Antalya’da hava sıcaklıklarının 40 dereceye kadar yükselmesiyle klima kullanımı artarken, dış ünitelerden çıkan yoğuşma sularının kaldırımlara akıtılması kent merkezinde yeni bir sorunu yarattı. 100. Yıl, Hasansubaşı, Güllük ve Şarampol caddeleri başta olmak üzere birçok noktada yayalar, binalardan damlayan sular nedeniyle zor anlar yaşıyor. Balkona veya binanın duvarına bırakılan klima suları binaların ömrünün azalmasına neden olurken, insan sağlığı ve güvenliği için de bazı riskleri bir arada getiriyor. Makina Mühendisleri Odası Antalya Şube Yönetim Kurulu Başkanı Devrim Kılıç ile Antalya Kent Konseyi Başkanı Semanur Kurt, klima drenajlarının uygun şekilde tahliye edilmesi ve dış ünitelerin doğru konumlandırılması gerektiğine dikkat çekti.

KLİMA SULARI VATANDAŞIN ÜZERİNE AKIYOR

Antalya’da yaz aylarında etkisini artıran sıcak hava, klima kullanımını günlük yaşamın vazgeçilmezleri arasına taşıyor. Ancak apartmanlar ve iş yerlerinde bulunan klimaların dış ünitelerinden çıkan yoğuşma sularının uygun tahliye sistemlerine bağlanmadan doğrudan kaldırımlara bırakılması, kent merkezinde yayaların karşılaştığı sorunlardan biri haline geldi. Özellikle yoğun yaya trafiğinin bulunduğu 100. Yıl, Hasansubaşı, Güllük ve Şarampol caddelerinde kaldırım üzerine damlayan veya biriken sular, vatandaşların yürüyüşünü güçleştiriyor. Bina cephelerinden gelişigüzel şekilde akan klima suları, yalnızca günlük yaşamı olumsuz etkilemekle kalmıyor; kaygan zemin, cephelerde nemlenme ve görüntü kirliliği gibi sorunları da beraberinde getirdi.

KLİMA SUYU KALDIRIMLARA BIRAKILMAMALI

Makina Mühendisleri Odası Antalya Şube Yönetim Kurulu Başkanı Devrim Kılıç, klima sistemlerinin doğru projelendirilmesi ve uygulanmasının önemine dikkati çekerek, cihazların yalnızca soğutma performansıyla değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Kılıç, drenaj hatlarının uygun şekilde düzenlenmesi, dış ünitelerin doğru noktalara yerleştirilmesi ve bakım işlemlerinin düzenli yapılmasının hem insan sağlığı hem de kent yaşamı açısından önemli olduğunu vurguladı. Klima sistemlerinin konfor sağlarken çevreye ve ortak kullanım alanlarına zarar vermemesi gerektiğini ifade eden Kılıç, “Antalya, sıcak ve nemli iklimi nedeniyle klima kullanımının yoğun olduğu kentlerin başında geliyor. Klimalar yaşam konforumuz açısından önemli bir ihtiyaç haline gelirken, bu sistemlerin doğru projelendirilmesi ve uygulanması da en az cihaz seçimi kadar önemli.” dedi.

SÜREKLİ ISLAK KALAN ZEMİNLERE DİKKAT

Antalya Körfez Gazetesi muhabiri Ertuğrul Gün'ün haberine göre, bina cephelerinden kaldırımlara bırakılan klima drenaj sularının yaya güvenliği ve yapı sağlığı açısından risk oluşturduğunu kaydeden Kılıç, gelişigüzel yerleştirilen dış ünitelerin de görüntü kirliliği, gürültü ve sıcak hava sorunlarına neden olduğunu belirtti. Klimaların çalışması sırasında havadaki nemin yoğuşmasıyla ortaya çıkan suyun uygun şekilde uzaklaştırılması gerektiğini belirten Kılıç, kentte çok sayıda cihazın drenaj suyunun doğrudan kaldırımlara, bina girişlerine, balkonlara veya komşu alanlara yönlendirildiğini ifade etti. Kılıç, “Klima cihazlarının çalışması sırasında havadaki nemin yoğuşması sonucu oluşan suyun uygun şekilde uzaklaştırılması çok önemli bir noktadır. Ancak kentimizde maalesef çok sayıda klima drenajının doğrudan kaldırıma, bina girişlerine, balkonlara veya komşu alanlara verildiği görülüyor.” diye konuştu.

KAYMA VE DÜŞME RİSKİNİ BERABERİNDE GETİRİYOR

Drenaj suyunun sürekli aynı noktaya akıtılmasının zamanla bina cephelerinde nemlenme, kirlenme ve yosunlaşmaya yol açabileceğini belirten Kılıç, kaldırımda biriken suyun da özellikle yoğun yaya trafiğinin bulunduğu bölgelerde kayma ve düşme riskini artırabileceğini söyledi. Kılıç, klima drenajlarının rastgele dışarı bırakılması yerine binanın mevcut altyapısı ve teknik gereklilikleri dikkate alınarak uygun şekilde çözümlenmesi gerektiğini vurguladı.

DIŞ ÜNİTELERİN YERİ DE ÖNEMLİ

Antalya’da karşılaşılan sorunların yalnızca drenaj suyuyla sınırlı olmadığını belirten Kılıç, özellikle eski binalarda sonradan monte edilen klima dış ünitelerinin bina cephelerinde düzensiz bir görüntü oluşturduğunu kaydetti. Her bağımsız bölümün kendi çözümünü üretmesinin çok sayıda dış ünitenin gelişigüzel yerleştirilmesine neden olduğunu ifade eden Kılıç, montaj sırasında teknik kriterlerin göz önünde bulundurulması gerektiğini dile getirdi. Dış ünitelerin yer seçiminde hava sirkülasyonu, sıcak hava çıkışı, gürültü, titreşim, bakım ve servis erişimi gibi unsurların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kılıç, yanlış konumlandırmanın cihazların çalışma verimini de etkileyebileceğine dikkati çekti.

“CİDDİ BİR KONFOR PROBLEMİNE DÖNÜŞEBİLİYOR”

Kılıç, “Yanlış yerleştirilen dış ünitelerin birbirlerinin sıcak hava atışını etkilemesi, cihazların verimini düşürerek enerji tüketimini artırabiliyor. Pencere veya balkonlara yönlendirilen sıcak hava ise çevrede yaşayanlar açısından ciddi bir konfor problemine dönüşebiliyor.” dedi. İklimlendirme sistemlerinin yalnızca cihazın satın alınması ve duvara monte edilmesinden ibaret olmadığını vurgulayan Kılıç, drenaj hattının doğru oluşturulması, dış ünitenin uygun konuma yerleştirilmesi, titreşim ve gürültünün kontrol edilmesi ve düzenli bakım yapılmasının önem taşıdığını söyledi.

'MEVZUATTA DAHA AÇIK TARİF EDİLMELİ'

Klima dış üniteleri ve drenaj uygulamalarına ilişkin mevzuatın ve yerel uygulama esaslarının daha açık hale getirilmesi gerektiğini belirten Kılıç, sorumluluğun yalnızca vatandaşlara uyarıda bulunmakla sınırlı kalmaması gerektiğini ifade etti. Kılıç, “Burada yalnızca vatandaşımıza ‘bunu böyle yapmayın’ demek yeterli değil. Konunun mevzuat tarafının da daha açık hale getirilmesi gerekiyor. Klima dış ünitelerinin bina cephelerindeki konumu, drenaj sularının nereye ve nasıl tahliye edileceği, özellikle yeni yapılarda bu sistemlerin projelerde nasıl gösterileceği daha net tarif edilmeli” diye konuştu.

“DAHA BÜTÜNCÜL ELE ALINMALI”

Yerel yönetimlerin ruhsat ve uygulama süreçlerinde bu konuları değerlendirebileceği açık kurallar oluşturulmasının önemine işaret eden Kılıç, mevcut düzenlemelerde yapıların suyun uzaklaştırılması, mekanik tesisatın tasarımı ve iklimlendirme sistemlerinin bakımına ilişkin hükümler bulunduğunu hatırlattı. Ancak özellikle mevcut binalardaki dış ünite ve drenaj uygulamalarının kent ölçeğinde daha bütüncül ele alınması gerektiğini kaydetti.

“ÇÖZÜM YENİ BİNALARIN PROJESİNDE BAŞLAMALI”

Sorunun kalıcı şekilde çözülmesi için klima sistemlerinin bina tasarımının son aşamasında düşünülmemesi gerektiğini belirten Kılıç, yeni yapılarda dış üniteler için uygun alanların mimari ve mekanik projelendirme aşamasında belirlenmesini önerdi. Kılıç, “Yeni yapılarda dış üniteler için uygun ve estetik alanların mimari ve mekanik projelendirme aşamasında belirlenmesi, drenaj altyapısının önceden hazırlanması ve bakım için gerekli erişim alanlarının bırakılması gerekiyor. Böylece binanın tamamlanmasının ardından cephelere gelişigüzel dış ünite monte edilmesinin ve drenaj borularının rastgele yönlendirilmesinin önüne geçilebilir.” dedi. Antalya gibi yılın büyük bölümünde klima kullanılan kentlerde sorunun tek tek binaların sınırlarını aştığını belirten Kılıç, binlerce binadaki on binlerce cihazın oluşturduğu küçük sorunların bir araya gelerek kent genelinde çevre ve yaşam kalitesi sorununa dönüşebileceğini söyledi.

KURT: İNSANLAR KLİMA SUYUNDAN KAÇMAK ZORUNDA KALMAMALI

Antalya Kent Konseyi Başkanı Semanur Kurt da klima drenaj sularının kontrolsüz şekilde kaldırımlara bırakılmasına tepki göstererek, sorunun teknolojik imkanlarla çözülebileceğini söyledi. Günümüzde gelişmiş teknolojilerle karmaşık problemlerin çözülebildiğini, sürücüsüz araçların geliştirildiğini ve evlerin akıllı sistemlerle yönetilebildiğini hatırlatan Kurt, buna rağmen insanların üzerine klima suyu damlamasının ve kaldırımların sürekli ıslak kalmasının kabul edilemeyeceğini ifade etti. Kurt, “Teknolojinin bu kadar geliştiği bir çağda insanların hala klima suyundan kaçmak zorunda kalması kabul edilebilir değildir. Binalara takılan klimaların yoğuşma suları çoğu zaman doğrudan kaldırımlara, bina girişlerine ve insanların geçtiği alanlara bırakılıyor. Bazen vatandaşların üzerine, bazen araçlarına, bazen de iş yerlerinin önüne akıyor.” dedi.

Antalya’nın Caddelerinde Çağ Dışı Göründü Klima Suları Vatandaşların Üzerine Akıyor (1)

“KİR VE BİYOLOJİK OLUŞUMLARA UYGUN HALE GELEBİLİR”

Sorunun yalnızca suyun varlığıyla değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Kurt, kontrolsüz tahliyenin ortak kullanım alanlarında çeşitli riskler ve rahatsızlıklar oluşturduğunu kaydetti. Kurt, “Biraz su, ne olacak dememek gerekir. Sorun yalnızca suyun kendisi değil; kontrolsüz biçimde çevreye bırakılmasıdır. Sürekli ıslak kalan zeminler kayganlaşabilir, kir ve biyolojik oluşumlara uygun hale gelebilir ve ortak kullanım alanlarında ciddi rahatsızlık yaratabilir. Klima sistemlerinin bakımının ihmal edilmesi de hijyen sorunlarını artırabilir.” diye konuştu.

'KLİMA MONTAJINDA SUYUN NEREYE GİDECEĞİ DE SORULMALI'

Klima yoğuşma sularının uygun drenaj sistemlerine bağlanarak güvenli şekilde uzaklaştırılabileceğini vurgulayan Kurt, çözüm için gerekli teknik imkanların bulunduğunu belirtti. Klima montajında yalnızca cihazın nereye yerleştirileceğinin değil, ortaya çıkan suyun nasıl tahliye edileceğinin de planlanması gerektiğini ifade etti. Kurt, “Klima sistemlerinin bakımının ihmal edilmesi de hijyen sorunlarını artırabilir. Üstelik bunun önüne geçmek için teknoloji fazlasıyla yeterli. Klima yoğuşma suları uygun drenaj sistemlerine bağlanabilir ve güvenli şekilde uzaklaştırılabilir. O halde soru basit: Teknoloji bu kadar ilerlemişken insanlar neden hala klima sularından kaçmak zorunda?” ifadelerini kullandı.

“GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE ATMAMALIDIR”

Klimaların bir kişinin konforunu artırırken başkalarının yaşam alanlarını olumsuz etkilememesi gerektiğini dile getiren Kurt, açıklamasını şöyle tamamladı: “Bir klima insanın konforunu artırmalıdır; başka insanların yaşam alanlarını kirletmemeli ve güvenliğini tehlikeye atmamalıdır. Artık klima montajında sadece ‘Nereye takılacak?’ değil, ‘Suyu nereye gidecek?’ sorusu da sorulmalıdır.”

Kaynak: ANTALYA KÖRFEZ GAZETESİ-ERTUĞRUL GÜN