Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Türkiye kıyılarında mikroplastik tehdidinin giderek büyüdüğüne dikkat çekti. Ağırbaş, Antalya, Mersin, Adana ve Muğla gibi doğal ve turistik açıdan büyük öneme sahip bölgelerde mikroplastiklere rastlanmasının, hiçbir kıyının bu tehdidin dışında olmadığını gösterdiğini söyledi.
Samed Ağırbaş, Yeni Şafak gazetesinde kaleme aldığı “Doğayla uyumlu bir geleceği birlikte inşa etmek” başlıklı yazısında plastik kirliliği, mikroplastik tehdidi ve Sıfır Atık anlayışının geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
KIYILARIMIZ TEHDİT ALTINDA
Plastik atıkların artık yalnızca şişe, poşet veya ambalaj olarak görülmemesi gerektiğini belirten Ağırbaş, doğaya ulaşan plastiklerin zaman içerisinde güneş ışığı, dalga ve mekanik aşınmayla parçalanarak mikroplastiklere, daha küçük boyutlarda ise nanoplastiklere dönüştüğünü kaydetti.
Ağırbaş, “Böylece gözümüzün önündeki bir atık, zamanla deniz ekosisteminin çok daha geniş bir alanına yayılan görünmez bir tehdide dönüşüyor” ifadelerini kullandı.
Son haftalarda Ege ve Akdeniz kıyılarında ortaya çıkan tablonun dikkatle ele alınması gerektiğini belirten Ağırbaş, Antalya, Mersin, Adana ve Muğla’da mikroplastiklere rastlanmasının hiçbir kıyının bu tehdidin dışında olmadığını gösterdiğini ifade etti.

ANTALYA'DA MİKROPLASTİK TEHDİDİ
Mikroplastik yoğunluğunun bölgelere göre değiştiğine işaret eden Ağırbaş; deniz akıntıları, nehir ağızları, kentleşme, sanayi, tarımsal faaliyetler, turizm yoğunluğu ve atık yönetimi altyapısının bu farklılıkta etkili olduğunu söyledi.
Türkiye denizlerinde 428 noktada düzenli çevresel izleme yapılmasının önemine değinen Ağırbaş, sorunun yalnızca denizlerdeki plastik miktarı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.
Ağırbaş'a göre asıl yanıtlanması gereken sorular, plastiğin hangi kaynaklardan geldiği, doğaya hangi aşamada karıştığı ve kaynağında nasıl önlenebileceği.

MİKROPLASTİĞİN KAYNAĞI SANDIĞIMIZDAN DAHA GENİŞ
Mikroplastiklerin yalnızca evsel atıklardan kaynaklanmadığını belirten Ağırbaş, ambalajlar ve tek kullanımlık ürünlerin yanı sıra tekstil lifleri, sentetik halılar, araç lastiklerinin aşınması, balıkçılık ekipmanları ve bazı endüstriyel faaliyetlerin de kirliliğe neden olduğunu ifade etti.
Bu nedenle üretimden tüketime, tüketimden atık yönetimine kadar uzanan bütün zincirin birlikte ele alınması gerektiğini kaydeden Ağırbaş, denizleri temizlemenin gerekli olduğunu ancak asıl başarının plastiğin denize ulaşmasını engellemek olduğunu söyledi.
SIFIR ATIKTA YENİ AŞAMA VURGUSU
Türkiye'den dünyaya yayılan Sıfır Atık anlayışının yeni bir aşamaya taşınması gerektiğini belirten Ağırbaş, geleceğin malzemelerinin bugünden seçilmesi, doğaya ulaşan atığın kaynağında önlenmesi ve toplumun tamamının dönüşümün parçası haline getirilmesi gerektiğini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın 2017 yılında öncülüğünü yaptığı Sıfır Atık Hareketi'nin güçlü bir dönüşüm vizyonu ortaya koyduğunu belirten Ağırbaş, doğayı korumanın yalnızca oluşan atığı toplamak anlamına gelmediğini vurguladı.
Ağırbaş, asıl hedefin atığın oluşmasını önlemek, üretim ve tüketim alışkanlıklarını değiştirmek ve kaynakları gelecek nesillere taşıyabilmek olduğunu kaydetti.

GELECEĞİN MALZEMELERİNE YATIRIM ÇAĞRISI
Dönüşümün önemli ayaklarından birinin alternatif malzemelerin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması olduğunu belirten Ağırbaş, biyobozunur veya doğayla daha uyumlu seçeneklerin uygun kullanım alanlarında tek kullanımlık plastiklere alternatif oluşturabileceğini söyledi.
Cam ve metal gibi yeniden kullanılabilen malzemelerin döngüsel sistemlere yeniden kazandırılmasının önemine değinen Ağırbaş, bir malzemeyi başka bir malzemeyle değiştirmenin tek başına çözüm olmadığını ifade etti.
Ağırbaş, hedefin tek kullanımlılığı azaltmak, yeniden kullanımı artırmak, ürünlerin yaşam döngüsünü uzatmak ve son aşamada geri dönüşümü güçlendirmek olduğunu belirtti.

MİKROPLASTİKLER İNSAN SAĞLIĞINI DA İLGİLENDİRİYOR
Mikroplastiklerin yalnızca çevresel bir sorun olmadığını vurgulayan Ağırbaş, konunun insan sağlığı ve gıda güvenliği açısından da önem taşıdığını belirtti.
Bu parçacıkların balık, midye ve diğer deniz canlıları tarafından besin zannedilerek alınabildiğini ve besin zinciri üzerinden insanlara ulaşabildiğini aktaran Ağırbaş, içme suyunda, gıdalarda ve deniz suyundan elde edilen tuzda mikroplastiklerin tespit edilmesinin konunun boyutunu ortaya koyduğunu söyledi.
Bilimsel araştırmaların mikroplastiklerin insan vücudu üzerindeki etkilerini anlamaya yönelik sürdüğünü belirten Ağırbaş, plasenta ve kordon kanında mikroplastik parçacıklarının tespit edilmiş olmasının ihtiyatlı hareket edilmesi gerektiğini gösterdiğini ifade etti.
ANTALYA'DA SAHA ÇALIŞMALARI YÜRÜTÜLÜYOR
Sıfır Atık Vakfı olarak sorunu uzaktan değerlendirmekle yetinmediklerini belirten Ağırbaş, Adana, Mersin, Muğla ve Antalya'da saha çalışmaları gerçekleştirdiklerini açıkladı.
Bu çalışmalar kapsamında plastiklerin karasal alanlardan nehirler ve diğer su kaynakları aracılığıyla denizlere nasıl taşındığının, hangi kaynaklardan geldiğinin ve mevcut atık yönetimi uygulamalarının yerinde incelendiğini aktardı.
TÜRKİYE PLASTİK ATIK ÇALIŞTAYI İSTANBUL'DA YAPILACAK
Saha çalışmalarının önemli bir sonraki adımının 31 Ağustos-1 Eylül tarihlerinde İstanbul'da gerçekleştirilecek Türkiye Plastik Atık Çalıştayı olacağını belirten Ağırbaş, çalıştayda plastik kirliliğiyle mücadelede yeni adımların ele alınacağını duyurdu.
Çalıştayda bakanlıklar, genel müdürlükler, üniversiteler ve ilgili paydaşlarla plastik atıkların azaltılmasından geri dönüşüme, sanayide yeşil dönüşümden biyobozunur ve alternatif malzemelerin teşvikine kadar birçok başlığın değerlendirileceğini kaydetti.

MAHALLE MAHALLE ÇEVRE SEFERBERLİĞİ
Plastik kirliliğiyle mücadelede yalnızca ulusal ölçekte politika üretmenin yeterli olmayacağını vurgulayan Ağırbaş, kalıcı sonuç için yerelde yaşayan insanların, kurumların ve toplulukların sürece aktif biçimde katılması gerektiğini ifade etti.
Sıfır Atık Vakfı ile İçişleri Bakanlığı arasında imzalanan iş birliği protokolüne dikkat çeken Ağırbaş, 81 ildeki 50 bini aşkın muhtarlığın sıfır atık çalışmalarına daha güçlü biçimde dahil edilmesinin hedeflendiğini açıkladı.
Muhtarlıkların vatandaş ile kamu arasındaki en güçlü yerel temas noktalarından biri olduğunu belirten Ağırbaş, sıfır atık anlayışının mahalle ölçeğinde yaygınlaştırılmasının atığın kaynağında azaltılması, doğru ayrıştırılması ve çevre bilincinin güçlendirilmesi açısından büyük potansiyel taşıdığını söyledi.
81 İLDE MAHALLE MAHALLE BÜYÜYEN SEFERBERLİK
Hedeflerinin yalnızca bir proje yürütmek olmadığını belirten Ağırbaş, “81 ilde, mahalle mahalle büyüyen güçlü bir yerel çevre seferberliği” oluşturmak istediklerini ifade etti.
Sıfır Atık'ı günlük hayatın bir parçası haline getiren, vatandaşın doğrudan katılımını sağlayan ve yerel yönetimler, kamu kurumları, muhtarlıklar, sivil toplum ile özel sektörü aynı zeminde buluşturan geniş kapsamlı bir çevre hareketi hedeflediklerini belirtti.
COP31'E GİDEN YOLDA YENİ VİZYON
COP31'e giderken Türkiye'nin ortaya koyacağı vizyonun yalnızca plastik atığın toplanmasına indirgenmemesi gerektiğini ifade eden Ağırbaş, daha az tüketen, yeniden kullanan, kaynaklarını verimli değerlendiren ve döngüsel ekonomiyi güçlendiren bir Türkiye hedeflenmesi gerektiğini söyledi.
Ulusal politikalar ile yerel uygulamalar arasında güçlü bir bağ kurulmasının önemine işaret eden Ağırbaş, bilimsel veriye dayalı politikaların mahallelerde, okullarda, işletmelerde, üretim tesislerinde ve günlük yaşamın her alanında görünür hale gelmesi gerektiğini vurguladı.
Ağırbaş, yazısını, “Geleceği korumak, bugünün alışkanlıklarını değiştirmekten geçiyor” sözleriyle tamamladı.




