Antalya’da yoğun yağışların ardından Eynif ve Gembos ovalarının suyla dolması sonucu ulaşıma kapanan yeni Antalya-Konya yoluna ilişkin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci ve proje dosyasının detayları ortaya çıktı. 13 Aralık 2017 tarihinde özel bir şirket tarafından başvurusu yapılan projeye, 31 Temmuz 2018’de Antalya Valiliği tarafından “ÇED Gerekli Değildir” kararı verildiği öğrenildi.
AKDENİZ VE KARASAL İKLİMİ BİRLEŞTİRDİ
ÇED raporu, Karayolları 13. Bölge Müdürlüğü tarafından planlanan (Antalya-Manavgat) Ayr.-Taşağıl-Başlar 3. Bl. Hd. Yolu’nu kapsıyor. Toplam 67 kilometre uzunluğundaki güzergâh, D687 karayolu üzerinde Manavgat-Taşağıl ayrımından başlayarak Beydiğin, Başlar ve İbradı mahalleleri üzerinden Konya’nın Derebucak ilçesi sınırına kadar uzandı. Yolun, Antalya-Alanya Devlet Yolu (D-400) ile Konya bağlantısını güçlendirdiği ve özellikle Demirkapı Tüneli sayesinde Akdeniz iklimi ile karasal iklimi birbirine bağladığı ifade edildi.

“ÇED KAPSAMI DIŞI” OLARAK DEĞERLENDİRİLDİ
Projenin teknik olmayan özetinde, yolun üç etap halinde inşa edildiği ve ihalesinin üç ayrı yüklenici firma tarafından tamamlanacağı belirtildi. Ayrı ayrı 3 etaba bölünen projede 125 personelin görev yapacağı kaydedildi. Antalya Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün 16 Ağustos 2016 tarihli yazısında, projenin daha önce 07 Haziran 2004 tarihli yazı ile “ÇED kapsamı dışı” olarak değerlendirildiği ve faaliyetin gerçekleştirilmiş olması nedeniyle kararın geçerli olduğu belirtildi.
SULAK ALAN KAPSAMINDA KALMADIĞI BELİRTİLDİ
Bununla birlikte ÇED dosyasında yer alan görüşlerden biri de Orman ve Su İşleri Bakanlığı VI. Bölge Müdürlüğü tarafından verildi. 18 Haziran 2018 tarihli görüş yazısında, proje alanının “Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği” hükümleri gereği sulak alan kapsamında kalmadığı belirtildi. Ancak aynı yazıda, güzergâhın “Hedef Türlerce Zengin Habitat” ve “Özellikli Yaban Hayvanı Alanı” sınırları içerisinde kaldığı da tespit edildi. Yine Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 13’üncü Bölge Müdürlüğü tarafından verilen görüş yazısında, “Konu Bölge Müdürlüğümüzce incelenmiş olup, söz konusu projenin yapılmasında Kurumumuz açısından sakınca bulunmamaktadır.” denildi.

TÜRKİYE’DEKİ DOKUZ SICAK NOKTADAN BİRİ
ÇED dosyasında, yol güzergâhının yaklaşık son 33 kilometrelik bölümünün, Dünya Doğal Hayatı Koruma Derneği olarak bilinen WWF tarafından Avrupa’nın biyolojik çeşitlilik açısından en değerli ve acil korunması gereken 100 orman alanı çalışması kapsamında “Avrupa Ormanlarının Sıcak Noktaları” arasında gösterilen alanlardan biri içerisinde yer aldığına dikkat çekildi. Türkiye’deki dokuz sıcak noktadan biri olduğu belirtilen havzada, özellikle Gembos Ovası’nın soğanlı endemik bitki türleri açısından önemli bir alan olduğu kaydedildi.

EKOLOJİK KÖPRÜ ŞARTI
Raporda, yol güzergâhının geçtiği havzanın Canis lupus (kurt), Ursus arctos (bozayı), Lynx lynx (vaşak) ve Capra aegagrus (yaban keçisi) gibi türlerin yaşam alanı olduğu belirtildi. Habitat bölünmesinin en aza indirilmesi amacıyla 45+990-46+000 kilometre ile 52+900-53+000 kilometre arasında 80-100 metre genişliğinde iki adet ekolojik köprü inşa edilmesi şart koşuldu. Ayrıca büyük memelilerin yola girişini engelleyecek çitler yapılması ve diğer türler için yeterli sayıda menfez bırakılması gerektiği ifade edildi.
ÇAYIR VE MERA ALANLARI
ÇED doyasında bugün sular altında kalan Eyfin ve Gembos ovaları olabileceği değerlendirilen alan ilişkin de bir değerlendirme yapıldı. Proje yeri ve etki alanına ilişkin değerlendirmede, yolun 39-40 kilometre ile 41-44 kilometreleri arasında çayır ve mera alanı içerisinden geçtiği, 61-67 kilometreleri arasında ise yine çayır ve mera alanına paralel seyrettiği belirtildi. Konya-Antalya karayolunun ilk hazırlık çalışmalarının 2008 yılında başladığı, Demirkapı Tüneli ile güzergâhın dört yıl önce trafiğe açıldı. Zamandan ve yakıttan tasarruf sağlaması nedeniyle sürücülerin yoğun olarak tercih ettiği yolun kısa sürede göl içinde kalması, “projede mühendislik ihmali olup olmadığı” sorusunu gündeme getirdi. İbradı Belediye Başkanı Hatice Sekmen ise yolun ne zaman yeniden ulaşıma açılacağının henüz netlik kazanmadığını ifade etti.

1988 HARİTASI DİKKAT ÇEKTİ
Yolun sular altında kalmasının ardından Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 1988 yılında hazırlanan öğretmen el kitabında yer alan bir harita yeniden gündeme geldi. Haritada Eynif ve Gembos ovalarının kış aylarında su altında kaldığı, yaz aylarında ise suyun çekildiği alanlar olarak gösterildiği görüldü. Haritadaki aralıklı çizimlerin “kışın su tutan, yazın suyu bırakan alan” anlamına geldiği ifade edildi. Bölge sakinlerinden Bayram Ali Adıgüzel, “Eskiler bilir, Gembos nisan ayının sonuna kadar su altında kalırdı. Biz yörükler Çandır, Dereboğazı, Melik yaylalarına yamaçlardan göçerdik.” dedi.

“GEÇMİŞİN TECRÜBELERİNDEN FAYDALANILMADI”
Akdeniz Üniversitesi Tarih Bölümü’nden Serkan Gedik de güzergâhın tarihi kaynaklar ve Osmanlı haritalarında “göl” olarak geçtiğini söyledi. Gedik, “Geçmişin tecrübelerinden faydalanılmadı. Uyarılar dikkate alınmadı. Osmanlı haritalarında bu araziler göl olarak geçiyor. 2008 sonrası etüt çalışmalarında bizden bilgi istendi, verdik. Ancak gelinen noktada yol İbradı’nın en verimli arazilerinden geçirildi ve bugün Eynif’te kapanmış durumda” dedi.




