Antalya Barosu Başkanlığı, yargı sisteminin temel taşlarından biri olan savunma hakkının soruşturma evresinde baypas edilmesine karşı hukuki bir mücadele başlattı. Mevcut uygulamada, Sulh Ceza Hakimliklerinin tutukluluk incelemelerini müdafilere haber vermeden veya avukat katılımı sağlamadan gerçekleştirmesinin hak ihlallerine yol açtığını tespit eden Antalya Barosu Başkanlığı, konuyu devletin en üst mercilerine taşıdı. Hazırlanan kapsamlı rapor ve kanun değişikliği önerisi; Adalet Bakanlığı, Türkiye Barolar Birliği ve Antalya milletvekillerine resmi yazı ile gönderilerek sistemdeki aksaklıkların giderilmesi talep edildi.
SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ İLKESİNE DİKKAT ÇEKİLDİ
Antalya Barosu Başkanlığı tarafından yapılan teknik incelemede, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 108/1. maddesinin mevcut yazım şeklinin uygulamada ciddi sorunlara sebebiyet verdiği vurgulandı. Mevcut düzenlemede yer alan "şüpheli veya müdafi dinlenilmek suretiyle" ifadesinin, Sulh Ceza Hakimlikleri tarafından müdafi katılımını bir "ihtiyar" veya "inisiyatif" olarak algılandığı belirtildi. Antalya Barosu Başkanlığı, savcılık makamının görüşünün zorunlu olarak alındığı bir süreçte savunma makamının devre dışı bırakılmasının, adil yargılanma hakkının en temel unsuru olan "silahların eşitliği" ilkesini kökten sarstığını ifade etti.
KISITLAMAYA KARŞI SOMUT ADIMLAR
Antalya Barosu Başkanlığı’na ulaşan geri bildirimlerde, müdafilik görevini üstlenen avukatların inceleme günlerini takip etmelerine ve kalemlere bilgi verilmesi yönünde talepte bulunmalarına rağmen, sürecin genellikle SEGBİS üzerinden sadece şüpheliyle yürütüldüğü tespit edildi. Antalya Barosu Başkanlığı, bu durumun Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 149/3. maddesinde yer alan "avukatın yardımının engellenemeyeceği ve kısıtlanamayacağı" hükmüne açıkça aykırılık teşkil ettiğini savundu. Hazırlanan başvuruda, avukatın sorgu ve ifade sırasında hazır bulunma hakkının sadece bir usul işlemi değil, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. ve 6. maddeleriyle güvence altına alınan özgürlük ve güvenlik hakkının bir gereği olduğu hatırlatıldı.
ADALET BAKANLIĞI’NDAN CEVAP
Antalya Barosu Başkanlığı’nın girişimleri sonucunda Adalet Bakanlığı Mevzuat Genel Müdürlüğü’nden bir yanıt geldi. 07.10.2025 tarihli cevabi yazıda, yasama yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde olduğu hatırlatılmakla birlikte, Antalya Barosu Başkanlığı tarafından sunulan mevzuat değişikliği talebinin yapılacak hazırlık çalışmaları kapsamında değerlendirilmek üzere not edildiği bildirildi. Antalya Barosu Başkanlığı, bu yanıt üzerine sürecin yasama ayağını hareketlendirmek amacıyla Antalya milletvekilleriyle de iletişime geçerek yasal düzenleme önerisini paylaştı.
ANTALYA BAROSU BAŞKANLIĞI'NIN ÖNERİSİ
Antalya Barosu Başkanlığı, soruşturma aşamasındaki belirsizliği gidermek ve savunma hakkını mutlak bir koruma altına almak amacıyla Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 108/1. maddesinin şu şekilde değiştirilmesini önerdi: "Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100’üncü madde hükümleri göz önünde bulundurularak, şüpheli VE müdafi dinlenilmek suretiyle karar verilir." Antalya Barosu Başkanlığı, maddedeki "veya" ibaresinin "ve" şeklinde değiştirilmesinin, müdafiyi dinleme zorunluluğunu yasal bir mecburiyete dönüştüreceğini ve hak kayıplarının önüne geçeceğini belirtti.
Antalya Barosu Başkanlığı, yargının kurucu unsuru olan savunmanın temsilcileri olarak, yurttaşların haklarını savunma noktasındaki kararlılıklarını sürdüreceklerini ve bu kanun değişikliği teklifinin yasalaşması için süreci yakından takip edeceklerini kamuoyuna duyurdu.




