Muhittin Böcek dün gece saatlerinde sürpriz bir açıklama yaptı ve deyim yerindeyse bombanın pimini çekti.
Böcek açıklamasında, Menderes Türel’in ve Konyaaltı sahilini işleten Alkoçlar’ın avukatlığını yapan bir kişinin, Döşemealtı Cezaevi’nde tutuklu bulunan berberi Özcan Say’a giderek, “Menderes Türel’in selamı var” dediğini ve Muhittin Böcek aleyhinde ek ifade vermesi durumunda tahliye olacağını söylediğini kamuoyuna açıkladı.
Muhittin Böcek’in paylaşımında gündeme getirdiği konu aslında yeni değildi. 6 Ekim tarihindeki sosyal medya paylaşımımda konuyu ben gündeme getirmiştim. O paylaşımda Özcan Say’ın adını vermemiştim. Ardından 11 Ekim’deki sosyal medya paylaşımımda Özcan Say’ın adını vermiş ve Muhittin Böcek’in paylaşımına konu olan görüşmeyi aktarmıştım.
Muhittin Böcek de benim bu paylaşımım üzerinden metnini hazırlamış.
Yaptığım ilk paylaşımın ardından Menderes Türel bana, kendisinin bu gibi olayların içerisinde olmadığını, bu konuya dahil olmak istemediğini, yargının işini yaptığını söyleyerek iddiaları reddetmişti. Ancak şunu da özellikle sormuştu: “Benim adımı kim kullanıyor?”
Bu haklı bir soru. Eğer Menderes Türel bu olayın içinde değilse, onun bilgisi dışında, iddia edildiği gibi “Menderes Türel’in selamı var” cümlesini kuran kim?
Nitekim Muhittin Böcek’in yaptığı açıklamanın ardından Menderes Türel de bir açıklama yaparak iddialara cevap verdi ve bunları reddetti. Ancak açıklamasında bir bölüm vardı:
“Sn. Böcek’in, alışık olduğumuz FETÖ taktikleri ile ortaya koyduğu açıklamalarının perde arkasında kimler var ortaya çıkarılmalıdır.”
Yukarıdaki soru ile paralel bir yanıt verdi Menderes Türel: Bu soru yanıt bulmalı!
Yine dün gündüz saatlerinde AKP’nin önemli isimlerinden Metin Külünk, Antalya ile ilgili bir paylaşım daha yaptı ve daha önce orta düzeyde tuttuğu AKP içi eleştirilerinin dozunu artırdı.
Külünk paylaşımında, 2029 yerel seçimleri hesaplarının şimdiden başladığını ifade etti. Külünk’ün şu cümlesi önemli:
“Antalya’da, AK Parti’nin değerleriyle bağının olmadığı düşünülen bir ismi mevcut görevinden alıp, parti tabanının iradesine rağmen belediye başkanlığına taşımak için hazırlık yapıldığı iddialarından Ankara’nın haberi var mı?”
Külünk, bir önceki paylaşımında da Muhittin Böcek’in gündeme getirdiği iddialara değinerek AKP içindeki ihanet iddialarını dile getirmişti. Külünk’ün paylaşımında vermediği isim Menderes Türel’di.
İki paylaşımı birlikte düşündüğümüzde hedefte tek bir isim olduğu anlaşılıyor.
Muhittin Böcek’in Menderes Türel ile ilgili tavrı anlaşılabilir. Halef-selef olan bu iki isim siyaseten karşı karşıyalar.
Ancak Metin Külünk gibi AKP’nin güçlü bir isminin, bir önceki paylaşımında Menderes Türel’i, son paylaşımında da AKP’nin olası 2029 yerel seçimleri adayını hedef tahtasına alması, Antalya ve Ankara ekseninde AKP içerisindeki çatlakları açığa çıkarıyor ve iktidar cephesinde durumun o kadar da parlak olmadığını gözler önüne seriyor.
Külünk’ün paylaşımında başka bir önemli nokta daha var. Külünk sürekli “Bu olan bitenden Ankara’nın haberi var mı?” diye soruyor.
Ama bu sorunun gerçekliği yok gibi görünüyor.
Bir örnek üzerinden açıklayayım.
Biliyorsunuz, Antalya’da Elmalı Belediye Başkanı Halil Öztürk, CHP’den istifa etmiş ve AKP’ye geçmişti. Elmalı’dan konuştuğum önemli bir AKP’li, bu transferi kendilerinin istemediğini, Bilal Erdoğan’ın isteği üzerine gerçekleştiğini ifade etti ve ekledi:
“Hakkında bu kadar iddia olan bir belediye başkanının bize gelmesini sokakta açıklayamıyoruz.”
Antalya’da gerçekleşen ve gerçekleşmesi olası belediye başkanı transferlerinin, Antalya örgütlerinin iradesine rağmen Ankara’nın onayıyla yapıldığı artık AKP çevrelerinde dillendiriliyor.
Hatta AKP Antalya milletvekillerinden birisinin, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir’in AKP’ye transferine yüksek sesle itiraz ettiği de iddialar arasında.
Sonuç olarak, Muhittin Böcek’in Menderes Türel ile ilgili iddiası, Menderes Türel’in bu iddiaya “Perde arkasında kimler var?” diyerek karşı çıkışı ve Metin Külünk’ün paylaşımları, AKP içerisinde kazanın iyiden iyiye kaynamaya başladığını gösteriyor.