Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün en önemli özelliklerinden biri ileri görüşlülüğüydü. Ulu Önder Atatürk, pek çok kişinin farkında olmadığı detayları önceden fark edebilen çağın ötesinde bir vizyona sahipti. Bunun en büyük kanıtlarından biri de, “İstikbal göklerdedir. Göklerini koruyamayan uluslar, yarınlarından asla emin olamazlar” sözüydü. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Atatürk, bu sözleri amaç edinerek, o dönem bir imkansızı başardı. Savaştan yeni çıkmış, harap olmuş genç Türkiye'de uçak üretmeyi başardı. Dünyada hava kuvvetlerinin yeni yeni kurulduğu zamanlarda, Türkiye ürettiği uçakları yurtdışına dahi sattı. Güzel başlayan bu hikâye Atatürk’ün ölümüyle son buldu. İşte Atatürk’ün uçaklarının hikâyesi…

NAFİZ VE İSMET UÇAKLARI

Mustafa Kemal Atatürk, uçakları ilk kez Balkan savaşlarında görmüştü. O zaman onların yıkıcı gücüne ilk elden şahit olan Atatürk, ileride bu uçakların ne kadar önem kazanacağını o zamanlarda anlamıştı. Kurtuluş savaşı zamanında Yunanistan’ın 18 uçağı varken, Türklerin ellerinde sadece 2 tane uçak vardı. Bu uçaklarda birinin adı Nafiz’di. Erzurumlu Nafiz Bey bu uçağı İtalya’dan satın alıp orduya armağan etmişti. Fakat şöyle bir sorun vardı. Nafiz bozuktu! Sürekli tamir istiyordu ve zar zor uçabiliyordu. Nafiz Bey daha sonra orduya üç uçak daha hediye edecekti. Diğer uçağın adı ise İsmet’ti. Yanlışlıkla Kuşadası’na inen İngiliz yapımı çift kanatlı bir Yunan uçağıydı. Uçak, parçalara bölünüp Muğla’ya taşınırken hasar görmüştü. Bu uçak havacılık tarihinin en önemli isimlerinden biri olan Pilot Vecihi (Hürkuş) ve birkaç arkadaşı tarafından onarılmıştı. Uçaktaki Yunan bayrağı kazınmış ve yerine büyük bir Türk bayrağı yapılmıştı. Uçağın adı da “İsmet” olarak değiştirilmişti. Atatürk, savaş zamanı güç bela Fransızlardan 10 adet Bregue ve İtalyanlardan 21 adet Spat XIII marka uçak alarak, güçsüz ama etkili bir hava filosu kurmayı başardı. Bu filo Büyük Taarruzda çok etkili oldu. 

TAYYARE VE MOTOR TÜRK ANONİM ŞİRKETİ (TOMTAŞ) 

Lozan antlaşmasının imzalanmasının ardından Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş ve yıllarca süren savaşlar artık son bulmuştu. Bundan böyle Türkler savaşmayacaktı, üretecekti. Fakat ülke harap olmuş bir haldeydi. Yıllarca süren savaşlar sonucu ülke, toplu iğne bile üretemez haldeydi. Ama Atatürk karalıydı. Yurt dışından uçak aldırarak hava kuvvetlerini güçlendirdi. Havacılık eğitimi için yurt dışına öğrenciler gönderdi. Havacılık sanayinin temellerini atmak için 16 Şubat 1925’te Türk Tayyare Cemiyeti’ni (Türk Hava Kurumu’nu) kurdu. 10.000 lira bağış yanında, Nutuk’un telif gelirini de bu kuruma bıraktı. Herkesi bu kuruma yardıma çağırdı. Yapılan yardımlarla THK, birçok uçak aldı. 1933’te Devlet Hava Yolları’nı, 1935’te Türk Kuşu’nu kurdu. Manevi kızlarından Sabiha Gökçen’in pilot olmasını sağladı. Fakat bunlarla yetinmeyen Atatürk uçakta üretmek istiyordu. Bunu şu sözlerle açıkladı: “Bundan sonrası için, bütün tayyarelerimizin ve motorlarının memleketimizde yapılmasına ve hava harp sanayiimizin de bu esasa göre gün yüzüne çıkarılması gerekmektedir. Hava kuvvetlerinin aldığı ehemmiyeti göz önünde tutarak bu mesaiyi plaklaştırmak ve bu mevzuu layık olduğu ehemmiyetle milletin nazarında canlı tutmak lazımdır.” Bu sözler Atatürk’ün uçakları için ilk kıvılcımdı. 16 Şubat 1925 Cumhuriyet’imizin 1. yılında, Ankara’da Türk Tayyare Cemiyeti kuruldu. Bir yıl sonra 6 Ekim 1926 yılında Kayseri’de yaklaşık olarak 3.5 milyon TL sermayeye sahip Türkiye’nin ilk uçak fabrikası olan Tayyare ve Motor Türk Anonim Şirketi (TOMTAŞ) açıldı. 

MİLLİ UÇAK İÇİN ALMAN ORTAKLIĞI

Alman Junkers firması ortak olduğu Kayseri Uçak Fabrikası’nın malzemeleri Almanya’dan getirildi. Türk personelleri ise Almanya’da eğitim aldı. Fabrika 6 hangardan oluşuyor, 50 Türk ve 120 Alman işçi burada beraber çalışıyordu, Bu Fabrika, kurulduğu dönemde dünyanın büyük uçak fabrikalarından biriydi. İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar çeşitli tip ve markalarda 100'den fazla uçak burada üretildi. Doğuda başlayan Kürt isyanlarını bastırmak için kullanılan A-20 Junkers uçakları bu tesislerden çıkmıştı. Fabrikanın genel müdürü Herr Hans Saksonberg adında bir Alman’dı. Fakat bu ortaklık çok uzun sürmedi, Junkers maddi sıkıntıların yaşamasının ardından 1928 yılında hisselerini Türk Hava Kurumu’na devrederek pazardan çekildi. 1928 yılında geçirdiği ağır kriz sonucu kapanan tesisler, 1930 yılında tekrar kullanıma açıldı. 

YENİ ORTAK AMERİKA 

1932 yılında Amerikalı şirketlerle yapılan antlaşma sonrasında 41 adet Amerikan markalı uçak burada üretildi. Bu üretilen uçaklardan biri İran şahına hediye edildi. 1936 yılına tekrardan Almanya ile anlaşma yapıldı ve 1939 yılına kadar toplamda 46 uçak imal edildi. 1936 bir başka anlaşmada Polonya ile yapıldı. Bu işbirliği içerisinde toplamda 24 adet uçak üretildi. 1926’dan 1941 yılına kadar 7 ayrı tipte yaklaşık 212 adet uçak bu topraklarda ‘Çivi bile üretemez’ denilen Türkler tarafından üretildi. 1937-1947 yılları arasında 14 tip motor revizyonu da gene bu topraklarda gerçekleşti.

FABRİKALAR NEDEN KAPATILDI?

Bu fabrikaların kapatılma nedeni İkinci Dünya savaşının ardından yaşananlara dayanıyor. Marshall Yardımı adı altında Amerika Türkiye’ye hibe uçaklar verdi. Verilen bu uçakların çoğu savaştan kalmaydı ve zara görmüş bir haldeydi. Böylece Türkiye’nin önünde iki seçenek vardı. Ya bu savaştan kalma uçakları kullanacaktı ya da kendi ürettiği ve sattığı uçakları. Türkiye ilk seçeneği tercih etti. Çünkü o hibe edilen uçaklar bedavaydı, Türkiye’nin ürettiği uçaklar ise o dönem göre çok maliyetliydi. Özellikle Türkiye’nin NATO’ya girmesi sonucu ordunun botlarına kadar pek çok silah ve ekipman NATO tarafından temin ediliyordu.

AMERİKA MİLLİ UÇAK PROJESİNİN SONUNU MU GETİRDİ?

Amerika’nın Türkiye’ye bir diğer tavsiyesi de  “Türkiye ağır sanayi işine girmesin. Tekstil ve tarım ile uğraşın veya hafif sanayiye yönelsin.” Bazı aydınlar buna karşı çıksa da özellikle Atatürk sonrası dönemde devlet onları değil Amerika’yı dinledi. 1950 yılına gelindiği zaman Adnan Menderes döneminde Tayyare Fabrikası adı kaldırıldı ve Hava İkmal Merkezi adıyla değiştirildi. Burada artık uçak üretilmiyor uçak bakımı yapılıyordu. Böylece Atatürk’ün uçakları tarihin tozlu sayfalarına gömüldü. Türkiye’de üç ikmal merkezinde biri olan Kayseri 2.Hava İkmal Bakım Merkezi günümüzde hâlâ hizmet vermeye devam etmekte. 


 

Muhabir: TAHSİN CAN ÖNALP