Antalya Valiliği, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'da düzenlenecek 36. Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında, il genelinde güvenlik tedbirlerini artırdı. Valilik tarafından yayımlanan karara göre, 1 Temmuz Çarşamba günü saat 08.00'den 9 Temmuz Perşembe günü saat 23.59'a kadar Antalya genelinde, jandarma ve sahil güvenlik sorumluluk bölgeleri de dahil olmak üzere çok sayıda etkinlik yasaklandı.

Karar kapsamında; toplantı ve gösteri yürüyüşleri, basın açıklamaları, oturma eylemleri, stant ve çadır kurulması, imza kampanyaları, zincirleme protestolar, çelenk bırakılması, afiş ve pankart asılması, broşür dağıtılması, sticker yapıştırılması ile benzeri tüm protesto ve etkinliklerin gerçekleştirilmesine izin verilmeyecek. Kamu kurumlarının resmi törenleri, siyasi partiler ile dernek ve vakıfların zorunlu yönetim faaliyetleri kapsamındaki kongre ve genel kurul toplantıları ile ticari faaliyetler ise yasak kapsamı dışında tutuldu.

ANTALYA BAROSU'NDAN HUKUK VURGUSU

Yasak kararına ilk kurumsal itiraz Antalya Barosu'ndan geldi. Baronun resmi sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, söz konusu kararın yalnızca idari bir güvenlik tedbiri olarak değerlendirilemeyeceği belirtilerek, temel hak ve özgürlüklerin özünü ortadan kaldırdığı savunuldu. Açıklamada, Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek Antalya genelinde dokuz gün boyunca toplantı, gösteri yürüyüşü ve basın açıklamalarının tamamen yasaklanmasının anayasal hakların kullanımını fiilen ortadan kaldırdığı ifade edildi.

Antalya Valiliği Bina

"ANAYASAL HAKLAR ASKIYA ALINAMAZ"

Antalya Barosu, Anayasa'nın 26. ve 34. maddeleriyle güvence altına alınan ifade özgürlüğü ile barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının demokratik toplumun temel unsurları arasında yer aldığını vurguladı. Açıklamada, temel hak ve özgürlüklerin kamu otoritelerinin takdirine bağlı olmadığına dikkat çekilerek, bu hakların ancak kanunla, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun biçimde ve somut bir tehlikenin varlığı halinde ölçülülük ilkesi gözetilerek sınırlandırılabileceği kaydedildi. Valiliğin aldığı kararın ise tüm ili kapsayan, ayrım gözetmeyen ve uzun süreli genel bir yasak niteliği taşıdığı belirtilerek, bunun bireyselleştirilmiş bir güvenlik tedbiri olmaktan çıktığı ve anayasal hakların kullanılmasını peşinen engellediği savunuldu.

"HUKUKİ MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ"

Baro açıklamasında, 'Anayasa Mahkemesi içtihatlarının devletin görevinin temel hakları ortadan kaldırmak değil, vatandaşların bu hakları güven içinde kullanmasını sağlamak olduğunu açıkça ortaya koyduğu' ifade edildi. Antalya Barosu, Valiliğin kararının Anayasa'nın 2, 13, 26 ve 34. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürerek, yasağın kaldırılması çağrısında bulundu. Açıklamada, hukuk devleti ve insan hakları ilkelerinin korunması amacıyla söz konusu idari işleme karşı hukuki sürecin kararlılıkla sürdürüleceğine ilişkin mesaj da yer buldu.

Muhabir: Tahsin CAN ÖNALP