Antalya Müzesi, 1 yıl önce (16 Temmuz 2025) ziyaretçi girişine kapatıldı ardından da yıkım süreci başladı. Müze’nin kapatılışının yıldönümümde ise Müze Çalışma Grubu, yıkılan Antalya Müzesi’nin olduğu bölgede bir basın açıklaması düzenledi. Müze Grubu, son konusu kararın Müze’nin yıkılmasından sonra alındığı belirterek, yeni Antalya Müzesi için çalışmalarından aradan geçen süreye rağmen başlamadığına dikkat çekti. Antalya Barosu Başkanı Ali Çağdaş Bozaner, Antalya Müzesi’nin kapatılması ve ardından yıkılmasının birinci yılı dolayısıyla düzenlenen basın açıklamasında önemli açıklamalarda bulundu. Müze için verilen mücadelenin yalnızca bir bina için değil, Antalya’nın kültürel mirası ve kent belleği için yürütüldüğünü vurgulayan Bozaner, hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını ifade etti.
ANTALYA MÜZESİ’NİN KAPATILMASININ ÜZERİNDEN 1 YIL GEÇTİ
İhlale süreci ve eserlerin taşınmasına kadar pek çok süreç hakkında bilgilerin kamuoyu ile şeffaf bir şekilde paylaşılması gerektiğini vurgulayan Bozaner, “Başından bu yana gerek Bilgi Edinme Kanunu kapsamında ilgili yerlere dilekçelerimizi, başvurularımızı yaptık. Ama maalesef çok fazla bir sonuç alınamadı. Devamında hemen Antalya Barosu olarak meslektaşlarımızla, meslek odalarımızla, sivil toplumla birlikte dava hazırlığına girip davalarımızı açtık. Burada belli başlı vurguladığımız noktalar şunlardı; birincisi, bu kültürel bir varlıktır, çok önemli bir miras değeridir, ödüllü bir müzedir; oldubittiye getirilemez. İdarenin işlemleri şeffaflıkla yürümelidir. Burada böyle bir husus yok. Dolayısıyla kamuoyuna bu konuda açıklamada bulunun. Şayet depreme dayanıksızlığıyla ilgili bir durum varsa bunu da insanlarla paylaşın ki kamuoyu vicdanı rahat etsin. ‘İhaleleri, gerek yıkımı gerek eserlerin taşınmasıyla ilgili süreçleri şeffaflıkla paylaşın. Bu eserlerin ne olacağını, bu kadar yıllık saklanan Antalya’mızın değil sadece ülkemizin, dünyanın değeri olan bu eserlerin ne olacağını da paylaşın, bildirin, kamuoyunu rahatlatın dedik dedi.

RAPOR DA EKSİKLİKLER VAR
Antalya Müzesi’nin yıkılması için hazırlanan Deprem Analiz Rapor’unda eksikler olduğunu belirten Bozaner, “Birinci seneyi devriyesinde olduğumuz müzenin kapatılmasından sonra açtığımız davaya verilen cevapta gördük ki deprem analiz raporu dahi bu kararlardan sonra alınmış (23 Temmuz 2025). Ve buna rağmen sayfalarca gönderilen cevap dilekçesinde müzenin depreme dayanıksız olduğunu gösteren herhangi bir bilgi, belge, emare yok. Tüm bunlara rağmen iki ayrı dava açmamış olmamıza rağmen, yani hem müzenin kapatılmasına hem de yıkım kararına ilişkin iki ayrı davamız hâlihazırda açıkken, bunlar sürekli sürüncemede bırakılarak, dilekçeler verilerek maalesef yargının içinde bulunduğu durumu da bugün bize çok rahatlıkla gösterir şekilde bir oldubittiye getirilerek buralarla ilgili karar verilmedi, sürüncemede bırakıldı. Zannediyorum 13-14 Eylül’ü birbirine bağlayan gecesinde, bir oldu bitti ile mahkeme kararları beklenmeden bu yıkım sürecine girişildi” diye konuştu.

4 GÜN MÜCADELE ETTİ
Raporda Antalya Müzesi’nin durumunun şok kötü olduğu ve her an yıkılabileceği belirtilirken Müze’nin yıkımının 4 gün sürmesinin de çok farklı bir çelişki olduğunu kaydeden Bozaner, “Bakın, ben o yıkım günü de buradaydım akşamı. Burada demin hocamız da bahsetti, birçok yurttaşımız da vardı. Ve bırakın raporları, diğer hususları; şeffaflıktan uzak olmayı, o gün orada o müzenin yıkım anıyla tanışmak dahi müzenin depreme dayanıksızlığıyla ilgili bir durum olmadığını bizlere gösterdi aslında. Üflediğinizde yıkılacak denen müze binası, saatler süren iş makinelerinin uğraşı sonucunda ve yarım bırakılarak ancak o şekilde yıkıldı. Adeta feryat etti. Adeta kendisiyle ilgili olan tüm hususların yalan olduğunu ortaya çıkarırcasına bir direniş gösterdi. Ve buna rağmen büyük bir toz bulutu eşliğinde, herhangi bir güvenlik önlemi alınmadan, ilgililere bu kararlar tebliğ edilmeden, bir gece yarısı çevre sakinlerinin sükûnu da sekteye uğratılarak oldu bittiyse getirilerek bu müze yıkımı tamamlandı” ifadelerini kullandı.

"TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ"
Antalya Müzesi yıkılmış olsa da içindeki eserlerin korunması ve yeni müze binasının yapılmasın için mücadelelerine devam edeceklerini söylen Bozaner açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Fakat o gün de söyledik, bugün de görüyoruz: Bu mücadele sadece müze binası ile ilgili değildi. Çünkü müze binası sadece bir binadan ibaret değil; sanattan, kültürden, toplumun ortak değerlerinden, Antalya’nın yaşayan canlı bir mirasıydı. Ve hemen bu mücadele burada bitmedi dedik. İlgililerle ilgili suç duyuruları yaptık. Valiliğe başvurduk. Hem Çevre Şehircilik ile ilgili hem Kültür Müdürlükleri ile ilgili. Maalesef bir konu hâlâ Danıştay’da, diğeriyle ilgili de bir takipsizlik kararı verildi. Ama o zaman da söyledik: Antalya Barosu olarak tabii ki dayanışarak meslek odalarıyla, örgütlerle, sivil toplumla, yurttaşlarımızla, Avukatlık Kanunu’nun 76 ve 95. maddeleri gereği nerede bir haksızlık varsa, nerede bir hukuksuzluk varsa hukukun üstünlüğü, insan hakları ve cumhuriyetin temel değerlerini savunma ve yüceltme görevimizi bir an olsun bırakmayacağız.”
DAVA SÜREÇLERİ HAKKINDA BİLGİLER VERDİ
Antalya Barosu’nun Antalya Müzesi’nin korunması için açtığı davalar ve o hukuki süreç hakkında bilgiler veren Avukat Tuncay Koç, “Ben de kısaca onları vurgulayayım, ne davalar vardı diye. Birisi yıkım davası; yıkım davası şu anda Danıştay’da devam ediyor. Çünkü Ankara İdare Mahkemesi dedi ki: ‘Burada yıkımı gerektirecek bir karar yoktur. İşlem yokluğundan ben bu davaya bakamam.’ Oysa buradaki yüksek bürokratları biz şikâyet etmiştik. Burada bir görev zararı var. Yüksek bürokratlar, bakan yardımcısı, Kültür Varlıkları Genel Müdürlüğü; bu karara imza atanlar suç işledi ve kamuyu zarara uğrattı diye. Orada gelen müfettiş raporunda bizim dava ettiğimiz 7 Mayıs 2025 tarihli kararın geçerli bir karar olduğunu söylüyor. Yani burada Bakanlık müfettişi ile Ankara İdare Mahkemesi hâkimi arasında bir anlaşmazlık var. Ya hâkim doğru söylüyor ve Müze’nin yıkılmasını gerektirecek bir karar yok. Eğer öyle bir karar yoksa zaten bu işlemi yapanlar baştan daha büyük bir suç işliyor. Ya da müfettiş doğru söylüyor, hâkim bu davaya bakmaktan topu taca atıyor. Bunu yakında Danıştay’ın kararıyla göreceğiz” dedi.

“EN AZINDAN MÜZE ÇALIŞMA GRUBUNUN BİLDİĞİ BİR DAVA YOK”
Baro Müze’yle ilgili bilgi almak istediğinde ‘Ticari sır” denilerek erişime izin verilmediğine dikkat çeken Koç, “Ancak Müzeyi yıkanlar hakkında yıkım kararı verenler hakkındaki şikâyetimiz şu anda Danıştay Birinci Dairesi önünde. Çünkü Kültür Bakanlığı başmüfettişi raporuna göre Kültür Bakanı soruşturmaya gerek duymadı. Oysa başmüfettişin raporunda müzenin yıkıma esas tutulması gereken deprem analiz raporunun bu kararların alınmasından sonra alındığı açık. Dolayısıyla yapılan işlemin yanlış olduğu aslında müfettiş raporunda da gözüküyor. Kapatılma davamız hâlâ Antalya Üçüncü İdare Mahkemesi’nde devam ediyor. Biraz önce bahsettiğimiz geri suç duyurusu davamız da Danıştay Birinci Dairesi’nde sürüyor. Bir başka dava ise müzenin yeniden yapım ihalesi için alınan yapım kararı. Buna dilekçeyle başvurduk, Bilgi Edinme Kanunu’na göre. Burada meslektaşımız Duygu Kozanoğlu Tülay var, daha sonra açıklayacaktır. Bu yanıtı verdiler: ‘Ticari sırdır.’ Bunu da Bilgi Edinme Kurulu’na şikâyet ettik. Bilgi Edinme Kurulu da ‘Bakanlık doğru söylemiş, bu ticari sırdır’ dedi. Kamusal bir alan için. Bu karar da şu anda yargıda, bunu da dava ettik. Kültür Bakanlığı özellikle bu müze konusunda tam bir yalan makinesi gibi işliyor. Kamuoyuna verdiği hiçbir bilgi neredeyse doğru değil. Geçen gün bir kamu kuruluşuna bakanlık yetkilileri açıklama yapmış: ‘Açılan davalar nedeniyle ruhsat süreci gecikti’ diye. Oysa bizim açtığımız davalarda bilgiye ulaşamadığımız için yapım ihalesiyle ilgili bir dava bizim tarafımızdan açılamadı. En azından müze çalışma grubunun bildiği bir dava yok. Dolayısıyla ruhsat nedeniyle, pardon açılan dava nedeniyle sürecin gecikmesi yine bir kuyruklu yalan” dedi.
“KAMUOYUNA ANLATILAN BİR YALAN”
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın aldığı yıkım kararında usulsüzlükler olduğunu öne süren Koç, “Buranın ticari sır olması da kuyruklu yalan çünkü burası bir kamu alanı, Kamu İhale Kanunu’na tabi olması lazım. Nasıl ticari sır oluyor? Bakan kendi evini mi yıkıyor? Kendi evini yıksa bile belediyeden bir ruhsat alması lazımdı. Hadi diyelim ki Müze binası 1972 yılında yapılırken o zamanki kanuna göre ruhsatı yoktu, yıkım ruhsatına gerek duymadılar ama yıkmak için gereken belgelerin olması lazımdı. Dosyaya giren belgelerde bunun yeterli olmadığı, çok sonradan alındığı belli. Kamuoyuna açıkladıkları bütün raporlarımız tam idi. ‘Müze çürüktü, ondan yıktık’ dediler, baştan sona kamuoyuna anlatılan bir yalan” diye konuştu.
“14 ON DÖRT AYDA MÜZE YAPILACAK”
Bakanlığın 14 ay içinde Antalya Müzesi’nin yapılacağını söylediğini ama şu anda alanda herhangi bir çalışma olmadığını ifade eden Koç açıklamasına şu sözlerle son verdi:
“Söyledikleri, iki tane kolondan aldıkları karot testiyle bu yıkımı gerekçelendirmeye çalışıyorlar. Bu mümkün değil. Ve ek bina var. Ek bina 2003 yılında yapıldı. Yani 1999 Deprem Yönetmeliği’nden sonra. İnşaat Mühendisleri Odası’nın hesaplamalarına ve açıklamasına göre bu binanın yıkılmaması lazım. Sadece ek binanın yıkılması şu anda 5 milyon dolarlık bir kamu zararı getiriyor. Bakanlık bunun da üstünü örtüyor, onu da ana binayla ilişkilendiriyor. Dolayısıyla bu müze konusunda Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kamuoyuna söylediği her şey yalan. ‘14 On dört ayda müze yapılacak’ dendi. Bir yıl geçti, şu anda henüz bir yapım bile yok. Onun için buraya katılan herkese, kamuoyunda müze yıkımını tutan bakanlığın bu işlemlerde usulsüz olduğunu dile getiren herkese teşekkür ediyoruz.”




