Milyonlar harcanarak “geleceğin mirasını” koruma iddiasıyla yürütülen projelere her gün bir yenisi eklenirken, bu uygulamaların bazıları tam tersine tarihi ve doğal dokuyu tahrip ettiği yönünde eleştiriliyor. Bunun son örneklerinden biri, Mersin Anamur’daki Anemurium Antik Kenti’nde yaşanıyor. Türkiye’nin en iyi korunmuş miras alanlarından biri olan bölgede, koruma alanı içinde yapılan yapılaşma tartışma yarattı.
TURİZM HAFTASI ÇELİŞKİSİ
15 Nisan‘dan itibaren kıyı ve ‘turistik’ kentlerimizden başlayarak bir hafta boyunca tüm protokol turizim haftası kutlayacak. Bol bol nutuklar çekilecek, turizmin, dövizin, cari açığın kapatılmasının öneminden bahsedilecek. Elbette hemen her kasabanın ilçenin ileri gelenleri, o beldenin eşsiz oluşundan söz edecek ve turistleri bu güzellikleri görmeye çağıracak.

HACET GİDERME GEREKÇELİ BETON ÇELİKİSİ
Buraya kadar her şey çok güzel. Ancak eksik olan bir şey var: Çoğu zaman salt “hacet giderme” uğuruna bütün bu güzelliklerin içine ettiğimizin farkına varmıyoruz. Genel savunu da “İnsanlar ihtiyaçlarını gidermesin mi?
Elbette gidersinler, ancak bir ihtiyaca çözüm üretirken yeni sorunlara neden olacak adımlar atmak bunun savunusu olamaz. Hele söz konusu alanlar, kentlerin, kasabaların, ülke coğrafyasının gözümüz gibi korumamız gereken kültürel ve doğal miras alanları olunca…

ENERJİ VE VAKİT KAYBI
Böylesi alanlarda neyin yanlış neyin doğru olduğunu hala bu dönemde tartışıyor olmamız bile çok büyük bir enerji ve vakit kaybı. Kurallar var, yasalar var, uluslararası sözleşmeler, tüzükler var; göz var, izan var; akıl var mantık var…
Ama tüm bunların yanında ihalecilik ve mütahitlik sistemi de var. Hal böyle olunca her işlemi mevzuata uygun hale getirmeye yönelik inanılmaz bir çaba da doğası gereği kendiliğinden ortaya çıkıyor.

YOK HÜKMÜNDE YAPILAŞMA
Anemurium’da yaklaşık üç yıldır ziyaretçi karşılama merkezi projesi yürüyor. Daha önce yapılan 100 m2’lik beton tabanlı yapı yıkılmıştı. Yerine daha küçük tabanlı ama yine beton yapılaşmaya gidilmiş. Amaç ziyaretçilerin “konforu”. Tuvalet, büfe, kafeterya olmazsa olmazımız.
Bu alan hem arkeolojik hem de doğal sit vasıflarında. Ayrıca sahil caretta carettaların üreme alanı. Bu yapılaşma için, mevzuat zorlanmış. Belediye imar mevzuatı kapsamında görüş vermiş, oysa alanın koruma statüsü var. Geçiş dönemi ve ilke kararına bu yapı yok hükmünde.

KAMU- MÜTEAHHİT İŞBİRLİĞİ
Ama bu yapı var ve orada öylece duruyor. Kurumlar arasında yazışma trafiği ve mevzuat hatırlatmaları sürerken, Türkiye’nin en güzel ören yerlerinden biri daha “hacet giderme” uğruna yapılaşıyor. Üstelik hepimizin gözü önünde ve kamu-müteahhit işbirliğiyle…
Anemurium’da ziyaretçi konforu için, 2024 rakamlarıyla yaklaşık 37 milyon bütçe ayrılmış. Daha fazlasının detaylarını henüz bilmiyoruz. Bu yapının olduğu alanda derin bir fosseptik çukuru da kazılmış. ‘Geleceğe miras’ projesi kapsamında görülmemiş bir kaynak aktarımı var…

GELECE MİRAS DERKEN GELECEĞİ TÜKETMEK
Antik mirasın kültürel peyzajın bütünlük içinde korunması esastır. Ören yerinin dışında çözülebilecek pek çok detay, koruma ülkeleriyle uyumsuz biçimde miras alanının içinde uygulanıyor. “Geleceğe miras”diyerek, geleceğin mirasını hızlıca tüketiyoruz. Üstelik turizm uğruna tüm cazibeyi de öldürerek.
Kamunun kültürel ve doğal mirasa yönelik mali kaynak aktarımı çok önemli. Ancak bu kaynaklarla yapılan projelerin uygulamaları sırasında gösterilen özensizlik; kültürel miras akanlarının yönetimi konusunda önemli eksikler olduğunu gösteriyor.
Son yıllarda koruma kurulu kararları ve ilgili mevzuata sığınılarak bu tür uygulamaları savunan bir idareci modeli de var. Elbette mevzuata aykırı olmayan hiçbir şey olamaz.
Ancak bazı şeyler var ki mevzuat izin verse bile olamaz, olmamalı…




