Antalya’nın Korkuteli ilçesi Dereköy Yaylası’nda, daha önce bölge halkının büyük mücadelesi sonucu iptal edilen ancak şimdi alan daraltılarak yeniden dosyası açılan kömür ocağı projesine karşı tepkiler çığ gibi büyüyor. Antalya Beşkonaklılar Birlik ve Beraberlik Derneği Başkanı Hakan Halim Okudan önderliğinde bir araya gelen yüzlerce vatandaş, projenin bölgedeki 17 köyün içme suyunu ve tarımsal üretimini doğrudan tehdit ettiğini kamuoyuna duyurdu.
Yaklaşık 40,69 hektarlık (400 dönüm) bir sahada yapılması planlanan açık ocak işletmeciliğinin, Korkuteli Barajı’nı besleyen yer altı sularına ve bölgenin binlerce yıllık doğal yapısına telafisi imkansız zararlar vereceği belirtilerek, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir kararının derhal iptal edilmesi istendi. Bölge halkı, suyun ve toprağın korunması için sonuna kadar direneceklerini ilan etti.
YAŞAM HAKKI SAVUNMASI İÇİN TEK VÜCUT OLDULAR
Antalya’nın Korkuteli ilçesine bağlı Dereköy Yaylası’nda planlanan kömür ocağı projesi, çevre ve yaşam hakkı tartışmalarını en sert haliyle yeniden gündeme taşıdı. Bölge halkı, sivil toplum kuruluşları ve çevre aktivistleri, su kaynakları ile tarım alanlarının geri dönülmez şekilde zarar göreceği gerekçesiyle projeye karşı tek ses oldu. Düzenlenen basın açıklamasında, meselenin sadece yerel bir çevre sorunu değil, Antalya’nın ve Toroslar’ın geleceğini ilgilendiren bir yaşam meselesi olduğu ifade edildi. Katılımcılar, Dereköy’ün doğal mirasını korumanın bir vatandaşlık görevi olduğunu vurguladı.

SU KAYNAKLARI VE TARIM ALANLARI KRİTİK RİSK ALTINDA
Proje kapsamında yürütülecek faaliyetlerde yoğun su kullanımı olacağı, bu durumun hem Korkuteli Barajı’nı hem de bölgedeki tüm yer altı su kaynaklarını ciddi şekilde etkileyeceği ifade edildi. Kömür ocağı işletmeciliğinde tozla mücadele, ekipmanların soğutulması ve tozun bastırılması için yapılacak aktif su tüketiminin, bölge insanının içme suyu ve tarımsal sulama ihtiyacını karşıladığı lokasyonda büyük bir kriz yaratacağı kaydedildi. Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından hazırlanan kurum görüşlerinde, su noktalarının kalitesinde herhangi bir bozulma tespit edilmesi halinde ocağın durdurulabileceği şerhinin düşüldüğü, ancak bölge halkının bu denli büyük bir riskin neden en baştan alındığını sorguladığı görüldü. Madencilik faaliyetlerinin su kalitesini bozması halinde telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğabileceği uyarısı yapıldı.
"BU SADECE BİR PROJE DEĞİL BİR VİCDAN VE YAŞAM MESELESİ"
Düzenlenen basın açıklamasında mikrofonu alan Antalya Beşkonaklılar Birlik ve Beraberlik Derneği Başkanı Hakan Halim Okudan, sözlerine sadece bir açıklama yapmak için değil, bir vicdanı, bir geleceği ve bir yaşam hakkını savunmak için toplandıklarını belirterek başladı. Dereköy Yaylası’nın yalnızca bir coğrafi koordinattan ibaret olmadığını hatırlatan Hakan Halim Okudan, bu toprakların 17 köyün tarımını besleyen, içme suyu kaynaklarını barındıran, doğasıyla, üretimiyle ve yaşamıyla bir bütün olan hayat damarı olduğunu vurguladı. Daha önce hemşehrileriyle birlikte verdikleri haklı mücadele sonucunda iptal ettirilen kömür ocağı girişiminin, alan daraltılarak yeniden ısıtılıp sunulmasını kabul etmediklerini söyleyen Halim Okudan, kısa vadeli ekonomik kazançlar uğruna suyun kirletilmesine ve toprağın yok edilmesine razı olmayacaklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:
"Bugün burada sadece bir açıklama yapmak için değil, bir vicdanı, bir geleceği ve bir yaşam hakkını savunmak için toplandık. Korkuteli Dereköy Yaylamız; yalnızca bir coğrafya değildir. Bu topraklar 17 köyün tarımını besleyen, içme suyu kaynaklarını barındıran, doğasıyla, üretimiyle ve yaşamıyla bir bütündür. Daha önce hemşehrilerimizle birlikte verdiğimiz haklı mücadele sonucunda iptal ettirilen kömür ocağı girişiminin, alan daraltılarak yeniden gündeme getirilmesini kabul etmiyoruz! Kısa vadeli ekonomik kazançlar uğruna; su kaynaklarımızın kirletilmesine, tarım arazilerimizin yok edilmesine, doğal yaşamın geri dönülmez şekilde tahrip edilmesine razı değiliz. Unutulmamalıdır ki; su yoksa hayat yoktur. Toprak yoksa üretim yoktur. Doğa yoksa gelecek yoktur. Bugün burada verdiğimiz mesaj nettir: Bu mücadele sadece Dereköy’ün değil, Antalya’nın, Torosların ve geleceğimizin mücadelesidir."
"ÇED GEREKLİ DEĞİLDİR" KARARINA SERT ELEŞTİRİ
Projeye verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir kararı basın açıklamasında sert sözlerle eleştirildi. Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporlarının temel amacının, planlanan projelerin doğaya vereceği fiziksel ve diğer etmenlerce çevreye vereceği zararı önceden tespit etmek ve engellemek olduğunu hatırlatan Antalya Beşkonaklılar Birlik ve Beraberlik Derneği Başkanı Hakan Halim Okudan, yer yüzeyinin topoğrafyasını tamamen değiştirecek, fiziksel tahribat yaratacak bir projeye bu raporun gerek görülmemesini trajikomik olarak nitelendirdi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na seslenen Halim Okudan, şu uyarıları dile getirdi:
"Proje dosyasında belirtiliyor. Tüm bu açık ocak işletmeciliği faaliyetleri dâhilindeki işlemler fiziksel olarak alandaki topoğrafya üzerinde değişikliğe sebebiyet verecektir. Peki sorulmaz mı bu çed gerekli değildir veren ilgili kuruma çed yer yüzeyinin hangi kısmına veriliyor. Çed çevresel etki değerlendirme raporu değil midir, Bu raporun verilmesindeki amaç planlanan projenin çevreye fiziksel ve diğer etmenlerce çevreye vereceği zararı önlemek değil midir? Çevre ve Şehircilik Bakanlığımıza Korkuteli Dereköy yaylamızdan sesleniyorum. Aslına amacına hizmet etmeyen bu çed kararı iptal edilmelidir. Bu kadar trajikomik olmayın. Yarın kömürün suyunu mu içeceğiz, taş mı yiyeceğiz. Savaş kapıda, Coğrafyamız ateş çemberi içerisinde. Kendi kendini besleyemeyen, kendi kendine yetemeyen ülkeler yok olmaya mahkumdurlar."
400 DÖNÜMLÜK ALANDA MADENCİLİK PLANI VE DERİNLİK TEHLİKESİ
Teknik detayları paylaşılan projeye göre, toplam 40,69 hektarlık (yaklaşık 400 dönüm) bir arazide çalışma yapılması planlanıyor. Ancak madencilik tekniklerine ve jeolojik yapıya göre kömür ocaklarının yerin 100-150 metreden başlayıp 1500 metre derinliğe kadar ulaşabildiği gerçeği, bölgenin yer altı su yollarının tamamen yön değiştirmesi veya yok olması riskini doğuruyor. Halim Okudan, bu devasa arazide yapılacak çalışmanın risklerini şu sözlerle anlattı:
"Toplam çed alanı 40,69 ha olarak hesaplanmıştır projede. Ne kadar büyük bir hektar anlaşılıyor değil mi? 400 dönüm arazide 4 yıl çalışma yapacaklar. Bu demek oluyor ki nerede o eski dereköy yaylası nerede eski su kaynaklarımız nerede o eski toprağımızın verimliliği diyeceksiniz. Ayrıca madencilik teknikleri ve jeolojik yapıya bağlı olarak, kömür ocakları 100-150 metreden başlayıp, 1500 metre derinliğe kadar ulaşabildiği söylenmektedir. Burada ne kadar derinliğe inilecek bilemeyiz. Kömür ocaklarında yoğun su kullanımı olacaktır. Kömür tozuyla mücadele, ekipmanların soğutulması ve tozun bastırılması için aktif olarak kullanılacak. Peki size soruyorum 17 köyü ve Korkuteli Barajı'nı besleyen aynı zamanda tarım toprakları ve içme suyu ihtiyacımızı karşılayan su kaynaklarının bulunduğu bu lokasyonda bu maden izninin verilmesi sonucu bizi neler bekliyor farkında mıyız?"

İKLİM KRİZİ VE KÜRESEL SU KITLIĞI UYARISI
Dünya kaynakları verilerine dayanarak yapılan uyarılarda, Türkiye’nin artan nüfus, iklim değişikliği ve su kaynaklarının yanlış yönetimi nedeniyle ciddi bir su stresi ve kıtlığı riskiyle karşı karşıya olduğu hatırlatıldı. 2030-2040 yılları arasında Türkiye’nin su kıtlığı yaşayacak ülkeler arasında yer alacağı belirtilerek, mevcut doğal kaynakların korunmasının hayati önemde olduğu vurgulandı. Halim Okudan, bu sorumluluğu şu sözlerle hatırlattı:
"Türkiye, artan nüfus, iklim değişikliği ve su kaynaklarının yanlış yönetimi nedeniyle ciddi bir su stresi ve kıtlığı riskiyle karşı karşıyadır. Dünya kaynakları verilerine göre 2030-2040 yılları arasında Türkiye su kıtlığı yaşayacak ülkeler arasında. Yüce Yaradan öyle bir coğrafyada yaşamak nasip etmiş ve bahşetmiş ki bizlere sadece yer altı zenginlikleriyle değil sonsuz bacasız sanayi denilebilecek yer yüzünün yüzeyinin yüce kitapta bahsettiği ırmak nehir çiçek kuş doğa betimlemesi olan cennet köşesiyle ödüllendirmiş. Ben de bir köylü kırsal çocuğuyum. Bu dağların, bu ovaların bu coğrafyanın ne demek olduğunu ve bizler için ne anlam ifade ettiğini bildiğim için buradayım."
"DEREKÖY SAHİPSİZ DEĞİLDİR" MESAJI
Halim Okudan, Dereköy halkının kadınıyla, erkeğiyle, yaşlısıyla ve genciyle topraklarına sahip çıktığını belirterek bu haklı mücadelenin kararlılıkla süreceğini duyurdu. Yetkililere Karar verirken sadece bugünü değil, yarını düşünün. Millet unutsa tarih unutmaz diye seslenen Halim Okudan, açıklamasını şu sert ve kararlı sözlerle tamamladı:
"Açıkça ifade ediyoruz. Dereköy’de kömür ocağı istenmiyor! Dün nasıl dimdik durduysak, bugün de aynı kararlılıkla buradayız. Hemşehrilerimizi asla yalnız bırakmayacağız. Yetkililere çağrımızdır: Karar verirken sadece bugünü değil, yarını düşünün. Millet unutsa tarih unutmaz. Telafisi mümkün olmayan zararların altına imza atmayın. Değerli hemşehrilerimiz başka bir Türkiye başka bir Antalya başka bir Korkuteli Dereköy yok. O yüzden planlı yatırım, planlı üretim ve planlı destekleme diyoruz. Bizler Torosların evlatlarıyız. Biz sadece bu topraklarda yaşamıyoruz, aynı zamanda sahip çıkıyoruz. O yüzden Dereköy halkı kadınıyla erkeğiyle yaşlısıyla ve genciyle buradadır ve Dereköy sahipsiz değildir!"





