Antalya’nın simge noktalarından Karaalioğlu Parkı’nın 35 yıllık 1. derece doğal sit statüsü, 8 Nisan 2026 tarihli Bakanlık kararıyla değiştirildi. 15 Nisan’da Resmî Gazete’de yayımlanan kararla alan “Nitelikli Doğal Koruma Alanı” ve “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olarak iki farklı statüye ayrıldı. Karar, parkın gelecekte yapılaşma ve kullanım baskısına açık hale gelebileceği endişesiyle meslek odaları ve kent örgütlerinin tepkisini çekti. Bugün yayımlanan yeni “revize” kararla ise alanın yine bu iki koruma kategorisiyle tescil edildiği duyuruldu. Park tamamen korumasız hale gelmese de 1991’deki 1. derece doğal sit statüsüne göre daha esnek kullanım koşulları bulunan bölümde, koruma amaçlı imar planı ve ilgili kurumların izinleri doğrultusunda bazı kullanım ve yapılaşma talepleri değerlendirilebiliyor.
1. DERECE DOĞAL SİT NE ANLAMA GELİYORDU?
Karaalioğlu Parkı uzun yıllar boyunca 1. derece doğal sit statüsüyle korunuyordu. Bu statüde temel yaklaşım, alanın doğal yapısının mutlak biçimde korunmasıydı. Yeni yapılaşma son derece sınırlıydı ve doğal sit alanında yapı yapılmasına yönelik ciddi kısıtlamalar bulunuyordu. Bugünkü koruma sistemi açısından bunun karşılığı “Kesin Korunacak Hassas Alan” statüsüne denk geliyor. Antalya Kent Konseyi tarafından hazırlanan raporda da eski statüye ilişkin olarak, her türlü yapılaşmanın kesin olarak yasak olduğu vurgulanmıştı.

PEKİ ŞİMDİ PARKTA NELER YAPILABİLECEK?
Nisan ayında yapılan değişiklikle parkın farklı bölümleri daha esnek koruma kategorilerine ayrıldı. Bunlardan biri “Nitelikli Doğal Koruma Alanı”, diğeri ise “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” oldu. Özellikle ikinci kategori dikkat çekiyor. Çünkü Bakanlığın doğal sit alanlarına ilişkin ilke kararlarında, Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanları, düşük yoğunluklu faaliyetler ile belirli turizm ve yerleşim kullanımlarına izin verilebilen alanlar olarak tanımlanıyor. Bu da şu anlama geliyor: Park artık tamamen korumasız değil. Ancak 1. derece doğal sit dönemindeki kadar katı bir yapılaşma yasağı da bulunmuyor. Koruma amaçlı imar planı ve ilgili kurumların izinleri çerçevesinde, bu statüde bazı yapı ve kullanımların gerçekleştirilmesinin hukuki zemini bulunuyor.

FALEZLERDEKİ YAPILAR DA GÜNDEME GELMİŞTİ
Karaalioğlu Parkı'nın statüsündeki değişiklik tartışılırken, parkın falezlerle buluştuğu bölümdeki mevcut yapılar da gündeme gelmişti. Antalya Kent Konseyi'nin hazırladığı raporda, Ramada Otel önündeki falezlerde bulunan çelik konstrüksiyon yapılar ve tünel hakkında daha önce hukuki girişimlerde bulunulduğu belirtilmişti. Rapora göre bu yapılarla ilgili 2020 yılında suç duyurusunda bulunuldu. Ancak sonraki süreçte falezlerdeki günübirlik kıyı kullanımı, imar planlarının hazırlanması ve uygulama projeleri konusunda yeni adımlar atıldı. Kent Konseyi'nin raporunda, 5 Mart 2026 tarihinde günübirlik kıyı kullanımı ve ilgili imar planlarına yönelik ön izin sözleşmesi imzalandığı da aktarılmıştı. Ön izin sözleşmesinin, 8 Nisan'daki sit statüsü değişikliğinden yalnızca yaklaşık bir ay önce imzalanmış olması da tartışmalarda gündeme geldi.

KARAR KENTTE TARTIŞMA YARATMIŞTI
Nisan ayında yapılan statü değişikliği, kentteki meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının tepkisine neden olmuştu. Şehir Plancıları Odası Antalya Şubesi, yeni sit kararının parkın ve falezlerin geleceğini doğrudan etkileyebileceğini belirterek kararı kaygıyla karşıladığını açıklamıştı. Oda, alanın daha sıkı koruma statüsüne alınması gerektiğini savunmuştu. Mimarlar Odası Antalya Şubesi ise parkın 1. derece doğal sit statüsünün değiştirilmesini “doğal ve kültürel mirasa yönelik ciddi bir tehdit” olarak değerlendirmiş, parkın yapılaşma ve rant baskısına açık hale gelebileceği uyarısında bulunmuştu. Antalya Kent Konseyi de özellikle Karaalioğlu Parkı önündeki falezlerin “Kesin Korunacak Hassas Alan” ilan edilmesi çağrısında bulunmuştu. Kent Konseyi tarafından hazırlanan raporda, parkın deniz cephesindeki falezlerin doğal özelliklerinin büyük ölçüde korunduğu belirtilmişti.





