Antalya Ticaret Borsası (ATB) Mart Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında üyelerin katılımıyla ATB Toplantı Salonu’nda gerçekleşti. Meclis toplantısında tarımsal üretim, ihracat, maliyet artışları ve finansmana erişim konularındaki sorunlar ele alındı. Üyelerin yönetimin bir aylık faaliyetleriyle ilgili bilgilendirildiği Meclis’te ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, tarım, ekonomi ve Antalya ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

“ÇEVRESEL YIKIMI KAYGIYLA İZLİYORUZ”

Çandır konuşmasına Amerika ve İran arasında devam eden savaşı değerlendirerek başladı. Çandır, “Hepimizin yakından takip ettiği gibi Ortadoğu’da başlatılan emperyalist fırsat savaşının ortaya çıkardığı insani ve çevresel yıkımı kaygıyla izliyoruz. Savaşın bir an önce sona ermesi ve sorunların diplomasiyle çözülmesi en büyük dileğimizdir. Çünkü savaşın bedeli, ekonomik tablolarla değil; insan hayatında ve doğada açtığı derin yaralarla ölçülmektedir. Bu savaş ne İran’ın nükleer güç olmasını engellemeye yöneliktir ne de güvenlik ve özgürlük kaygılarıyla ilgilidir.” dedi.

Ali Çandır Atb Ocak Ayı 2026 Toplantısı 2

“GELİŞMELERDEN DOĞRUDAN ETKİLENMEKTEDİR”

Türkiye’nin savaş karşısında dengeli bir duruş sergilediğini kaydeden Çandır, “Diplomasiyle yürütülen barış girişimlerinin kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesinin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğine inanıyoruz. Görünen o ki tırmanan gerilim ve çatışmaların etkisiyle savaş, artık yalnızca siyasi ya da askeri bir mesele olmanın ötesine geçmiştir. Enerji piyasalarından ticaret hatlarına, gıda sistemlerinden tarımsal üretime kadar uzanan çok boyutlu bir olumsuz etki alanına sahiptir. Coğrafi konumumuz gereği ülkemiz de bu gelişmelerden doğrudan etkilenmektedir. Tarım, turizm ve ticaret kenti Antalya’mız ise şiddeti hisseden şehirlerin başında geliyor.” sözlerine yer verdi.

“KENTİMİZ BU ARTIŞLARDAN ÇOK FAZLA ETKİLENİYOR”

İran tarafından kapatılan Hürmüz boğasının sektöre etkilerini değerlendiren Çandır, “Hürmüz Boğazı çevresindeki riskler, sektörümüz açısından üç temel gerçeği bir kez daha ortaya koymuştur. Birincisi maliyet gerçeğidir. Enerji fiyatlarındaki artış; mazottan gübreye kadar tüm girdileri doğrudan yükseltmektedir. Sektörümüz ve nitelikli girdi gerektiren örtüaltı üretim yapımız nedeniyle kentimiz bu artışlardan çok fazla etkilenmektedir.” dedi.

Ali Çandır Antalya Ticaret Borsası Başkanı 4

“SEKTÖRÜMÜZÜN DAYANIKLILIĞINI ARTIRACAK”

Çandır, “Kentimizden örnek verecek olursam; 2025 verilerine göre 181 bin tonluk kimyevi gübre tüketimiyle Türkiye’de 8. sıradayız. Fakat birim alanda en yoğun ve nitelikli gübre kullanan illerin başında geliyoruz. Gübre başta olmak üzere mazot ve diğer girdi maliyetlerindeki şiddetli artışlar, zayıflayan rekabet gücümüzü felç etme riski taşımaktadır. Ancak her zaman belirttiğim gibi tarım, yalnızca bir sektör değildir; gıda güvenliğidir, ekonomik dayanıklılıktır, stratejik güçtür. Dolayısıyla tarımsal faaliyetlerle ilgili değer zincirinin mutlaka korunması ve geliştirilmesi hayati bir önem taşımaktadır. Bu kapsamda alınacak kararlar ve uygulamalar sektörümüzün dayanıklılığını artıracak” açıklamasına yer verdi.

“ACİL VE SOMUT ADIMLAR ATILMALI”

Diğer taraftan Türkiye’nin enerji ve gübre dışında zirai ilaç, yem ve diğer temel tarım girdilerinin hammaddelerinde de önemli ölçüde dışa bağımlı olduğunu kaydeden Çandır, “Yüksek maliyetler altında üretimde kalmaya çalışan üreticimiz, savaşın tetiklediği girdi fiyatlarındaki artışı taşıyacak güçte değildir. Bu nedenle tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için acil ve somut adımlar atılmalıdır. Tarımsal üretimde maliyet baskısını azaltmak için mevcut destekleme anlayışını yeniden değerlendirmek zorundayız.” dedi.

Ali Çandır Coğrafi Işaret Toplantısı

“ÜRETİM AKSAR, VERİM DÜŞER VE MAL SEVKİYATI ZORLAŞIR”

Antalya Körfez Gazetesi muhabiri Ertuğrul Gün'ün haberine göre; ikinci sorunun tedarik güvenliği olduğunu kaydeden Çandır, “Enerji ve lojistikte yaşanan her aksama girdilere erişimi ve mal sevkiyatını zorlaştırmaktadır. Oysaki tarımda zaman kaybının telafisi yoktur. Girdi zamanında gelmezse üretim aksar, verim düşer ve mal sevkiyatı zorlaşır. En büyük risk, ilave maliyet artışlarıdır. Bunu aşmamızın yolu doğru yatırım hamlelerinden geçmektedir. Yani acilen yapmamız gereken iş ve yatırım ortamını iyileştirmektir. Çünkü “Made in EU” kapsamında olmak ülkemizin üretim ve ihracat kapasitesini geliştirecek.” açıklamasına yer verdi.

“İHRACATÇIYI KORUYACAK ÖNLEMLER GECİKMEDEN ALINMALI”

Çandır, “Üçüncüsü ise sahip olunan potansiyeldir. Bölgesel ticaret akışının zayıfladığı dönemlerde Türkiye, güçlü üretim kapasitesiyle mevcut ve yeni pazarlarda öne çıkan bir ülke olmuştur. Antalya ise örtüaltı üretim ve ihracat gücüyle böyle dönemlerde önemli roller üstlenmiştir. Ancak artan navlun maliyetleri ihracatta rekabet gücümüzü ciddi şekilde zayıflatmaktadır. Bu alanda maliyetleri dengeleyecek ve ihracatçıyı koruyacak önlemler gecikmeden alınmalıdır. Unutmayalım ki; maliyet yükü hafifletilmeden hiçbir potansiyel, kalıcı kazanca dönüşemez” açıklamasına yer verdi.

Kaynak: ANTALYA KÖRFEZ GAZETESİ-ERTUĞRUL GÜN