Antalya’nın tarihi Kaleiçi bölgesinde sel felaketi ve kaçak yapılaşma nedeniyle zarar görerek yıkılan Antalya Kalesi’nin surlarında restorasyon çalışmaları tamamlanma aşamasına geldi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından 21 Ocak 2026’da başlatılan ve 270 gün sürmesi planlanan çalışma kapsamında yıkılan burç yapısının yeniden ihyası için yürütülen çalışmalarda sona yaklaşıldı. Sözleşme takvimine göre 18 Ekim’de tamamlanması gereken restorasyonun ardından tarihi yapının yeniden ayağa kaldırılması hedefleniyor.

SURLAR YIKILMIŞTI

Milattan Önce 2. Yüzyılda Bergama Kralı II. Attalos tarafından inşa edilen ve Bizans, Selçuklu ve Osmanlı’nın ardından Türkiye Cumhuriyeti dönemine kadar ayakta kalan Antalya Kalesi surları, 2,5 yıl önce yaşanan sel felaketinin ardından yıkıldı. Kısmi olarak sel sularına maruz kalan kentin tarihi Kaleiçi bölgesinde ise surların bazı bölümlerinde toprak göçüğü yaşanırken bazı bölümlerinde ise sur taşları Kaleiçi’ne yuvarlandı.

KAÇAK İŞLETMELER İDDİASI

Günler ilerledikçe surların yıkılma nedeninin sadece sel ve yağışlar olmadığı ileri sürüldü. Surların üzerine yapılan işletmelerin kaçak olduğu iddia edildi. Kaçak işletmeleri yapılırken surların zarar gördüğü ve yağışın da şiddetli olmasıyla Roma döneminden kalan Antalya Kalesi’ni surlarının yıkıldığı kaydedildi. Yaşanan bu olayın üzerinden 2 yıl 7 ay 22 gün geçtiği hesaplandı. 2026 yılının başında ise Kültür ve Turizm Bakanlığı yıkılan surların onarılması için kapsamlı bir restorasyon çalışması başlattı.

RESTORASYON ÇALIŞMALARI BAŞLADI

Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Tuzcular Mahallesi, Mermerli Sokak mevkiinde yer alan Antalya Kalesi’nin yıkılan surlarının onarımı için 21 Ocak 2026 tarihinde burç yapısı restorasyon projesini hayata geçirdi. Zarar gören alan paravanlarla çevrildi ve ekipler burada surların onarımı için çalışmalara başladı. Suların onarımının bitimine ise 12 gün kaldığı hesaplandı.

RESTORASYON İŞİNİN BİTİMİNE 12 GÜN KALDI

Bakanlık tarafından açıklanan bilgilere göre Antalya Kalesi’nin surlarının restorasyon işinin süresi 270 gün olarak belirlendiği kaydedildi. Çalışmanın yüklenicisi ise META Şirketler Grubu olduğu açıklandı. 21 Ocak 2026 tarihinde başlanan çalışmalarının 18 Ekim 2026 tarihinde tamamlanması gerekiyor. Eğer sözleşmenin yapıldığı tarih baz alınmazsa bu sürede ufak tefek sapmalar olabilir. Onarım çalışmalarının en geç bu ayın sonunda biteceği ön görülüyor.

ANTALYA KALESİ’NİN HİKAYESİ

Antalya Kalesi’nin hikâyesi, kentin kuruluşundan günümüze uzanan uzun ve katmanlı bir geçmişe dayanıyor. Antalya’nın bulunduğu bölge, Akdeniz’e açılan doğal limanı, verimli ovası ve Anadolu’nun iç kesimlerine ulaşan yolların kavşağında bulunması nedeniyle tarih boyunca stratejik bir öneme sahip oldu. Kentin MÖ 2. yüzyılda Attaleia adıyla şehirleşmesiyle birlikte yerleşim alanı genişledi ve bugün Kaleiçi olarak bilinen bölgeyi çevreleyen kapsamlı savunma sistemi ortaya çıktı. Antalya Kalesi zaman içerisinde farklı medeniyetlerin müdahaleleriyle büyüyüp değişti. Roma ve Bizans dönemlerinde kullanılan sur sistemi, kentin savunmasını sağlayan temel yapılardan biri olurken, Selçuklu döneminde de önemli onarımlar ve yeni tahkimatlar gerçekleştirildi. Özellikle Antalya’nın 1216 yılında yeniden Selçuklu hâkimiyetine girmesinin ardından kalenin bazı bölümleri kapsamlı biçimde onarıldı. I. Alaeddin Keykubad döneminde ise iç sur hatlarından birinde önemli imar faaliyetleri gerçekleştirildi ve burçlar ile savunma yapıları güçlendirildi.

ANTALYA KALESİ YIKILIYOR

Kalenin tarihindeki en önemli kırılma noktalarından biri ise 1812-1814 yılları arasında yaşanan Tekelioğlu İsyanı oldu. Tekelioğlu İbrahim Bey’in Sultan II. Mahmud’a karşı başlattığı isyan sırasında Antalya kuşatıldı ve kale ciddi şekilde zarar gördü. İsyanın bastırılmasının ardından kalenin yeniden ayağa kaldırılması için kapsamlı bir keşif ve onarım çalışması başlatıldı. Hassa Mimarı Mustafa Raşid Efendi tarafından hazırlanan 1815 tarihli keşif defterinde kalenin zarar gören bölümleri tek tek tespit edilirken, onarım için kullanılacak malzemeler, işçi ve usta sayıları ile maliyetler de kayda geçirildi. Bu çalışmaya eşlik eden harita ise Antalya Kalesi’nin o dönemdeki görünümünü ayrıntılı biçimde ortaya koydu. Ancak Antalya Kalesi’nin ve özellikle şehir surlarının asıl büyük kaybı 20. yüzyılın başlarında yaşandı. Osmanlı döneminde surların yıkılması fikri aslında 1870’lerde gündeme gelmişti. Avrupa’daki birçok kentte olduğu gibi Antalya’da da eski şehir surlarının artık ihtiyaç duyulmadığı düşüncesi ortaya çıkmıştı. Ancak bu girişimler uzun süre ertelendi. Kaynakta belirtilen ilk kapsamlı yıkım ise 1914 yılında başladı. Bu yıkımın gerekçesi, surların şehri havasız bıraktığı ve halk sağlığını tehdit ettiği düşüncesiydi. Yıkım, Ali Paşa Sarayı’nın bulunduğu bölüm ve çevresinden başlatıldı.

ESKİ HALİNDEN UZAKTA

1914’te başlayan süreç daha sonra sistematik bir yıkıma dönüştü ve surların önemli bölümleri ortadan kaldırıldı. Kaynak, bu yıkım sürecinin 1930’ların ortalarına kadar devam ettiğini belirtiyor. Ancak süreç ne yazık ki bütün yönleriyle görsel olarak belgelenemedi. Bu nedenle bir zamanlar Antalya’yı adeta bir at nalı şeklinde kuşatan savunma sisteminin tamamını bugün gözümüzde canlandırmak oldukça zor. Günümüzde Kaleiçi’nde ayakta kalan bazı sur parçaları, burçlar ve kapılar ise bu büyük savunma sisteminin geçmişteki ihtişamından geriye kalan izler olarak değerlendirilebilir. Bugün Antalya Kalesi denildiğinde çoğu kişinin aklına Kaleiçi’ndeki birkaç sur, Hıdırlık Kulesi, Hadrianus Kapısı ve diğer tarihi yapılar geliyor. Oysa 19. yüzyılın başlarında Antalya Kalesi bundan çok daha büyük ve karmaşık bir savunma sistemi oluşturuyordu. Hendekleri, perde surları, iç ve dış surları, onlarca burcu, 31 kapısı, seğirdim terasları ve topçuluk dönemine uyum sağlamak amacıyla oluşturulan tabyalarıyla kale, Antalya’nın hem güvenliğini hem de şehir düzenini belirleyen temel unsurlardan biriydi. 1815 tarihli harita ve keşif defteri ise büyük bölümü günümüze ulaşmayan bu tarihi kalenin geçmişteki görünümünü yeniden anlamamızı sağlayan en önemli belgeler arasında yer alıyor.

Muhabir: Tahsin Can Önalp