Antalya’da Konyaaltı ilçesi Çakırlar Mahallesi’nde, Çandır Çayı’nın güneyinde Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından yapılması planlanan konut projesine ilişkin hazırlanan kapsamlı bilimsel rapor, projenin ciddi çevresel, jeolojik ve şehircilik riskleri barındırdığını ortaya koydu. Antalya Kent Konseyi Altyapı Çalışma Grubu tarafından hazırlanan raporda; taşkın ve sel riski, deprem ve zemin durumu, hidrojeolojik hassasiyetler, ulaşım altyapısı eksiklikleri ile arkeolojik sit alanlarıyla çakışma ayrıntılı biçimde değerlendirildi.

18 BİNDEN FAZLA KİŞİLİK YENİ YERLEŞİM

Proje Tanıtım Dosyası’na göre, Çandır Çayı güneyinde yer alan 56,30 hektarlık (562 bin 959 metrekare) alanda 206 blokta toplam 4 bin 574 konut ve 34 kapıcı dairesi inşa edilmesi planlanıyor. Projede ayrıca 61 dükkândan oluşan ticaret birimi, ilkokul ve ortaokul olmak üzere 2 okul ile 1 cami yer alıyor. Projenin tamamlanmasıyla birlikte bölgede 18 bini aşkın kişinin yaşayacağı öngörülüyor. Antalya Valiliği’nin projeye ilişkin “ÇED gerekli değildir” kararı, raporda en çok eleştirilen başlıklardan biri oldu.

‘TAŞKIN RİSKİ YOK’ İFADESİNE BİLİMSEL İTİRAZ

Antalya Körfez Gazetesi muhabiri Ertuğrul Gün'ün haberine göre raporda, Proje Tanıtım Dosyası’nda yer alan “planlanan proje sahasında proje kriterlerini etkileyecek seller söz konusu değildir” ifadesinin bilimsel verilerle örtüşmediği vurgulandı. Boğaçay havzasının yaklaşık 25 kilometre uzunluğunda olduğu ve 830 kilometrekarelik geniş bir alandan su topladığı hatırlatılarak, havzanın en büyük kolu olan Çandır Çayı’nın yüksek eğim, kısa sürede yoğun yağış ve ani debi artışları nedeniyle ciddi taşkın riski taşıdığı belirtildi.

SIK SIK TAŞKIN UYARISI

Antalya merkezde yıllık ortalama yağış miktarının yaklaşık 1200 milimetre olduğu, bunun yüzde 54’ünün kış aylarında düştüğü kaydedildi. Raporda, 2001 yılında kaydedilen 1892 milimetrelik yağışın son 100 yılın en yüksek ikinci değeri olduğu, bu yağışın yüzde 74’ünün yalnızca kasım ve aralık aylarında gerçekleştiği bilgisine yer verildi. Yüksek kotlardan kısa sürede denize ulaşan suların Boğaçay’ı “boğa gibi” akmasına neden olduğu, bu nedenle çayın geçmişte sık sık taşkınlara yol açtığı ifade edildi.

Konyaalti Toki̇ (6)

ALAN TAMAMEN TAŞKIN BÖLGESİ

Raporda, 2021 yılında hazırlanan IRAP taşkın risk haritası ile TOKİ yerleşim alanı sınırlarının çakıştırıldığı belirtildi. Bu çalışmada, proje alanının tamamının taşkın riski altında kaldığının açıkça görüldüğü kaydedildi. Dere ıslahı çalışmalarının taşkın riskini tamamen ortadan kaldırmadığı, aksine başka çevresel sorunlara yol açabildiği vurgulandı. Ayrıca iklim değişikliği nedeniyle yağış rejiminin geçmiş verilere dayalı hesaplarla öngörülemez hale geldiği, bu nedenle eski istatistiklere dayalı taşkın hesaplarının güvenilirliğini yitirdiği ifade edildi.

DEPREM TEHLİKESİ YÜKSEK

Raporda, Boğaçay Ovası’nın jeolojik yapısına da ayrıntılı biçimde yer verildi. Bölgenin Holosen sonrası dönemde deniz seviyesi değişimleri, lagün oluşumları ve alüvyon dolgu süreçleriyle şekillendiği belirtilerek, zemin yapısının gevşek ve deprem açısından riskli olduğu vurgulandı. Son 30 yılda Antalya için üç kez deprem haritası değiştiği hatırlatılarak, Boğaçay Ovası’nın il merkezi içinde deprem tehlikesinin en yüksek olduğu alanlardan biri olduğu ifade edildi.

SON DERECE SAKINCALIDIR

Raporda, “Bu nedenlerle ovada mevcudun dışında daha fazla yapılaşmaya gidilmemelidir. Mevcut binaların yıkılarak daha yüksek ve daha yoğun yapılaşmaya izin verilmesi, deprem açısından son derece sakıncalıdır” değerlendirmesine yer verildi. Alternatif olarak, Döşemealtı-Varsak-Isparta yolu arasında kalan, zemini daha sağlam ve deprem ivmesi göreceli olarak daha düşük alanların planlanması gerektiği vurgulandı.

Konyaalti Toki̇ (9)

YOĞUN YAPILAŞMA UYARISI

Raporda en dikkat çeken başlıklardan biri de hidrojeolojik riskler oldu. TOKİ konut alanının, Boğaçay havzası içinde yer aldığı ve Konyaaltı ilçesinin içme ve kullanma suyu ihtiyacını karşılayan aktif kuyuların beslenim alanında bulunduğu belirtildi. Devlet Su İşleri 13. Bölge Müdürlüğü’nün teknik incelemelerine göre, bölgede ASAT tarafından işletilen yaklaşık 12 içme suyu kuyusu bulunduğu ve bu kuyular için yıllık toplam 1,4 hektometreküp su tahsisi yapıldığı ifade edildi.

YAPILAŞMALARDAN KAÇINILMALI

Raporda, planlanan yoğun yapılaşmanın yeraltı suyu beslenimini olumsuz etkileyeceği, atıksu kaynaklı kirlenme riskini artıracağı ve bunun içme suyu güvenliği açısından geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabileceği vurgulandı. “İçme suyu koruma alanı içerisinde yer alan bu bölgede, koruma hükümleri eksiksiz uygulanmalı, yeraltı suyu güvenliğini riske sokacak yoğun yapılaşmalardan kaçınılmalıdır” denildi.

DETAYLI TRAFİK ETKİ ANALİZİ

Çakırlar Mahallesi’nin mevcut ulaşım ağlarının dışında kalan bir yerleşim olduğu belirtilen raporda, bu büyüklükte bir nüfusun bölgeye taşınmasının ciddi ulaşım ve altyapı sorunlarına yol açacağı ifade edildi. Kent merkezine erişim, toplu taşıma bağlantıları, içme suyu ve kanalizasyon altyapısı planlanmadan projeye başlanmasının, kent ölçeğinde kaos yaratacağı vurgulandı. Bu nedenle projeye başlamadan önce Detaylı Trafik Etki Analizi yapılmasının zorunlu olduğu kaydedildi.

ARKEOLOJİK SİT ALANLARIYLA ÇAKIŞIYOR

Raporda, TOKİ projesinin önemli arkeolojik alanlarla iç içe olduğu da ortaya konuldu. Projenin 1’inci etabının hemen yanında, Hellenistik ve Roma dönemlerinde kült mağarası olarak kullanıldığı bilinen Domuzburnu Mağarası’nın bulunduğu, 6’ncı etabının ise 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olan Domuzağılı Yerleşimi ile çakıştığı belirtildi. Domuzağılı Yerleşimi’nde çok sayıda mimari parça, yapı kalıntısı ve nekropol alanı tespit edildiği, bu alanların korunması gerektiği vurgulandı.

Toki̇ Si̇t Siniri

ÇED RAPORU ÇAĞRISI

Raporda sonuç bölümünde, imar planı yapılmadan, çevresel ve bilimsel riskler değerlendirilmeden konut inşaatı için ihale yapılmasının kamu yararını, doğal çevreyi ve kent bütünlüğünü tehdit ettiği ifade edildi. Sosyal konut ihtiyacının önemine dikkat çekilmekle birlikte, yanlış yer seçiminin faydadan çok zarar doğuracağı vurgulandı. Taşkın riski, deprem, içme suyu güvenliği ve arkeolojik değerler dikkate alınarak proje için kapsamlı bir Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporunun hazırlanmasının “mutlak bir gereklilik” olduğu kaydedildi. Antalya Kent Konseyi Altyapı Çalışma Grubu, tüm bu riskler ortadan kaldırılmadan ve bilimsel planlama esaslarına dayalı yeni kararlar alınmadan projeye başlanmaması çağrısında bulundu.

Kaynak: ANTALYA KÖRFEZ GAZETESİ-ERTUĞRUL GÜN