedir" değerlendirmesinde bulundu.
ANAYASAL GÜVENCELER VE ULUSLARARASI SÖZLEŞMELER HATIRLATILDI
Anayasa'nın 26. ve 28. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 10. maddesine işaret eden Antalya Barosu, "Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca temel haklara yönelik sınırlamalar ancak kanunla, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun biçimde gerçekleştirilebilir. Kamu düzeni ve güvenliği gerekçeleri, eleştirel düşüncenin bastırılmasına veya temel hakların özünün ortadan kaldırılmasına dayanak oluşturamaz. Hiçbir kamu makamı, hiçbir siyasi iktidar ve hiçbir yönetim anlayışı anayasal denetimin ve demokratik eleştirinin üzerinde değildir" açıklamasını yaptı.
"HUKUK, SİYASAL MÜCADELE ARACINA DÖNÜŞTÜRÜLEMEZ"
Demokratik ilkelerin savunulacağını kararlılıkla duyuran Antalya Barosu yönetimi, bildirisinin son bölümünde, "Antalya Barosu olarak bir kez daha özgür basının susturulmasına, demokratik iradenin baskılanmasına ve hukukun siyasal mücadelelerin aracına dönüştürülmesine karşı; bağımsız yargıyı, özgür yurttaş iradesini ve demokratik hukuk devletini kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz" mesajına yer verdi.





