Antalya’da etkili olan yoğun yağışların ardından Eynif ve Gembos ovalarının sular altında kalmasıyla ulaşıma kapanan Antalya-Konya yolu, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci üzerinden yeniden tartışmaya açıldı. Proje kapsamında hazırlanan tanıtım dosyasında, alanın “Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği” hükümleri gereği sulak alan kapsamında kalmadığının belirtilmesi kamuoyunda tepkiye yol açtı. Projeyi hazırlayan firma yetkilileri ise ilgili kurumların görüşleri doğrultusunda hareket ettiklerini ifade etti.
“ÇED GEREKLİ DEĞİLDİR” KARARI VERİLDİ
Antalya Körfez Gazetesi muhabiri Ertuğrul Gün'ün haberine göre, Eynif ve Gembos ovalarının sular altında kalmasıyla Antalya-Konya yolu sulara gömülerek ulaşıma kapatıldı. Karayolları 13. Bölge Müdürlüğü tarafından planlanan projenin ÇED dosyasını ilk kez Körfez Gazetesi kamuoyu ile paylaşmıştı. Projeye ilişkin Proje Tanıtım Dosyası hazırlanarak 13 Aralık 2017 tarihinde özel bir şirket tarafından başvuru yapıldı. Süreç sonunda 31 Temmuz 2018’de Antalya Valiliği tarafından “ÇED Gerekli Değildir” kararı verildi.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI’NDAN KRİTİK RAPOR
Hazırlanan proje tanıtım dosyasında dönemin Orman ve Su İşleri Bakanlığı 6. Bölge Müdürlüğü’nün 18 Haziran 2018 tarihli görüş yazısına yer verildi. Yazıda, proje alanının “Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği” kapsamında kalmadığı ifade edildi. Ancak aynı görüşte güzergâhın “Hedef Türlerce Zengin Habitat” ve “Özellikli Yaban Hayvanı Alanı” sınırları içerisinde bulunduğu da kaydedildi.
“DSİ SULAK ALAN DEĞİL DEMİŞ”
Projeyi hazırlayan Arüv Çevre Mühendisleri Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı ve Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şubesi eski Başkanı Cem Arüv, raporun 2017 yılında hazırlandığını belirterek, değerlendirmelerin ilgili kamu kurumlarının resmi görüşleri doğrultusunda yapıldığını söyledi. Arüv, “Karayollarının o dönemde birkaç yol projesi vardı, bu da onlardan biriydi. DSİ ‘sulak alan değil’ dediği yerde karayolları bir yol yapıyorsa bizim yapabileceğimiz bir şey yok. DSİ sulak alan değil demiş. DSİ’nin sulak alan değil dediği yere bizim ısrarla ‘yapamazsınız’ deme şansımız yok. Biz görüşlere göre rapor hazırlarız. Yolu yapan Karayollarıdır, uygunluk görüşünü veren de DSİ’dir.” dedi.

ARÜV: “BU PROJE ÇED’E TABİ DEĞİLDİ”
Arüv ayrıca hazırlanan belgenin bir ÇED raporu olmadığını, proje tanıtım dosyası olduğunu vurgulayarak, “Bu proje ÇED’e tabi değildi. ÇED Yönetmeliği’nin Ek-1 ve Ek-2 listelerinde hangi projelerin ÇED’e tabi olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu çalışma bir proje tanıtım dosyasıdır. Proje tanıtım dosyalarında halkın katılımı toplantısı yapılmaz.” ifadelerini kullandı.
AKDENİZ VE KARASAL İKLİM ARASINDA GEÇİŞ
Proje Tanıtım Dosyasında 67 kilometre uzunluğundaki güzergâhın, D687 karayolu üzerinde Manavgat-Taşağıl ayrımından başlayarak Beydiğin, Başlar ve İbradı mahalleleri üzerinden Konya’nın Derebucak ilçesi sınırına kadar uzandığı belirtildi. Yolun, Antalya-Alanya Devlet Yolu (D-400) ile Konya bağlantısını güçlendirdiği, özellikle Demirkapı Tüneli sayesinde Akdeniz iklimi ile karasal iklim arasında önemli bir geçiş sağladığı ifade edildi.

ÇERA VE MERA ALANLARI DİKKAT ÇEKTİ
ÇED dosyasında güzergâhın geçtiği alanlara ilişkin ayrıntılı değerlendirmeler de yer aldı. Buna göre yolun 39-40 kilometre ile 41-44 kilometreleri arasında çayır ve mera alanı içerisinden geçtiği, 61-67 kilometreleri arasında ise yine çayır ve mera alanına paralel seyrettiği kaydedildi. Bugün sular altında kalan Eynif ve Gembos ovalarının da bu alanlar içerisinde bulunduğu ifade edildi.
HARİTA GÖL OLDUĞU GÖRÜLDÜ
Yolun su altında kalmasının ardından 1988 yılında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan öğretmen el kitabındaki bir harita da yeniden gündeme geldi. Haritada Eynif ve Gembos ovalarının kış aylarında su altında kaldığı, yaz aylarında ise suyun çekildiği alanlar olarak gösterildiği görüldü. Haritadaki aralıklı çizimlerin “kışın su tutan, yazın suyu bırakan alan” anlamına geldiği ifade edildi. Bölge sakinleri de geçmişte Gembos Ovası’nın uzun süre su tuttuğunu dile getirdi. Yöre halkı, özellikle ilkbahar aylarına kadar ovanın suyla kaplı olduğunu, göç yollarının buna göre belirlendiğini anlattı.






