ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ikinci gününde sürerken, İran devlet televizyonu dini lider Ali Hamaney’in hayatını kaybettiğini duyurdu. İran hükümeti 40 günlük ulusal yas ilan etti. Antalya Barosu ise yaptığı açıklamada saldırıların meşru bir hukuki dayanağı bulunmadığını belirterek Birleşmiş Milletler’i harekete geçmeye çağırdı.

İRAN’IN DİNİ LİDERİ ÖLDÜRÜLDÜ

ABD’nin İsrail ile birlikte İran’a yönelik başlattığı saldırılar ikinci gününde devam ediyor. Sabah saatlerinde İran devlet televizyonu, dini lider Ali Hamaney’in öldüğünü duyurdu. İran hükümeti, Hamaney’in ölümünün ardından ülkede 40 günlük ulusal yas ve 7 günlük resmi tatil ilan etti. Saldırılara yönelik uluslararası tepkiler sürerken, bir açıklama da Antalya Barosu’ndan geldi.

“SALDIRILAR ULUSLARARASI HUKUKA AYKIRI”

Antalya Barosu, ABD ve İsrail’in İran topraklarına yönelik askeri operasyonlarını ve özellikle bir okulun bombalanmasını şiddetle kınadı. Açıklamada, uluslararası hukuk normlarının güç odaklarının hegemonyası altında sistematik biçimde tahrip edildiği belirtilerek, saldırıların uluslararası hukuka açıkça aykırı olduğu ifade edildi.

SİVİLLERİN HAKLARI YOK SAYILMAKTA

Baro açıklamasında şu ifadelere yer verildi: “Bir okulun bombalanmasıyla doruğa ulaşan bu yöntem, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51’inci maddesinde sınırları açıkça çizilen ‘meşru müdafaa’ koşullarının hiçbirini taşımadığı gibi, Cenevre Sözleşmeleri ile güvence altına alınan sivillerin korunması ilkesini de yok saymaktadır. Ortada ne yakın bir saldırı tehlikesi ne de orantılılık ilkesine uygun bir askeri zorunluluk bulunmasına rağmen gerçekleştirilen bu saldırılar, hukuki bir savunma değil, doğrudan doğruya insanlık suçudur.”

“MEŞRU BİR DAYANAĞI YOK”

Baro, geçmişte Irak ve Afganistan’da yaşanan işgallerin yol açtığı sivil ölümleri ve ağır insan hakları ihlallerini hatırlatarak, benzer uygulamaların bugün daha pervasız biçimde sürdürüldüğünü belirtti. Açıklamada, “Geçmişte ‘demokrasi’ veya ‘güvenlik’ gerekçesiyle meşrulaştırılmaya çalışılan işgallerdeki ağır insan hakları ihlalleri, bugün aynı cezasızlık kültüründen beslenerek daha da yaygınlaşmıştır. Sivil ölümlerinin tüm dünyanın gözü önünde yaşandığı bu tablo karşısında, insan hakları ihlallerini durduramayan ve uluslararası hukuku korumakta yetersiz kalan Birleşmiş Milletler ve bağlı kurumlar, hukuki sorumluluklarını yerine getirmelidir” denildi. Ayrıca, uluslararası anlaşmaların yok sayıldığı bir düzende sessiz kalmanın suça ortak olmak anlamına geleceği vurgulandı.

“KANLA ÇİZİLMEK İSTENEN SINIRLARA KARŞI HUKUKUN SINIRLARI”

Antalya Barosu açıklamasında, devletlerin egemenliği, insan haklarının korunması ve uluslararası hukukun üstünlüğünün savunulmasının hem hukuki hem de vicdani bir sorumluluk olduğu ifade etti. Baro, “Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere tüm uluslararası kurum ve devletleri; Irak’tan Afganistan’a, Venezuela’dan İran’a uzanan hukuka aykırı müdahalelere karşı kararlı bir duruş sergilemeye davet ediyoruz. Küresel zorbalığa karşı adaleti, yıkıcı silahlara karşı yaşam hakkını ve her türlü tahakküme karşı insan onurunu savunmayı sürdüreceğiz” ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.

Muhabir: VİLDAN ÖZKAN