Son dönemlerde Türkiye’de farklı dini yapılanmalara yönelik operasyonlar ve soruşturmalar kamuoyunun gündeminde geniş yer tutuyor. Fethullahçılar, Süleymancılar ve Furkan Hareketi gibi yapılanmalarla ilgili gelişmelerin ardından Türkiye’de faaliyet gösteren cemaat ve tarikatların hangileri olduğu merak konusu oldu. Peki Türkiye’de kaç tane cemaat ve tarikat bulunuyor? Türkiye’deki dini yapılanmaların tamamına ilişkin kamuya açık, resmi ve güncel bir sayı bulunmuyor. Bunun temel nedenlerinden biri, cemaat ve dini grupların önemli bölümünün ayrı bir tüzel kişilik veya resmi bir “cemaat” statüsüyle kayıt altında olmaması. Buna karşın Türkiye’de farklı tarikatlara, dini hareketlere ve cemaatlere bağlı çok sayıda grup bulunuyor. İşte Türkiye’de kamuoyunda en çok bilinen dini yapılanmalardan bazıları:
SÜLEYMANCILAR
Süleymancılar veya kendi ifadeleriyle Süleymanlılar, kökleri Süleyman Hilmi Tunahan’a dayanan ve Nakşibendi geleneğiyle ilişkilendirilen dini bir cemaattir. Cemaat, ismini kurucusu ve “üstad” olarak kabul ettiği din adamı Süleyman Hilmi Tunahan’dan alır. Özellikle öğrenci yurtları ve dini eğitim faaliyetleriyle tanınan yapı, uzun yıllardır Türkiye’deki önemli dini gruplardan biri olarak biliniyor. Cemaatin dışa kapalı yapısı, sıkı disiplin anlayışı, kendine özgü giyim tarzı ve sosyal medya kullanımının sınırlı olması nedeniyle kamuoyunda zaman zaman “kapalı kutu” şeklinde tanımlandığı görülüyor. Son dönemde cemaatin önde gelen isimlerine yönelik operasyon ve soruşturmalar da yapıyı yeniden Türkiye gündemine taşıdı.

ERENKÖY CEMAATİ
Erenköy Cemaati, Nakşibendi tarikatının Halidiyye koluyla ilişkilendirilen ve Cumhuriyet döneminde İstanbul’da şekillenen tasavvufi yapılardan biridir. Özellikle iş insanları, esnaf ve eğitimli kesimler arasında etkili olduğu belirtilen cemaat, adını İstanbul’un Erenköy semtinden alır. Yapı, dini faaliyetlerinin yanı sıra iş dünyasıyla olan bağlantılarıyla da kamuoyunda zaman zaman gündeme gelmiştir. BİM ve Ülker gibi şirketlerin kurucu veya erken dönem ortakları arasında cemaatle bağlantılı isimlerin bulunduğuna ilişkin çeşitli değerlendirmeler kamuoyuna yansımıştır.

IŞIKÇILAR CEMAATİ
Işıkçılar Cemaati, temelleri emekli askerî öğretmen ve kimya albayı Hüseyin Hilmi Işık tarafından atılan ve kendisini Nakşibendiyye geleneğine ve İmam-ı Rabbani’nin öğretilerine dayandıran dini yapılanmalardan biridir. Yapının fikrî ve dini çerçevesi, Hüseyin Hilmi Işık’ın kaleme aldığı ve Hakikat Kitabevi tarafından yayımlanan “Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye” adlı eser etrafında şekillendi. Dini yorumlarında içtihada karşı çıkan ve Hanefi fıkhına sıkı bağlılığı savunan yapı, zaman içerisinde yalnızca dini faaliyetleriyle değil, ekonomik ve medya alanındaki faaliyetleriyle de öne çıktı. Hüseyin Hilmi Işık’ın vefatının ardından damadı Enver Ören yönetimi devraldı. Ören döneminde İhlas Holding çatısı altında medya, inşaat, pazarlama ve sağlık gibi farklı sektörlerde faaliyetler yürütüldü. Türkiye Gazetesi, TGRT ve İhlas Haber Ajansı (İHA) gibi medya kuruluşları da bu yapı içerisinde büyüdü. Enver Ören’in 2013 yılında hayatını kaybetmesinin ardından holdingin yönetimi oğlu Ahmet Mücahit Ören’e geçti. Işıkçılar Cemaati ise dini faaliyetlerinin yanı sıra ekonomik ve medya bağlantıları nedeniyle Türkiye’de en çok bilinen dini yapılanmalardan biri olmayı sürdürdü.
İSMAİLAĞA CEMAATİ
İsmailağa Cemaati, Nakşibendiyye tarikatının Halidiyye koluyla ilişkilendirilen ve İstanbul’un Fatih ilçesindeki Çarşamba semtinde bulunan İsmailağa Camii çevresinde şekillenen dini yapılardan biridir. Cemaatin uzun yıllar liderliğini Mahmut Ustaosmanoğlu, kamuoyunda bilinen adıyla Mahmud Efendi, yürüttü. Yapı, özellikle medrese eğitimi, hafızlık ve dini ilimlere yönelik çalışmalarıyla tanınıyor.
İsmailağa Cemaati, amelde Hanefi fıkhını ve itikatta Maturidi geleneğini benimseyen Ehl-i Sünnet çizgisini savunuyor. Erkeklerin cübbe, şalvar, sarık ve sakal; kadınların ise çarşaf gibi geleneksel kıyafetleri tercih etmesi, cemaatin kamuoyundaki en belirgin özellikleri arasında yer alıyor. Mahmut Ustaosmanoğlu’nun 2022 yılında vefat etmesinin ardından cemaatte yönetim yapısı değişti. İstişare heyeti ve şûra sistemi üzerinden yönetim anlayışına geçilirken, kamuoyunda “Cübbeli Ahmet Hoca” olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü gibi bazı tanınmış isimlerin cemaat yönetimiyle yaşadığı görüş ayrılıkları da gündeme geldi.

KIZIL İMAMCILAR
Kızıl İmamcılar, 1990 yılında Adnan Oktar grubundan ayrılan bir ekip tarafından kurulan ve liderliğini “Kızıl İmam” lakaplı Serhan Timuçin Çevik’in yaptığı dini bir grup olarak biliniyor. Grup, 1990’lı yılların başında radikal dini görüşleri ve örgütlenme faaliyetleri nedeniyle güvenlik birimlerinin takibine girdi. Ocak 1993’te İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi tarafından düzenlenen operasyonun ardından çok sayıda üye gözaltına alındı. Grup hakkında o dönemde devlet düzenine karşı faaliyetler yürüttüğüne ilişkin iddialar gündeme geldi. Üyeler hakkında çeşitli suçlamalarla davalar açılırken, süreç içerisinde yapı dağıldı ve kamuoyundaki görünürlüğünü büyük ölçüde kaybetti. Geçmişte grubun içerisinde yer aldığı belirtilen isimler arasında akademisyen Prof. Dr. Caner Taslaman’ın da bulunduğu ileri sürülmüştür. Serhan Timuçin Çevik ise uzun yıllar sonra, 2025 yılında kardeşinin çalınan otomobiliyle ilgili yaşadığı bir olay nedeniyle yeniden basında yer aldı.
MENZİL CEMAATİ
Menzil Cemaati, kökleri Nakşibendilik tarikatının Halidiyye koluna dayanan ve Türkiye’nin en bilinen dini yapılanmalarından biri olarak gösterilen bir oluşumdur. Cemaatin temelleri, Adıyaman’ın Kahta ilçesine bağlı Menzil köyünde Seyyid Abdulhakim Erol tarafından atıldı. Yapı, adını kuruluş merkezi olan Menzil köyünden aldı. Seyyid Abdulhakim Erol’un ardından oğlu Seyyid Muhammed Raşid Erol ve daha sonra Seyyid Abdülbaki Erol dönemlerinde cemaat geniş bir toplumsal tabana ulaştı. Abdülbaki Erol’un 2023 yılında vefat etmesinin ardından cemaatin yönetiminde oğulları arasında ayrışma yaşandı. Muhammed Saki, Muhammed Fettah ve Muhammed Mübarek Erol çevresinde şekillenen farklı gruplar nedeniyle yapı üç ana kola ayrıldı. Menzil Cemaati, dini faaliyetlerinin yanı sıra ekonomik ve sosyal yapılanmalarıyla da uzun yıllardır kamuoyunun gündeminde. Semerkand Vakfı, Beşir Derneği ve çeşitli şirketler üzerinden eğitim, sağlık, medya, yayıncılık, gıda, turizm ve inşaat gibi alanlarda faaliyetler yürütüldüğü biliniyor.

TAHŞİYECİLER
Tahşiyeciler veya Tahşiye grubu, Nurculuk hareketi içerisinde yer alan ve Fethullah Gülen yapılanmasıyla yaşadığı görüş ayrılıkları nedeniyle özellikle 2010’lu yıllarda kamuoyunun gündemine gelen dini bir gruptur. Grubun lideri olarak Vartolu emekli imam Molla Muhammed Doğan, bilinen adıyla Mehmet Doğan, öne çıkmıştır. Grup, Said Nursi’nin talebelerinden Hulusi Yahyagil’in çizgisini takip ettiğini belirtmektedir. “Tahşiye” adı, dini eserlerin kenarlarına açıklama ve notlar ekleme faaliyetinden geliyor. Grup da adını Risale-i Nur eserleri üzerine yapılan bu tür açıklama ve çalışmalardan alıyor. Tahşiyeciler, özellikle Fethullah Gülen yapılanmasıyla yaşadığı görüş ayrılıkları ve 2010 yılında düzenlenen operasyon nedeniyle Türkiye’nin yakın siyasi ve adli tarihinde önemli tartışma başlıklarından biri haline geldi.
NUR CEMAATİ
Nur Cemaati veya Nurculuk, 20. yüzyılın başlarında Bediüzzaman Said Nursi tarafından kaleme alınan Kur’an tefsiri Risale-i Nur Külliyatı etrafında şekillenen İslami bir harekettir. Geleneksel tarikat yapılarından farklı olarak Nurculukta klasik anlamda bir şeyhlik makamı veya şahıs merkezli liderlik anlayışı bulunmaz. Hareketin temel odağını Risale-i Nur eserlerinin okunması, anlaşılması ve yayılması oluşturur. Sünni İslam anlayışını benimseyen Nur Cemaati içerisinde karar alma süreçlerinde “meşveret” veya “istişare” olarak adlandırılan danışma yöntemleri öne çıkar.






