Boğaçayı’nda kirlilik ve temizlik tartışmaları devam ederken, bölgenin ekolojik yapısına yönelik değerlendirmelerde bulunuldu. Antalya Büyükşehir Belediyesi Çevre Kurulu Başkanı Yüksek Çevre Mühendisi Lokman Atasoy, Boğaçayı Bilim Kurulu’nda yer alan Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı ve Akdeniz Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nde doktora yapan Umut Özten, Boğaçayı’nda incelemelerde bulundu. Boğaçayı’nın mevcut durumu ve yapılan müdahalelerin bölgeye etkilerinin değerlendirildiği incelemede, özellikle sediment taşınımı, dere yatağı ve Konyaaltı Plajı’nın geleceğine ilişkin açıklamalar dikkat çekti.
"KONYAALTI’NI KAYBETME NOKTASINA GELDİK"
Boğaçayı Bilim Kurulu Üyesi ve Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı, Boğaçay Projesi’nin geçmişine dikkat çekerek, bölgede yapılan müdahalelerin doğal yapıya etkisinin değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Karancı, şöyle konuştu: "Olaya biraz farklı bir boyuttan yaklaşmak isterim. Bugünü anlayabilmemiz için aslında düne bakmamız lazım. Bundan çok uzak değil; yaklaşık 9-10 yıl öncesine gittiğimizde Boğaçay projesinin ilk lansmanı yapıldığında meslek odalarımız bu noktadaki görüşlerini ifade etmişlerdi. 640 kilometrelik sahili olan Antalya’nın, dünya incisi Antalya’mızın, 700 metrelik bir mesafede ve yaklaşık 200 metre genişliğinde kapalı bir havuz oluşturulması, hatta deniz suyunun içeri alınması noktasında bir lansman yapılmıştı. Meslek odalarımız gerekli itirazlarını yaptılar, hukuki süreçleri başlattılar. Deniz suyunun içeri alınması yeraltı sularımızı tuzlandıracağından bu projeden vazgeçilmişti. Ancak bu alanda yapılan çalışmalar sonucunda bugün 750 metreye 200 metre genişliğinde çok büyük bir havuz oluşturuldu. Yukarıdan gelen sedimenter malzeme aslında denize ulaşarak Konyaaltı Plajı’nı oluşturur. Doğaya yapılan müdahale sonrasında Konyaaltı Plajı’nı kaybetme noktasına geldik."

"HASSASİYET GÖSTERİLMELİ"
Karancı, dere yataklarında yapılacak çalışmalarda hassasiyet gösterilmesi gerektiğini belirterek TOKİ projesine de dikkat çekti. Karancı, "Dere yataklarındaki hassasiyetin son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Aynı hassasiyetin TOKİ projesinde de gösterilmesi gerektiğini vurgulamak isterim. Boğaçay’ın hemen üstünde TOKİ alanında büyük bir yapılaşma var. O bölgede içme suyu kaynaklarımız bulunuyor. Dolayısıyla bu hassasiyetin tüm dere yatakları için geçerli olması gerektiğini düşünüyorum." dedi.






