Antalya’da Çakırlar (Boğaçayı) bölgesinde yapılması planlanan 4 bin 574 konutluk TOKİ projesine yönelik tartışmalar sürüyor. AK Parti Konyaaltı İlçe Başkanı Yunus Günal’ın projeye yönelik eleştirileri “çifte standart” olarak değerlendirmesinin ardından Yeni Parti Konyaaltı İlçe Başkanı Demet Gündüz’den açıklama geldi. Gündüz, projenin Antalya’nın içme suyu kaynakları, tarımsal üretimi ve bölgenin güvenliği açısından riskler taşıdığını savunarak, bilimsel ve hukuki süreçlerin dikkate alınması çağrısında bulundu.
DEMET GÜNDÜZ’DEN YUNUS GÜNAL’A TOKİ YANITI
Yunus Günal’ın Boğaçayı çevresindeki mevcut mezarlık, stadyum ve imar alanlarını örnek göstererek projeye yönelik eleştirileri “çifte standart” olarak nitelendirmesine tepki gösteren Demet Gündüz, “Konyaaltı Çakırlar (Boğaçayı) bölgesinde yapılması planlanan 4 bin 574 konutluk devasa TOKİ projesi, kente yapılmış bir "hizmet" değil, Antalya’nın içme suyu güvenliğini, tarımsal üretimini ve halkın can güvenliğini doğrudan hedef alan bir ekolojik cinayet girişimidir. AKP Konyaaltı İlçe Başkanı Sayın Yunus Günal’ın, bu yıkım projesine yönelik yükselen haklı ve bilimsel itirazları "çifte standart" olarak nitelendirmesi, kenti betona boğma hırsının ucuz bir kılıfıdır. Boğaçayı projesi çevresindeki mevcut mezarlık, stadyum ve imar alanlarını mazeret göstererek devasa bir rant projesini meşrulaştırmaya çalışmak; aklımızla, bilimle ve hukukla alay etmektir. Yanlış emsaller, yeni ve geri dönülmez felaketlerin gerekçesi olamaz.
Gerçekler, hamasetle veya "Zaten belediyelerinizde yaşananlar nedeniyle Antalya’mızı rezil ettiniz, bari hizmetlerimize köstek olmayın" şeklindeki talihsiz ve sığ siyasi söylemlerle örtülemez. Bizler kente "köstek" değil, kentin nefesine destek oluyoruz” ifadelerini kullandı.

“ANTALYA’NIN İÇME SUYU KAYNAKLARI RİSK ALTINDA”
Çakırlar bölgesinin Konyaaltı ve Antalya açısından önemli bir su kaynağı olduğunu belirten Gündüz, proje alanının karstik içme suyu beslenim bölgesinde bulunduğunu savundu. Gündüz, “Suyumuz yok ediliyor: Bu bölge, Konyaaltı’nın ve Antalya'nın en hayati içme suyu kaynağıdır. Proje alanı doğrudan karstik içme suyu beslenim bölgesidir. İklim değişikliği nedeniyle zaten alarm veren ve azalan yeraltı suyuna, bu devasa beton kütlesiyle yapılacak her müdahale, kentin su geleceğini açıkça riske atmaktır. Bu yapı üzerinde yaratılacak yoğun yapılaşma, kirleticilerin hızla su kaynaklarına ulaşmasına neden olacak ve "havza bazlı su yönetimi" ilkesini yerle bir ederek yaratılan bu zararı geri döndürülemez kılacaktır. Bölge, yüksek verimli bir tarım havzasıdır. Bu su kaynaklarının zayıflaması ve alanın betonlaşması; onarılamaz bir ürün kaybı, devasa bir ekonomik zarar ve kırsalın hızla yoksullaşması anlamına gelmektedir” açıklamasını yaptı.

TAŞKIN RİSKİNE VE AFAD RAPORLARINA DİKKAT ÇEKTİ
Demet Gündüz, Çakırlar bölgesindeki taşkın riskine de dikkat çekti. Çandır Çayı’na ilişkin taşkın analizlerinin önemini vurgulayan Gündüz, “AFAD Raporları ve Taşkın Riski Hiçe Sayılıyor: Sırf inşaat iştahı uğruna, Çandır Çayı’nın taşkın analizi bile tamamlanmadan adım atılmaktadır! Oysa bölge için hazırlanan resmi AFAD raporlarında, alanın Q100 ve Q500 (yüz ve beş yüz yıllık taşkın debileri) senaryolarına göre muazzam bir taşkın riski altında olduğu açıkça belirtilmiştir. Bilimsel bir sel analizi olmadan bir dere yatağı havzasına ilçe büyüklüğünde bir nüfus yığmak, yaşanacak olası afetlerde can ve mal güvenliğini kasten tehlikeye atmaktır” şeklinde konuştu.
ÇED OLUMLU KARARI İPTAL EDİLDİ”
Gündüz, çevre örgütleri, meslek odaları ve bölge halkının girişimleri sonucunda TOKİ projesi için verilen “ÇED Olumlu” kararının idare mahkemesi tarafından iptal edildiğini belirtti. Mahkeme kararına rağmen projede ısrar edilmesini eleştiren Gündüz, çevresel etkilerin kapsamlı biçimde değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Projeye ilişkin çevresel etki değerlendirmelerinin, su analizlerinin ve bilimsel raporların kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılmasını istedi.

“DAR GELİRLİLERİN KONUT SAHİBİ OLMASINA KARŞI DEĞİLİZ”
Toplu konut projelerine karşı olmadıklarını vurgulayan Demet Gündüz, dar gelirli vatandaşların güvenli ve nitelikli konutlara erişiminin temel bir hak olduğunu ifade etti. Gündüz, “Şunu çok net ifade etmek isteriz ki; bizler dar gelirli vatandaşlarımız için toplu konut üretilmesine veya halka barınma imkânı sağlanmasına asla karşı değiliz. Aksine, güvenli ve nitelikli barınma en temel haktır. Ancak halka konut sağlama bahanesiyle bilimin hiçe sayılmasını, doğanın katledilmesini ve az önce vurguladığımız üzere vatandaşlarımıza ileride çok daha ağır bedeller ödetecek olan yıkıcı çevresel zararların görmezden gelinmesini kesinlikle reddediyoruz. Gerçek bir halk hizmeti; doğayı ve insanı yaşatarak, bilimsel gerçekler ışığında doğru yer seçimiyle yapılır. Zorunlu çevresel etki değerlendirmeleri, su analizleri ve bilimsel raporlar kamuoyuna şeffaf bir şekilde sunulmamıştır. Bu nedenle proje bilimsel, teknik ve hukuki açıdan külliyen kabul edilemez durumdadır” dedi.
“KONYAALTI KİMSENİN İNŞAAT SAHASI DEĞİLDİR”
Açıklamasının sonunda projenin bilimsel, teknik ve hukuki açıdan yeniden değerlendirilmesini isteyen Gündüz, Konyaaltı’nın siyasi rant veya inşaat faaliyetlerine teslim edilmemesi gerektiğini söyledi. Gündüz açıklamasında son olarak şu ifadeleri kullandı: “Rantı "hizmet", doğayı savunmayı ise "köstek olmak" sanan bu betonperver zihniyete açıkça sesleniyoruz: Bu koşullar sağlanmadan atılacak her adım yok hükmündedir! Konyaaltı kimsenin siyasi rant veya inşaat sahası değildir. Su hakkını, yaşam hakkını ve kamu yararını sonuna kadar savunacağımızı; bu kenti rant ve beton lobilerine teslim etmemek için sürecin hem sokakta hem de hukuki olarak en sert şekilde takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz. Gündüz, barınma ihtiyacının karşılanmasının önemine dikkat çekerek, bunun doğal kaynakların korunması ve çevresel risklerin değerlendirilmesiyle birlikte ele alınması gerektiğini belirtti. Gerçek bir kamu hizmetinin, bilimsel veriler ışığında ve doğru yer seçimiyle hayata geçirilmesi gerektiğini savundu.”





