Antalya'nın Kepez ilçesine bağlı Varsak Mahallesi'nde bulunan Lyrboton Kome Antik Yerleşimi, Roma dönemine ait mezar yapılarıyla bilim dünyasının ilgisini çekmeye devam ediyor. Prof. Dr. Nevzat Çevik başkanlığında sürdürülen kazılarda bugüne kadar 80'in üzerinde mezar tespit edilirken, özellikle iki aedicula tipi anıt mezar, antik yerleşimin sosyal yapısı ve ekonomik gücü hakkında önemli ipuçları sunuyor.

ZEYTİNYAĞI ZENGİNLİĞİ ANIT MEZARLARLA TAÇLANDI

Kazılar sonucunda antik yerleşimden bugüne kadar 80'in üzerinde mezar tespit edildi. Yerleşimin ana nekropolü, kuzey kesimde vadiye hakim yamaçlarda geniş bir alana yayılırken, kenti çevreleyen kayalıkların üzerine oyulmuş çok sayıda khamosorion tipi mezar da bulunuyor. Teknesi doğrudan ana kayaya oyulan bu mezarlar, Roma döneminin bölgede yaygın kullanılan gömü geleneklerinden biri olarak değerlendiriliyor. Araştırmalar, Lyrboton Kome'nin antik çağda zeytinyağı üretimi sayesinde büyük ekonomik güç kazandığını ortaya koyuyor. Bölgenin sahip olduğu zenginlik, yalnızca üretim tesislerinde değil, özenle inşa edilmiş mezar anıtlarında da kendisini gösteriyor. Yerleşimde bulunan iki adet aedicula tipi anıt mezar, köyün seçkin ve varlıklı ailelerine ait yapılar olarak öne çıkıyor. Mimari özellikleriyle dikkat çeken bu mezarlar, dönemin üst sınıfına mensup kişilerin sosyal statülerini yansıtan önemli yapılar arasında gösteriliyor.

EN BİLİNEN ANIT MEZAR DOĞU MAHALLE’DE

Lyrboton Kome'nin en tanınan yapılarından biri olan aedicula tipi anıt mezar, antik yerleşimin Doğu Mahallesi'nin en uç noktasında yer alıyor. Mezarın içerisinde bulunan kline üzerindeki yazıt, yapının sahibini de ortaya koyuyor. Yazıta göre mezar, Roma ordusunda cornucularius yani yaver olarak görev yapan Artemidoros'un oğlu Dimenis ile eşine ait. Göz önünde bulunan konumu sayesinde ziyaretçilerin en sık karşılaştığı yapılardan biri olan bu anıt mezar, Lyrboton Kome'nin simge eserleri arasında kabul ediliyor.

KUZEY NEKROPOLÜNDEKİ GİZLİ ANIT MEZAR

Antik yerleşimde yer alan ikinci aedicula tipi anıt mezar ise çok daha az biliniyor. Ana nekropol alanında bulunan bu yapı, yerleşimi çevreleyen kayalıkların arkasında kalması ve çevresini saran yoğun bitki örtüsü nedeniyle uzun yıllardır gözlerden uzak durumda bulunuyor. Roma dönemine tarihlenen bu mezar, mimari özellikleri bakımından Doğu Mahallesi'ndeki anıt mezarla benzerlik gösterirken, bulunduğu konum nedeniyle ziyaretçiler tarafından daha az fark ediliyor.

YAZITLAR GÜÇLÜ KADIN AARETE’NİN AİLESİNİ İŞARET EDİYOR

Kuzey nekropolünde bulunan iki ayrı yazıt ise araştırmacılar açısından büyük önem taşıyor. Yazıtlarda geçen bilgiler, Lyrboton Kome'nin tanınmış ve güçlü kadınlarından biri olarak değerlendirilen Arete'nin bazı akrabalarına işaret ediyor. Epigrafik veriler ile mezarın bulunduğu konum birlikte değerlendirildiğinde, gözlerden uzak kalan bu anıt mezarın da aynı seçkin aileye ait olabileceği düşünülüyor. Kesin bir kanıt bulunmamakla birlikte, uzmanlar yazıtların sunduğu verilerin bu ihtimali önemli ölçüde güçlendirdiğini ifade ediyor.

ROMA DÖNEMİ’NİN SEÇKİN AİLELERİ GÜN YÜZÜNE ÇIKIYOR

Lyrboton Kome'de ortaya çıkarılan mezarlar yalnızca gömü geleneğini değil, Roma döneminde kırsal yerleşimlerde yaşayan seçkin ailelerin ekonomik gücünü, askeri kariyerlerini ve toplumsal konumlarını da gözler önüne seriyor. Özellikle zeytinyağı ticaretinden elde edilen refahın, bölgedeki anıtsal mezar mimarisine yansıdığı görülürken, kazılar sayesinde antik köyün sosyal yapısı her geçen yıl daha ayrıntılı biçimde aydınlatılıyor. Antalya'nın önemli arkeolojik miras alanlarından biri olan Lyrboton Kome'de sürdürülen bilimsel çalışmaların, gelecekte hem Roma döneminin kırsal yaşamına hem de bölgenin önde gelen ailelerine ilişkin yeni bilgiler ortaya çıkarması bekleniyor.

Muhabir: BÜLENT ÖNER