Turizmin başkenti Antalya, 9 – 20 Kasım 2026 tarihleri arasında önemli bir zirveye ev sahipliği yapacak. Birleşmiş Milletler (BM) dünyanın neredeyse tüm ülkelerini bir araya getirerek iklim krizine karşı ortak çözümler geliştirmek için Antalya’da COP31 İklim Zirvesi’ni gerçekleştirecek. 193 ülkeden 80 bin misafir, EXPO 2016 alanında ağırlanacak. Dünyanın gözünün Antalya’da olacağı bu önemli zirve için hazırlıklar devam ederken Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı, önemli bir konuya dikkat çekti.
BAŞKAN KARANCI ÖNEMLİ BİR KONUYA DİKKAT ÇEKTİ
Başkan Karancı, COP31 İklim Zirvesi’nin içeriğinden çok turizm açısında katkısına odaklanıldığına dikkat çekti. Karancı, bu zirve sayesinde 80 binden fazla misafir ağırlanacağını belirterek, Antalya’nın sadece 80 bin yatak daha satmaya ya da şık bir toplantı salonu olarak anılmaya ihtiyacı olmadığına vurgulayarak daha önemli bir hususun kentin geleceği olduğuna değindi.

“ANTALYA’NIN GELECEĞİNİ KURTARMAYA İHTİYACIMIZ VAR”
Organizasyonun öneminin altını çizen Karancı, “Kasım ayında dünya diplomasinin kalbi Antalya’da atacak. COP31 İklim Zirvesi ile tüm dünyanın gözü üzerimizde olacak. Birleşmiş Milletler İcra Heyeti’nin şehrimize gelmesi ve EXPO 2016 alanındaki ziyaretleri ile bu dev organizasyonun hazırlıkları resmen başladığını görüyoruz. 193 ülkeden 80 bin misafir ağırlayacağız; otellerimiz dolacak, şehrimiz tanıtılacak... Ancak bir mühendis olarak sormadan edemiyorum: Bu organizasyon bittiğinde, bu şehre gerçekten ne kalacak? Antalya zaten yılda 17 milyon turist ağırlayan marka bir şehir. Bizim sadece 80 bin yatak daha satmaya ya da şık bir toplantı salonu olarak anılmaya ihtiyacımız yok. Bizim, Antalya’nın geleceğini kurtarmaya ihtiyacımız var” dedi.

“BU SEÇİM TESADÜF DEĞİL”
COP31 için BM tarafından Antalya’nın seçilmesinin bir tesadüf olmadığını belirten Karancı Antalya’nın iklim değişikliğinden en çok etkilene şehirlerden biri olduğunu hatırlatarak, “Son dönemde şehirde yaşadığımız tablo ortada. Eskiden günlerce usul usul yağan ve toprağı doyuran o meşhur kadı kaçıran yağmurlarımız vardı. Şimdi o bereket gitti, yerine bir saatte koca şehri suya teslim eden yağışlar geldi. Manavgat’ta Cumhuriyet tarihinin en büyük orman yangınları ile ciğerlerimiz yandı, göllerimiz gözümüzün önünde çekiliyor, yeraltı sularımız her yıl daha derine kaçıyor. Yazın kavurucu kuraklığı, kışın ise yıkıcı selleri konuşuyoruz. Bir sarkaç gibi bir o duvara bir bu duvara çarpıyoruz. Bu durum gösteriyor ki Antalya artık iklim krizinin tam merkezindedir. BM’nin COP31 için Antalya’yı seçmesi bir tesadüf değil, aslında ciddi bir farkındalıktır. Çünkü iklim değişikliğinin tokadını en sert yiyen yerlerden biri burası” diye konuştu.

“BİZİM DERDİMİZ OTEL KONAKLAMA BEDELLERİ DEĞİL”
COP31 zirvesinde iklim değişikliğinin önlemesi için önemli konuların konuşulacağını ifade eden Karancı, “Dünyada iklimle mücadele için ayrılmış milyarlarca dolarlık devasa fonlar var. COP31 masasında sadece diplomatik konuşmalar değil; Yeşil İklim Fonu (GCF), Dünya Bankası ve Küresel Çevre Fonu (GEF) gibi mekanizmalar aracılığıyla tahsis edilen 100 milyar dolarlık finansmanın kime, nasıl aktarılacağı konuşulacak. Bizim derdimiz otel konaklama bedelleri değil; bu dev fonlardan Antalya’nın hakkı olan payı almasıdır” sözlerini kaydetti.

“KAYNAKLAR BETON PROJELERE DEĞİL, ŞEHRİ KORUYACAK BİR AKLA HARCANMALI”
Antalya’nın kaynaklarının gösterişli beton projelere değil, şehri koruyacak bir akla harcanması gerektiğini vurgulayan Karancı, “Antalya’nın alması gereken kaynaklar, gösterişli beton projelere değil, şehri koruyacak bir akla harcanmalı. Antalya’da uluslararası statüde bir "İklim ve Afet Direnç Merkezi" kurulması temel talebimiz olmalı. Bu merkez şehrimizi geleceğe taşıyacak koruyucu olacak. Bu merkez, Antalya'nın veritabanını dijitalleştirerek, 'Dijital Kent İkizi' oluşturalı. Felaket sonrası değil felaket öncesinde öngörüleri ile tarımımızı, suyumuzu ve turizmimizi kurtaracak bilimsel rotalar çizebilmeli. Yani zirvede sadece siyasetçilerin değil; mühendislerin, bilim insanlarının ve yerel yönetimlerin aynı masada olması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

İKLİMLE MÜCADELE SADECE YEŞİL KELİMESİNİ KULLANARAK YAPILAMAZ
İklim krizinin aşılmasında çevre mühendislerinin büyük bir rolü olduğuna dikkat çeken Karancı açıklamasına şu sözlerle son verdi:
“Şunu kimse unutmasın iklimle mücadele sadece ‘yeşil’ kelimesini kullanarak yapılamaz. Bu bir bilim, teknik ve mühendislik işidir. Bu kentin jeolojisini, zeminini, suyunu ve en hassas kırılgan noktalarını en iyi bilenlerdeniz. Mühendislerin olmadığı her plan eksiktir, her proje riskli. Sonuç olarak;COP31 bizim için sadece şık bir ağırlama töreni olarak kalmamalı. Bu zirve; Antalya’nın afetlere karşı zırh kuşandığı, bilim ve mühendislikle yeniden planlandığı bir dönüm noktası olsun. Antalya sadece bir vitrin değil, dirençli bir geleceğin kalesi olsun istiyoruz.”





