MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, dün (3 Şubat Salı) TBMM'de partisinin grup toplantısında gündemi sarsan bir çıkış yaptı. 'Terörsüz Türkiye' süreci kapsamında PKK'nın hapisteki lideri Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat 2025 itibarıyla verdiği sözleri tuttuğunu hatırlatan Bahçeli'nin "Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama, Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir." demesi Abdullah Öcalan'ı bir kez daha Türkiye'de gündemin baş köşesine oturttu. Konu, 'Terörsüz Türkiye' süreci ekseninde AK Parti, MHP ve DEM Parti çevrelerinden yapılan açıklamalarla gündemdeki sıcaklığını korurken, sizi 27 yıl önce Abdulah Öcalan'ın yakalanış sürecine götürmek istiyoruz. İşte muhabirimiz Can Tahsin Önalp'in kaleminden PKK'nın ortaya çıkış süreci ve eylemleri, Öcalan'ın yakalanışı, yurt dışı operasyonda Antalya detayı ve dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'in açıklaması...
PKK KURULDU
Türkiye, 1984 yılında ilk kez terör ile tanıştı. Terör örgütü PKK, Kürdistan İşçi Partisi adı ile 27 Kasım 1978 tarihinde Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Fis köyünde kuruldu. Abdullah Öcalan ise bu örgütün lideri seçildi. PKK'nın ilk ses getiren silahlı eylemi, 1979'da Bucak aşiretinin eski liderlerinden, dönemin Adalet Partisi milletvekili Mehmet Celal Bucak'a saldırmak oldu.

TERÖR BAŞLADI
Siirt’in Eruh ilçesi ve Hakkâri’nin Şemdinli ilçesinde eş zamanlı silahlı saldırılar düzenlendi. Bu saldırılar, PKK’nin Türkiye’ye karşı silahlı eylem sürecinin başlangıcı olarak kabul ediliyor. Türkiye böylece PKK terör belası ile tanışmış oldu. Savaş gibi ciddi durumlara hazırlanan Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ilk zamanlar terörü bilmedikleri için zorlandılar. Dünyanın en güçlü ordularından birine sahip olan TSK kısa sürede kendini geliştirdi ve PKK’ya ağır darbeler indirmeye başladı. TSK’nın kendini yenilemesiyle beraber Öcalan da pek çok defa köşeye sıkıştırıldı.
TÜRKİYE VE SURİYE SAVAŞIN EŞİĞİNE GELDİ
1979 yılında Öcalan, kaçak yollarla Suriye'ye gitti. Filistinli örgütlerin de yardımıyla, Lübnan'daki Bekaa Vadisi'nde PKK’lıların eğitimi için bir kamp kuruldu ve teröristler burada eğitilmeye ve devamında Türkiye'nin Doğu ve Güney Doğu bölgesinde kanlı eylemlere girişti. Türkiye yıılar içinde sınır ötesi operesyonlar dahil PKK'ya ağır kayıplar verdirse de binlerce şehit de verildi. Öcalan'ın komşu ülke Suriye'yi üs olarak kullanması nedeniyle Türkiye ve Suriye savaşın eşiğine geldi. O dönemde Suriye yöneten isim Beşar Esad’ın babası Hafız Esad’dı. Türkiye Suriye’den terör elebaşı Öcalan’ı istemişti. Fakat Suriye Öcalan’ı bir türlü teslim etmedi. Türkiye ise ciddiyetini göstermek için 1998 yılında Hatay ve Gaziantep hattına tanklar, zırhlı birlikler ve asker sevk etti.

ÖCALAN APAR TOPAR KOVULDU
Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve Kara Kuvvetleri Komutanı Atilla Ateş, “Bu bir savaş sebebidir” şeklinde açıklamalar yaptı. Bu gelişmelerle beraber Suriye geri adım attı ve Öcalan’ı sınır dışı etti. Öcalan’ın yurt dışına çıkabilmesi için Abdullah Sarıkurt adından bir pasaport çıkartıldı ve 9 Ekim 1998 yılında Öcalan Suriye’yi terk etti.
KOVALAMACA BAŞLADI
Öcalan’ın Suriye’yi terk etmesiyle beraber sıkı bir kovalamaca başladı. Öcalan önce Yunanistan’a gitti. Fakat Yunanistan, Türkiye ile bir gerilim yaşamamak için onu kabul etmedi. Ardından Öcalan sırasıyla Rusya, İtalya’ya gitti. İtalya içinse ayrı bir parantez açılması lazım.

ÖCALAN’IN EVİ PATLATILACAKTI
Öcalan 12 Kasım tarihinde İtalya’ya gitti. Roma'da sahte pasaport kullandığı iddiasıyla tutuklanan ancak daha sonra serbest bırakılan Öcalan, bir villaya yerleştirildi. Türkiye, İtalya’dan Öcalan’ın kendilerine verilmesini talep etti. Fakat İtalya bunu kabul etmedi. Böylece iki ülke arasında gerginlikler yaşandı. 32.GÜN’ün 28 Şubat Belgeselinde bu dönem şöyle anlatılıyor: "Türkiye, Öcalan’ın kaldığı villanın yakınına bir ev kiraladı. Türkiye gözünü karatmıştı ve Öcalan’ın kaldığı evi hava uçuracaklardı. Plan şuydu: Komandolar, denizden yaklaşacak ve Öcalan’ın kaldığı ev havaya uçurulacaktı. Son derece riskli bir plandı ve bu öneri Amerika ile paylaşıldı. Amerika’nın ret yanıtı vermesi üzerine operasyon durduruldu. Fakat Amerika Türkiye’nin bu konuda ne kadar ciddi olduğunu görünce Öcalan’ın teslim edilmesine karar verdi."
ÖCALAN TESLİM EDİLİYOR
Öcalan İtalya’nın ardından Rusya’ya geri gitti. Fakat Türkiye ağırlığını koymasıyla beraber buradan da ayrıldı ve Yunanistan’a geri gitti. Buradan, Savvas Kalenteridis adındaki Yunan Ulusal İstihbarat Teşkilatı (EYP) mensubunun refakatiyle 2 Şubat 1999'da Nairobi'ye götürüldü ve Yunanistan'ın Kenya Büyükelçiliğine geçici olarak yerleştirildi. Amerika ise Öcalan’ın Türkiye’ye teslim edilmesine karar verdi ve operasyon başladı.
OPERASYONDAKİ ANTALYA DETAYI
4 Şubat günü CIA’nin Ankara İstasyon Şefi, dönemin Mit Müsteşarı Şengal Atasagun’dan randevu istedi. Böylece Amerika Öcalan’ın yakalanması için Türkiye’ye teslim edilmesine karar verdi. Operasyon ise başladı. MİT ilk önce 250 bin dolara bir uçak kiraladı. Uçağın işaretleri değiştirildi ve pilot ekibinin dışında uçağa tam 6 eleman bindirildi. Uçakta 1 doktor, 1 muhaberatçı, 1 yabancı dil bilen uzman 3 koruma bulunuyordu. Bu ekip ilk olarak Antalya’ya gitti. O arada 3 Amerikalı CİA Ajanı özel telefonları ile Antalya’ya geldi ve hep birlikte beklemeye başladılar.

OPERASYONUN FİTİLİ ANTALYA’DAN ATEŞLENDİ
1999 yılının Şubat ayında başkent Ankara’da soğuk bir kış hakimdi. Ekip 9 kişiydi. Etimesgut Havalimanı’nda buluştular. Ekip lideri dedi ki, ‘Arkadaşlar ailelerinize telefon edin bir süre gelemeyeceğiniz söyleyin Tanrı yardımcımız olsun’ dedi. Sivil özel uçağa bindiler, Antalya’ya gittiler. Karpuzkaldıran Askeri Tesisleri’ne yerleştiler. Uçağın kuyruğunda Türk bayrağını ve Türk kimliğini gösteren işaretler kapatıldı. Ekip lideri pasaportları dağıttı. Fotoğraflar gerçek ama geriye kalan tüm bilgiler sahteydi. İş adamı kimliği ile 15 Şubat gecesi Antalya'dan havalandılar. Önce Uganda’ya gittiler. Uçuş 6 sat sürdü. Buradan yakıt ikmali yapan ekip, ardından Öcalan’ı almaya Kenya’ya Nairobi Havalimanı’na indi. Burada 5 saat sürecek bir bekleyiş başladı.
ÖCALAN YAKALANDI
Kenyalılar, Öcalan’ı Hollanda’ya gitmesi için ikna etti. Ardından havalimanına gelen Öcalan’a görevliler, “İşte uçağın orada. Şimdi gidip o uçağa binersen yoluna devam edeceksin” dedi. Öcalan’ın uçağa binmesiyle beraber üstüne atılan MİT görevlileri sonunda terörist başını yakalandı. Operasyonun başarıyla tamamlanmasının ardından dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, sabah konutundan ayrılarak Başbakanlık Resmi Konutu'na geçti. Ecevit, burada Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Rasim Betir, Genelkurmay Harekat Başkanı, Başbakanlık Askeri Danışmanı Korgeneral Yaşar Büyükanıt ve MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun ile bir araya geldi. Bu sırada, Başbakanlık Basın Merkezi aracılığıyla Başbakan Ecevit'in saat 11.00'de basın toplantısı düzenleyeceği duyuruldu.

ECEVİT YAKALANDIĞINI AÇIKLADI
Başbakan Bülent Ecevit, Öcalan’ın yakalanışını 16 Şubat 1999'da düzenlendiği basın toplantısında şu sözlerle duyurdu:
"Değerli gazeteci arkadaşlarım, sizlere ve aziz yurttaşlarıma bir haberim var. Bu sabaha karşı saat 03.00'ten itibaren bölücü terör örgütü PKK'nın başı Abdullah Öcalan Türkiye'dedir. Dünyanın neresinde olsa devletimizin onu ele geçireceğini söylemiştik. Bu devlet sözü yerine getirildi. Şehit analarına verilen söz yerine getirildi. Bütün dünyadan dışlanan Abdullah Öcalan, sonunda kendini Türkiye'nin kucağında buldu. Yaptıklarının ve yaptırdıklarının hesabını, bağımsız Türk adaletine verecektir. Bölücü terörle Türkiye'de bir yere varılamayacağını, devletimizle baş edilemeyeceğini artık herkes anlamalıdır.12 gündür değişik kıtalarda sürdürdüğümüz yoğun ve sessiz bir izleme sonucunda yakalandı. Türkiye'de bu operasyonu bilen sadece 10 yetkili vardı. Hiçbir haber sızmadı. En küçük bir sızma olsa operasyon sonuç veremezdi. Bu operasyon Genel Kurmayımız ile Milli İstihbarat Teşkilatımızın, MİT'in, tam bir uyum içinde çalışmaları ile başarıldı. Kendilerine tebriklerimi ve şükranlarımı sunuyorum. Güç bir iş başarıldı. Bundan sonrası bağımsız yargının yetki alanındadır. Allah milletimizi ve bütün insanlığı terörden ve savaştan korusun."





