Antalya Aksu’daki orman yangınının ardından gözler şimdi yangın sonrası restorasyon çalışmalarına çevrildi. Orman Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Ali Kavgacı, doğal olarak yenilenebilen kızılçam alanlarında bu sürecin desteklenmesi gerektiğini, ancak sık aralıklarla yanan ve kızılçamın doğal olarak yenilenme şansının bulunmadığı bazı sahalarda harnup, sandal, menengiç ve meşe türlerinin oluşturduğu mozaik yapıların tercih edilebileceğini belirtti.

AKDENİZ'DE YANGIN SEZONU UZUYOR

Artan sıcaklıklar, düşen nem ve kurutucu rüzgârlar, Akdeniz’de orman yangını riskinin yılın daha geniş bölümüne yayılmasına neden oluyor. Prof. Dr. Kavgacı, Antalya’daki yangın istatistiklerinde temmuz ve ağustos aylarının yanı sıra eylül ayının da kritik bir dönem olduğunu belirterek, sıcaklıkların 40 dereceye yaklaştığı, nemin düştüğü ve rüzgârın etkili olduğu günlerde yangına ilk müdahalenin belirleyici olduğunu söyledi.

Aksu Yangın (3)-4

YANGINLA MÜCADELEDE BÜTÜNLEŞİK SİSTEM İHTİYACI

Kavgacı, yangın yönetiminde ekipman kadar kurumlar arasındaki koordinasyonun da belirleyici olduğunu vurguladı.Orman Genel Müdürlüğü’nün çatısı altında belediyeler, ilgili kurumlar ve sivil toplum kuruluşlarının yer aldığı bütünleşik bir yangın yönetim sistemine ihtiyaç olduğunu belirten Kavgacı, görev ve sorumlulukların önceden netleştirilmesi ve kurumların birlikte tatbikat yapması gerektiğini ifade etti.

KIZILÇAM ORMANLARI YANGINLAR NEDENİYLE YAŞLANAMIYOR

Kavgacı’nın dikkat çektiği temel sorunlardan biri, yangınların aynı alanlarda kısa aralıklarla tekrarlanması.Doğal koşullarda 80-90 yaşlarına ulaşabilen kızılçam ormanlarının, sık tekrarlanan yangınlar nedeniyle birçok bölgede bu gelişim aşamasına ulaşamadığını belirten Kavgacı, özellikle genç kızılçam meşcerelerinde yere kadar uzanan dalların yangının alt ve üst örtü arasında hızla ilerlemesini kolaylaştırabildiğini söyledi.Bu nedenle yangın sonrası orman planlamasında yalnızca dikilecek ağaç sayısının değil, ormanların farklı yaş ve gelişim çağlarının bir arada bulunmasının da dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

“DOĞA HETEROJENLİK İSTER"

Geçmişte geniş alanların aynı dönemde yanması ve ardından aynı yöntemle gençleştirilmesi veya ağaçlandırılması, bazı bölgelerde birbirine yakın yaşta ormanların oluşmasına yol açtı.Kavgacı, bunun yerine gençlik, sıklık, ince ve orta ağaçlık ile kalın ağaçlık çağlarının yanı sıra farklı bitki örtüsü tiplerinin yan yana bulunduğu bir orman mozaiğinin oluşturulmasını önerdi.Kavgacı’ya göre farklı yaş ve türlerin bir arada bulunduğu bu yapı, hem biyolojik çeşitliliğin korunmasına hem de yangınlara karşı ekosistemin daha dirençli hale gelmesine katkı sağlayabilir.

KIZILÇAMDAN VAZGEÇMEK DEĞİL, ALANI DOĞRU DEĞERLENDİRMEK

Kavgacı’nın önerisinin tüm yangın alanlarında kızılçamdan vazgeçilmesi anlamına gelmediğinin altını çizmek gerekiyor. Yangın sonrasında öncelikle alanın doğal yenilenme kapasitesinin, yangın geçmişinin, yükseltisinin, bitki örtüsünün ve ekolojik koşullarının ortaya konulması gerektiğini belirten Kavgacı, kızılçamın doğal olarak yenilenebildiği alanlarda bu sürecin korunması ve desteklenmesinin esas olması gerektiğini ifade etti. Farklı bir yaklaşımın ise özellikle sık aralıklarla yanan ve kızılçamın doğal olarak yenilenme olasılığının düşük olduğu sahalarda gündeme gelebileceğini söyledi.

YANGIN SIKLIĞI HANGİ AĞACIN GELECEĞİNİ DE BELİRLEYEBİLİR

Kavgacı’ya göre yaklaşık 25-30 yıllık aralıklarla yanan alanlarla 15 yılda bir yangın gören alanların aynı restorasyon modeliyle ele alınması doğru değil.Özellikle 0-300 metre yükselti kuşağında yangınların sık tekrarladığı ve kızılçamın tohum kaynağını oluşturacak yaşa ulaşamadığı bazı sahalarda, aynı Akdeniz ekosisteminin doğal türleri olan harnup, sandal, menengiç, kermes meşesi, Türk meşesi, palamut meşesi ve mazı meşesi gibi türlerin ağırlık kazandığı bir yapı değerlendirilebilir.Buradaki amaç kızılçamı tamamen ortadan kaldırmak değil; yangın sıklığı nedeniyle kızılçamın doğal olarak sürdürülemediği alanlarda, o bölgenin doğal türlerinden oluşan daha farklı ve dayanıklı bir orman yapısının gelişmesine fırsat vermek. Kavgacı, bu nedenle bazı sahalarda toprağın sürülerek yeniden kızılçam dikilmesi yerine, yangın sonrasında kendiliğinden gelişen doğal türlerin izlenmesi ve uygun koşullarda desteklenmesinin daha doğru olabileceğini belirtti.

Aksu Yangın (1)-5

YANGINDAN ÇIKAN ODUN EKONOMİYE KAZANDIRILABİLİR, TOPRAK KORUNMALI

Kavgacı, yangın sonrasında ekonomik değer taşıyan ağaçların endüstriyel kereste üretiminin de restorasyon sürecinin bir parçası olduğuna işaret ederek üretim sırasında kullanılan iş makineleri ve sürütme faaliyetlerinin yangından zarar görmüş toprak üzerinde ek baskı oluşturabileceğine dikkat çekti.Kavgacı’ya göre üretim faaliyetleri toprağın ve doğal yenilenmenin zarar görmesini engelleyecek şekilde planlanmalı; yangın sonrası odun üretimi, ekolojik restorasyonun önüne geçmemeli.

Kaynak: ANTALYA KÖRFEZ GAZETESİ-ECE GÜNEŞ