ABD ile İran arasında devam eden savaşın ardından çatışmaların çevresel etkileri de tartışma konusu oldu. Çevre Mühendisleri Odası eski Başkanı, Çevre Mühendisi Cem Arüv, askeri faaliyetlerin iklim değişikliğine etkisine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Arüv, özellikle savaş uçuşlarının ve yıkım sonrası yeniden inşa süreçlerinin ciddi karbon salınımına yol açtığını belirterek, bu konuların uluslararası iklim politikalarında yeterince ele alınmadığını söyledi.

“BU DA ÖNEMLİ BİR ÇELİŞKİ YARATIYOR”

Antalya’da Kasım 2026’da düzenlenecek olan COP31 İklim Değişikliği Zirvesi öncesinde değerlendirmelerde bulunan Arüv, iklim zirvelerinde karbon salınımını azaltmaya yönelik çok sayıda başlığın ele alındığını ancak askeri faaliyetlerin çoğunlukla kapsam dışında bırakıldığını ifade etti. Arüv, “İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında ülkeler ciddi yatırımlar yapıyor, karbon emisyonlarını düşürmek için sanayide ve enerjide dönüşüm gerçekleştiriliyor. Ancak askeri faaliyetler bu hesaplamaların dışında tutuluyor. Bu da önemli bir çelişki yaratıyor.” dedi.

Cem Arvün Çevre Mühendisi

“EN AZ 5-6 TON JET YAKITI KULLANILIYOR”

Antalya Körfez Gazetesi muhabiri Ertuğrul Gün'ün haberine göre; bir savaş uçağının tek bir uçuşunun dahi ciddi miktarda karbon salınımına neden olduğuna dikkat çeken Arüv, “Bir F-35 savaş uçağını havalandırdığınızda en az 5-6 ton jet yakıtı kullanılıyor. Bu da yaklaşık 15-16 ton karbon emisyonu anlamına geliyor. Yani tek bir uçuş bile ciddi bir çevresel yük oluşturuyor.” diye konuştu.

Eurofighter Typhoon Savaş Uçakları 2

“TEK BİR UÇUŞ KAZANIMALARI YOK EDİYOR”

Bu miktardaki emisyonun dengelenmesinin de oldukça maliyetli olduğuna işaret eden Arüv, “Yaklaşık 15-16 tonluk karbon salınımını dengelemek için 5-6 megavatlık bir güneş enerji santrali kurmanız gerekiyor. Siz bir taraftan yeşil dönüşüm için milyarlarca lira yatırım yaparken, diğer taraftan tek bir askeri uçuşla bu kazanımların önemli bir kısmı ortadan kalkabiliyor” ifadelerini kullandı.

F 16 Savaş Uçakları

“YÜKSEK KARBON EMİSYONUNA YOL AÇACAK”

Savaşın sadece uçuşlarla sınırlı kalmadığını, asıl büyük çevresel etkinin yıkım ve yeniden inşa süreçlerinde ortaya çıktığını belirten Arüv, “Körfez bölgesinde bugüne kadar 5 binin üzerinde sorti yapıldığı ifade ediliyor. Buna uçak gemileri, kullanılan mühimmat ve yıkılan şehirler dahil değil. Oysa şehirlerin yeniden inşası için yapılacak üretim faaliyetleri çok daha yüksek karbon emisyonuna yol açacak.” dedi.

Cem Arvün 2

“ÇOK CİDDİ BİR KARBON SALINIMI OLUŞTURUYOR”

Yıkılan kentlerin yeniden inşa edilmesinin çevresel maliyetine de değinen Arüv, “Birçok bölgede yüzlerce, hatta binlerce bina zarar görüyor. Bu yapıların yıkılması, yeniden yapılması, kullanılan çimento, demir ve diğer malzemeler çok ciddi bir karbon salınımı oluşturuyor. Bu süreçlerin finansmanı ve çevresel etkisi şu an için yeterince tartışılmıyor.” diye konuştu.

“EMİSYONLARIN DA BİR KARŞILIĞI OLMALI”

İklim politikalarında askeri faaliyetlerin de mutlaka dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Arüv, bu durumun bir “tazminat konusu” olarak ele alınması gerektiğini söyledi. Arüv, “Vatandaş, sanayici karbon salınımını azaltmak için vergi ödüyor, yatırım yapıyor. Ama bir savaş çıktığında bu çabaların büyük bölümü kısa sürede boşa gidebiliyor. O zaman askeri faaliyetlerden kaynaklanan emisyonların da bir karşılığı olmalı. Atılan her bombanın, yapılan her operasyonun bir çevresel maliyeti var ve bunun da bir bedeli olmalı.” dedi.

İran Saldırı

COP31 ÖNCESİ ÇAĞRI

COP31 İklim Değişikliği Zirvesi’nin bu açıdan önemli bir fırsat olduğunu belirten Arüv, zirvede savaşların çevresel etkilerinin gündeme getirilmesi gerektiğini ifade etti. Arüv, “Eğer bu konu uluslararası platformlarda ele alınmazsa, iyi niyetle yapılan tüm çevre yatırımları ve karbon azaltım çalışmaları anlamını yitirebilir. Bu nedenle askeri faaliyetlerin iklim değişikliği kapsamına alınması artık bir zorunluluktur.” dedi.

Cop31-2

Kaynak: ANTALYA KÖRFEZ GAZETESİ-ERTUĞRUL GÜN