Antalya’nın Aksu ilçesinde başlayarak Kepez ve Döşemealtı’na kadar yayılan orman yangınları, kentte orman yangınlarına karşı alınması gereken önlemleri yeniden gündeme taşıdı. TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şubesi, yangınlar nedeniyle bazı yerleşim alanlarının tahliye edildiği, vatandaşların yaşam güvenliğinin tehlikeye girdiği ve doğal yaşam alanlarının zarar gördüğünü belirtti.

59 BİN 985 HEKTAR ALAN ZARAR GÖRDÜ

Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şubesi, 28 Temmuz 2021’de Manavgat’ta başlayarak Akseki, Alanya, Gazipaşa, Gündoğmuş ve Taşağıl’a yayılan büyük yangınların Antalya için önemli bir dönüm noktası olduğunu hatırlattı. Resmi verilere göre bu yangınlarda toplam 59 bin 985 hektar alan zarar gördü. 2021 sonrasında yanan alanlarda doğal gençleşme, suni gençleştirme ve ağaçlandırma çalışmaları yürütülürken, yangınların önlenmesi ve erken tespit edilmesi amacıyla da çeşitli uygulamalar hayata geçirildi. Antalya’da 42 yangın gözetleme kulesinin bulunduğu, bunların 36’sının IP kameralarla donatıldığı ve yangınların izlenmesinde İHA kullanıldığı belirtildi. Ayrıca 143 noktada kara araçlarının konuşlandırıldığı, riskli dönemlerde erken uyarı ve farkındalık çalışmalarının artırıldığı aktarıldı.

Aksu Yangın (3)-4

2025’TE 128 ORMAN YANGINI ÇIKTI

Antalya’nın iklim değişikliğinin etkilerine karşı hassas kentlerden biri olduğuna dikkat çekilen açıklamada, artan sıcaklıklar, kuraklık, düşük nem ve kuvvetli rüzgârların yangın riskini artırdığı vurgulandı. 2025 yılında Antalya’da 128 orman yangını meydana geldiği ve 589 hektar orman alanının zarar gördüğü belirtilirken, yangınların yüzde 93’ünün 5 hektarın altında tutulduğu ifade edildi. Bu verinin erken tespit ve hızlı müdahalenin önemini ortaya koyduğu ancak asıl hedefin yangın çıktıktan sonra müdahale etmek değil, yangının çıkma ihtimalini azaltmak olması gerektiği kaydedildi.

Orman Yangınlarında Adli Süreç Başladı Antalya Da Soruşturma Listesinde (2)Körfezzxç

YANGIN ÇIKMADAN ÖNCE ÖNLEM ALINMALI

Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şubesi, orman-kent sınırlarının korunması, elektrik hatlarından kaynaklanan risklerin azaltılması, tarımsal faaliyetlerin ve bahçe temizliğinin denetlenmesi, orman yolları ile yangın havuzlarının hazır tutulması ve ormanlardaki yanıcı yükün azaltılması gerektiğine dikkat çekti. 2026 yılında enerji nakil hatlarının bakımı, teknik iyileştirmeler ve trafo kontrollerine yönelik çalışmaların olumlu olduğu belirtilirken, bu uygulamaların yalnızca yangın sezonunda değil boyunca devam eden, ölçülebilir ve kamuoyuna açık bir risk azaltma programına dönüştürülmesi gerektiği ifade edildi.

Serik Yangın Sıçrama

ORMANLAR YALNIZCA AĞAÇLARDAN OLUŞMUYOR

Açıklamada, orman yangınlarının yalnızca ağaç kaybına yol açmadığı vurgulandı. Yanan alanlarla birlikte canlıların yaşam alanlarının, ekosistem dengesinin, toprağın üretkenliğinin, su kaynaklarının ve hava kalitesinin de zarar gördüğü belirtildi. Yangın sonrası başarının yalnızca dikilen fidan sayısıyla ölçülmemesi gerektiğine dikkat çekilerek, yanan alanların biyoçeşitlilik, toprak, su, erozyon ve taşkın riski açısından uzun süre izlenmesi gerektiği kaydedildi. Doğal gençleşmenin mümkün olduğu alanlarda ise ekosistemin kendini yenileme kapasitesinin korunması gerektiği kaydedildi.

Aksu Orman Yangını Sonrası Dağ

KENTLEŞME VE ATIKLAR DA RISK OLUŞTURUYOR

Antalya’da hızla artan kentleşmenin doğal alanları azalttığı ve betonlaşmayı artırdığı belirtilen açıklamada, yeşil alan kaybının kentsel ısı adası, hava kalitesi ve taşkın riskini de artırdığı vurgulandı. Doğal alanların korunmasının artık yalnızca çevresel değil, aynı zamanda halk sağlığı ve yaşam güvenliği açısından da önemli olduğu belirtildi. Ormanlık ve kırsal alanlardaki düzensiz atıkların da yangın riskini artırdığı ifade edildi. Cam, pil, batarya, elektronik ve kimyasal içerikli atıkların kontrolsüz biçimde bırakılmasının önüne geçilmesi, yüksek riskli bölgelerde düzenli temizlik ve bakım yapılması gerektiği kaydedildi.

ANTALYA IÇIN KALICI RISK YÖNETIMI SISTEMI

Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şubesi, yangın gözetleme sistemleri, kameralar, İHA’lar, risk haritaları ve erken uyarı uygulamalarının önemli olduğunu ancak bunların sezonluk çalışmalar olmaktan çıkarılması gerektiğini belirtti. Antalya’da afet yönetiminin meteoroloji, uydu görüntüleri, coğrafi bilgi sistemleri, yapay zeka, insansız hava araçları, şehir planlama ve ekoloji gibi farklı alanların birlikte değerlendirilmesiyle yürütülmesi gerektiği ifade edildi. Açıklamada ayrıca COP31 sürecinde Antalya’nın iklim değişikliğine uyum, afetlere dirençlilik ve doğal varlıkların korunması konularında daha güçlü politikalar geliştirmesi gerektiği vurgulandı.
ÇMO Antalya Şubesi, orman yangınlarının yalnızca yaz aylarının gündemi olmadığını belirterek, iklim değişikliği, kentleşme, biyoçeşitlilik ve afet yönetimiyle doğrudan bağlantılı bir sorun olduğuna dikkat çekti. Açıklama, “Yanan sadece ormanlarımız değil. Yanan, Antalya’nın geleceğidir” mesajıyla sona erdi.

Kaynak: BÜLTEN