Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Antalya İl Koordinasyon Kurulu, Konyaaltı ilçesi Çakırlar Mahallesi’nde planlanan TOKİ toplu konut projesi ile aynı havzada gündeme gelen kum ve taş ocağı faaliyetlerine ilişkin basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Antalya Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı ve İKK Sözcüsü Mustafa Karancı, söz konusu iki sürecin birbirinden bağımsız değerlendirilmesinin mümkün olmadığını belirterek, “Antalya’nın su kaynaklarını, kıyı dengesini, taşkın güvenliğini ve planlama bütünlüğünü ilgilendiren çok önemli bir süreçle karşı karşıyayız.” dedi.

“BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLMELİDİR”

İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi’nde gerçekleştirilen toplantıda TMMOB Antalya İl Koordinasyon Kurulu adına açıklama yapan Karancı, Çakırlar bölgesinde planlanan toplu konut projesi ile Çandır Çayı havzasında ruhsat süreçleri yürütülen kum ve taş ocaklarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Karancı, “Bugün Antalya’nın geleceğini doğrudan ilgilendiren, birbirinden bağımsız gibi gösterilse de aslında aynı bölge içerisinde birbiriyle ilişkili olan iki önemli süreci kamuoyunun dikkatine sunmak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bir tarafta Çakırlar bölgesinde planlanan ve askıya çıkarılan 1/100000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliği ile kapsamı genişletilen toplu konut projesi, diğer tarafta ise aynı havzada Çandır Çayı üzerinde gündeme getirilen kum ve çakıl ocakları bulunmaktadır. Bu iki konu su kaynakları, zemin yapısı, taşkın rejimi ve çevresel etkiler açısından birlikte değerlendirilmelidir.” diye konuştu.

Tmmob Toki̇ Açıklaması

“SOSYAL KONUTA KARŞI DEĞİLİZ”

TMMOB’ye bağlı meslek odalarının sosyal konut üretimine karşı olmadığını vurgulayan Karancı, itirazlarının planlama ilkelerini ve bilimsel kriterleri göz ardı eden uygulamalara yönelik olduğunu söyledi. Karancı, “Dar ve orta gelirli yurttaşlarımızın güvenli, sağlıklı ve erişilebilir konutlara ulaşmasını temel bir hak olarak görüyoruz. Ancak bizim itirazımız, bilimi dışlayan, mühendisliği devre dışı bırakan ve kamu yararını zedeleyen uygulamalardır. Antalya gibi doğal kaynakları sınırlı bir kentte bu ölçekteki projeler mutlaka bilimsel veriler ışığında planlanmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Toki̇ Çakırlar Projesi (3)

“30-40 BİN KİŞİLİK YENİ NÜFUS GELİYOR”

Çakırlar’daki TOKİ projesinin büyüklüğüne dikkat çeken Karancı, ilk etapta 56,30 hektarlık alanda 6 etap halinde 206 blok, 4 bin 574 konut, 61 ticari ünite, 2 okul ve 1 caminin planlandığını söyledi. Ancak üst ölçekli plan değişiklikleri incelendiğinde proje alanının yaklaşık 238,36 hektara çıkarıldığını belirten Karancı, bu durumun bölgeye önemli bir nüfus yükü getireceğini ifade etti. Karancı, “Bu büyüklükte bir gelişme kararı yaklaşık 30 ila 40 bin kişilik yeni bir nüfusun bölgeye ilave olması anlamına geliyor. Bu da Konyaaltı’nın batı kesiminde yeni bir kentsel yerleşim odağı oluşturulması demektir. Ancak bu nüfusun beraberinde getireceği ulaşım, enerji, altyapı, içme suyu, kanalizasyon ve sosyal donatı ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağı konusunda yeterli bir planlama ortaya konulmuş değildir.” dedi.

“TAŞKIN VE SU KORUMA RİSKLERİ BULUNUYOR”

Sorunun yalnızca nüfus artışı ve planlama boyutuyla sınırlı olmadığını kaydeden Karancı, resmi kurum görüşlerinde yer alan teknik değerlendirmelere dikkat çekti. Proje alanının bir bölümünün Çandır Çayı’nın taşkın etki alanı içerisinde kaldığını belirten Karancı, ilgili kurumların dere ıslahı tamamlanmadan yapılaşmaya başlanmaması gerektiğini açık şekilde ortaya koyduğunu söyledi. Karancı, “Aynı değerlendirmelerde alanın ikinci derece içme suyu koruma alanı içerisinde yer aldığı ve içme suyu kuyularının beslenim havzasında bulunduğu da belirtilmektedir. Ayrıca İl Afet Risk Azaltma Planı verileri de bölgenin önemli bir kısmının taşkın riski altında olduğunu göstermektedir. Buna rağmen zemin ve temel etütleri tamamlanmadan ihale ve yapım süreçlerinin başlatılması ciddi bir mühendislik zafiyetidir.” diye konuştu.

Toki̇ Çakırlar Projesi (1)

“KIYI DENGESİNİ ETKİLER”

Antalya Körfez Gazetesi muhabiri Ertuğrul Gün'ün haberine göre; Karancı, toplu konut projesinden bağımsız gibi sunulan ancak aynı sürecin parçası olduğunu savunduğu Çandır Çayı’ndaki kum ve çakıl alım faaliyetlerine de değindi. DSİ’ye ait iki tersip bendinin üst kısmında bulunan iki ayrı sahada toplam yaklaşık 57 bin metrekarelik alanda 266 bin metreküpü aşan malzeme bulunduğunun ifade edildiğini belirten Karancı, bu malzemenin “temizlik” ya da “rusubat alma” gerekçesiyle sahadan uzaklaştırılmasının planlandığını söyledi. Karancı, “Burada göz ardı edilen en kritik konu kıyı dengesidir. Bilimsel çalışmalar, Konyaaltı sahilinin temel sediment kaynağının Boğaçay olduğunu ortaya koymaktadır. Bu havzada yapılan her müdahale doğrudan kıyı morfolojisini etkilemektedir. Akademik araştırmalar ve ölçümler, Boğaçay’ın Liman bölgesi kesiminde kıyı gerilemesinin yaşandığını göstermektedir. Çandır Çayı yatağından yapılacak kum ve çakıl alımları sediment dengesini bozarak kıyı erozyonunu hızlandırabilir ve uzun vadede Konyaaltı sahilinde daralmaya yol açabilir.” dedi.

“EKONOMİK FAALİYET GÖRÜNÜYOR”

Maden Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümlerine de dikkat çeken Karancı, kamu projeleri kapsamında çıkarılan malzemenin yalnızca ilgili projede kullanılabileceğini ve ticarete konu edilemeyeceğini belirtti. Karancı, “Eğer çıkarılan malzeme ticari amaçla kullanılacaksa bunun için ruhsat alınması gerekir. Çandır Çayı’ndaki malzemeye ilişkin ruhsat süreçlerinin başlatılmış olması, bunun yalnızca dere temizliği veya taşkın önleme amacıyla yapılan bir işlem olmadığını düşündürmektedir. Bu durum aynı zamanda ekonomik bir faaliyet yürütüldüğünü göstermektedir.” ifadelerini kullandı. Söz konusu malzemenin TOKİ projesine hammadde sağlamak amacıyla kullanılabileceğine yönelik iddiaların kamuoyunda tartışıldığını belirten Karancı, bu konuda şeffaf açıklama yapılması gerektiğini söyledi.

Mustafa Karancı Toki̇ Açıklaması

“RUHSAT İDDİALARI AÇIKLIĞA KAVUŞTURULMALI”

Karancı, kamuoyuna yansıyan bazı iddialara da değinerek Antalya Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı (YİKOB) bünyesinde kurulan AYDAŞ Turizm Tanıtım ve Ticaret Limited Şirketi adına Çandır Çayı bölgesinde yaklaşık 50 bin metrekarelik alanda ruhsat düzenlendiği yönündeki iddiaların açıklığa kavuşturulması gerektiğini ifade etti. Boğaçay Kaynağı İçme Suyu Kuyuları Koruma Alanı’na ilişkin mevzuatı hatırlatan Karancı, ilgili düzenlemelerde mutlak koruma alanı ile birinci ve ikinci derece koruma alanlarında kum ve çakıl temininin açık şekilde yasaklandığını söyledi. Karancı, “Bu kadar açık bir yasal düzenleme ortadayken ikinci derece koruma alanında ruhsat verilmesi ya da buranın stok sahası olarak kullanılmasının düşünülmesi kabul edilemez. Bu durum kamu yararı, içme suyu güvenliği ve doğal kaynakların korunması açısından ciddi soru işaretleri yaratmaktadır.” dedi.

YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARI

TMMOB’ye bağlı meslek odalarının açtığı dava sonucunda TOKİ projesine ilişkin ÇED sürecinde önemli bir karar verildiğini de açıklayan Karancı, Antalya 2. İdare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararı aldığını söyledi. Mahkemenin gerekli ÇED süreci tamamlanmadan verilen “ÇED olumlu” kararını hukuka aykırı bulduğunu belirten Karancı, “Mahkeme kararında işlemin yetki yönünden de hukuka aykırı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca projenin uygulanması halinde telafisi güç ve imkansız zararlar doğabileceği vurgulanmıştır. Bu karar, bugüne kadar meslek odaları olarak dile getirdiğimiz bilimsel ve teknik kaygıların hukuki karşılığının da bulunduğunu ortaya koymaktadır.” diye konuştu.

Toki̇ Çakırlar Projesi (4)

“SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

Çakırlar’daki toplu konut projesi, Çandır Çayı’ndaki kum ve çakıl alım faaliyetleri ile depolama alanı iddialarının havza ölçeğinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Karancı, zemin etütleri tamamlanmadan, taşkın güvenliği sağlanmadan ve içme suyu kaynakları korunmadan sürecin ilerletilmemesi gerektiğini söyledi. Meslek odaları olarak hukuki ve idari süreçleri yakından takip edeceklerini belirten Karancı, “Biz sosyal konuta karşı değiliz. Biz bilimin dışlandığı, mühendisliğin yok sayıldığı ve kamu yararının ihlal edildiği kararlara karşıyız. Antalya’nın su güvenliğini, afet direncini, kıyı dengesini ve planlama bütünlüğünü korumak için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

Kaynak: ANTALYA KÖRFEZ GAZETESİ - ERTUĞRUL GÜN