İbradı yöre mimarisine özgü düğmeli evleri ve tarihi konakları, serin sularıyla Manavgat Çayı’nı besleyen Üzümdere’si, 1156 hektarlık yüzölçümüyle koruma altına alınan Altınbeşik Mağarası Milli Parkı, yaban hayatı geliştirme sahaları, kentsel ve arkeolojik sit alanlarıyla Türkiye’nin en güzel ilçelerinden biridir. Yaban hayatı açısından çok önemli olan İbradı Ormanları,  Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF ) zengin biyolojik çeşitliliğe sahip, acil olarak korunması gereken “Avrupa’nın 100 Orman Sıcak Noktası” içinde yer alıyor. Osmanlı dönemindeki ünlü paşaları, Cumhuriyet Türkiyesi’ne verdiği ünlü devlet adamları ve aydınlarıyla da tanınan İbradı ismini nereden aldı? Sorunun cevabını sizler için araştırdık…

İBRADI ADINI NEREDEN ALDI?

İbradı, 1530 yılına ait Osmanlı kayıtlarında “İbradi” / “İvradi”; 1910, 1914 yıllarına ait kayıtlarda “İbradı” olarak geçiyor. Peki İbradı bu adı nereden almış olabilir? İbradı’nın adını nereden aldığıyla ilgili üzerinde anlaşılan bir önerme yerine birbirinden farklı varsayımlar bulunuyor. 

VARSAYIM 1: “İBRAD”DAN

Antalya Valiliği, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve İbradı Kaymakamlığı’nın tarihçelerinde  ilçenin adını “ soğuk yer” anlamına gelen Arapça ''ibrad'' sözcüğünden aldığı varsayılmakta. 

VARSAYIM 2: “IRADI”DAN

İbradı Kaymakamlığı’nın resmi internet sitesindeki ikinci varsayıma göre, ilçenin adı Selçuklular zamanında Orta Asya’dan Konya’ya gelen Türklerden yaklaşık 250 kişilik bir grubun buraya yerleşmesi ile ilişkili. Yerleşme tamamlandıktan sonra bir heyet Konya’ya giderek hükümdarı yerleşkeye davet eder. Kendisi gelemeyen hükümdar bir saray adamını gönderir. Yetkili, yolculuk esnasında “yolumuz ne zaman bitecek, yol çok ıradı” der. Böylece yerleşim yerinin adı “Iradı” olarak kalır. Daha sonra bu sözcük “İbradı” şeklini alır.

VARSAYIM 3: “İBRA”DAN

İbradı Belediyesi’nin ilçe tarihçesinde Bilge Umar kaynaklı olduğu sanılan daha farklı bir varsayıma yer verilir; “İbradı isminin, Luwi dilinde ‘bol su, gür su’ anlamına geldiği iddia edilmektedir.” denir.  Bilge Umar, Tarihsel Adlar adlı sözlüğünde “İbra” sözcüğünün Luwi/Pelasgos dilinde "bol su, gür su" anlamına gelen Abra/Ebra/lbra'nın çeşitlemelerinden biri olduğunu, Luwi kökenli “ibra-wana”nın "gür su-bol su ülkesi” anlamına geldiğini; İbradı’nın adını buradan almış olabileceğini belirtir.

VARSAYIM 4: “BRADÝ” VEYA “BRADÝS”

Yeradları sözlüğüyle ünlü bir başka araştırmacı yazar  Sevan Nişanyan, Bilge Umar’ın katılmaz. Osmanlı belgelerinde görülen “İvradi” biçimi karşısında bu tür varsayımların dayanaksız kaldığını belirterek, özgün adın Yunanca “bradý” ("akşam") veya “bradýs” ("geç, yavaş") sözcükleriyle ilgili olabileceğini söyler. 

KÜLTÜR VE DOĞA HAZİNESİ: İBRADI

İbradı ve ilçeye bağlı Ormana, çok sayıda kültürel varlık ve gezilip görülecek yere sahip. Erymna Antik Kenti, İbradı Konakları, İbradı Mezarlığı, Anıtsal Arapastık Kestanesi, Kargı Hanı, Tolga Han, Altınbeşik Mağarası, Üzümdere Alabalık Vadisi, İbradı ile Ormana ve Ürünlü Mahallelerine özgü düğmeli evler ve tarihi konaklar bunlardan bazıları.  

İBRADI'NIN ORMANLARI ZENGİN BİYOLOLOJİK ÇEŞİTLİĞİYLE ÖNE ÇIKIYOR

Yaban hayatı açısından çok önemli olan İbradı Ormanları,  Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF ) zengin biyolojik çeşitliliğe sahip, acil olarak korunması gereken “Avrupa’nın 100 Orman Sıcak Noktası” içinde yer almakta. İbradı Ormanları, Türkiye’nin bu özelliğe sahip 9 orman alanından biri. 

ALTINBEŞİK MAĞARASI

65 km uzaklıktaki Beyşehir Gölü’ne uzanan Altınbeşik Mağarası, üç kattan oluşur; keşif edilebilmiş kısmının uzunluğu 5500 metredir. Mağaraya 200 metre uzunluğundaki bir yeraltı gölü üzerinden botla girilmektedir ve halka açıktır. Bu bölümün sonunda yer alan 44 metrelik muhteşem traverten oluşumları görülmeye değerdir. Bu oluşumun üzerinden ancak özel ekipmanlar ile profesyonellerce mağaranın devamı olan ikinci katına çıkılır, bu bölümde 130 metre uzunluğunda ince uzun sığ bir göl ve devamında küçük gölcükler bulunmaktadır. Kısmen fosilleşmiş ikinci katta 2011 yılından itibaren Anadolu Speleoloji Grubu Derneği ve Çek Geo Speleos’un incelemeleri devam etmektedir. Mağaranın içinde 20 tane gölcük bulunmaktadır ve faal oluşumun devam etmekte olduğu ilk iki katın aksine en üst seviyedeki katta büyük kaya blokları dikkati çekmektedir. 

İBRADI MİLLİ PARK

Mağaranın yanı sıra içinde yer aldığı milli parkın fauna ve florası oldukça zengindir. Yaban hayatına dâhil tilki, kurt, domuz ve yaban keçisi türlerinin dışında 69’u ülkemize özgü endemik taksonlar olmak üzere toplam 85 aileye mensup 337 cinse ait 605 çeşit bitki bulunmaktadır. Bu doğal güzellikleri görmek için Milli Park’ta eko turizme yönelik olarak eski patika yolları canlandırılmış ve doğa yürüyüşleri rotaları mevcuttur.

ARAPASTI KESTANESİ

Koruma altındaki Arapastı Kestanesi, adını Zeynep adlı siyahi bir cariyeden alan anıtsal bir ağaç. Zeynep, İbradılı Tahtasakal Mustafa Efendi’nin konağını ateşe verir ve taşlığa çıkar. Oradan baktığında yangının beklenmedik bir boyuta ulaştığını görür. Yangın kontrol altına alınamamış, İbradı’da 130’dan fazla ev ve konak yanmıştır. Yangın sonrasında Zeynep bu ağacın bir dalına asılır. Zeynep’in idamını içeren,  bu tür olayların bir daha vuku bulmaması için iktiza eden bir tembihname kaleme alınarak bütün kazalarla vilayetlere dağıtılır; söz konusu tembihnamenin (1840 – 1864 yılları arasında çıkan) Ceride-i Havadis'de adlı gazetede neşredilmesi kararlaştırılır. İdamının ardından Zeynep’in cansız bedeninin üç gün bu ağaçta teşhir edildiği anlatılır. Bu olaydan sonra halk arasında ağaç, “Arapastı Kestanesi” olarak anılmaya başlar.

İBRADI MEZARLIĞI

 İbradı Mezarlığı’nın tarihinin ne kadar eskiye gittiği bilinmemekle birlikte, İbradı’nın kuruluşuyla aynı tarihe rastlaması muhtemeldir. Şu an 1700’lü yıllardan kalan Osmanlı Mezar Taşları mevcut. Osmanlıca kitabesi olan 116 mezar taşı var. Bu taşlar daha çok kadı, şeyh, vezir, paşa, müderris ve vali gibi Osmanlı ulemasına ait. Yeniçerilerin isyanı sonucunda vezir rütbesinde olan Anadolu Umum Valisi Kadı Abdurrahman Paşa ve iki oğlu 1809 yılında İbradı’da idam edildikten sonra bu mezarlığa defnedilmişler.  Şakayık (Ayı Gülü) çiçeğinin bol miktarda yetiştiği mezarlıkta bazıları anıt ağaç niteliğinde 227 adet meyve veren kestane ağacı bulunmakta.  

Mersin'de 'Mabel Matiz ve Manuş Baba' ortalığı yıktı geçti Mersin'de 'Mabel Matiz ve Manuş Baba' ortalığı yıktı geçti

ALİ ZELÎLÎ TÜRBESİ

Ali Zelîlî 16. yüzyılın sonları ile 17. yüzyılın ortalarına kadar (1575-1654?) Ormana’da yaşamış bir şair. Ormana’da medfun Ali Zelîlî’nin türbesinin yapım tarihi bilinmemekle birlikte, 1915 Ormana yangınında ahşap çatılı türbenin yandığı ve 1968’de tekrar yapıldığı bilinmektedir. Türbe, yeni haliyle orijinal görünümüne kavuşmuştur. Türbenin yanında kalıntıları yer alan medresenin de yapım tarihi belli değildirMedresede Müderris Şeyh Abdurrahman Hadimi Ormanavî (19. yy’ın ilk yarısı), Hacı İsmail, Hacı Hüseyin, Ali Şahin Efendi’nin (1830’lu yıllar) ders verdiği bilinmekte.

TOL HAN

1220-1237 yılları arasında I. Alaeddin Keykubat tarafından klasik plana göre yaptırılan hanın planında mescit yoktur. Tol; halk dilinde taş kemer veya taş kemerlerle yapılmış ev, oda veya kapı anlamına gelmektedir. Tol Han da taş kemerlidir. Bu kemerlerin birçoğu, hanın çevre duvarları ve kapı kısmı hâlâ ayaktadır. Bu han, Eynif Ovası’nın ve İbradı’nın çevresinin ticaret yolları güzergâhında kaldığının en güzel kanıtıdır.

ÜZÜMDERE

Üzümdere Köyü’nün adını aldığı ırmak eskiden “Melas” adını taşımaktaydı. Bir rivayete göre, Romalı Komutan Marcus Antonuis Mısır Kraliçesi Kleopatra’ya hediye etmek için İbradı yaylalarından kestirdiği sedir ağaçlarını Melas Irmağı vasıtasıyla denize taşımayı başarmış. İçinden aktığı vadinin doğal güzelliği yanında ırmak aynı zamanda bir alabalık cenneti. Üzümdere vadisi Türkiye’de ender rastlanan balıkçı baykuşunun doğal yaşam alanı olmasıyla da ünlü. Irmak üzerinde alabalık üretme çiftlikleri ve balık restoranlar da bulunmakta. 

KADI KONAKLARI VE DÜĞMELİ EVLER

İbradı ve Ormana daha çok kadı konakları ve düğmeli evleriyle ünlü. Taş-ahşap birlikteliği ve bazı özel teknikler geliştirilerek yapılan bu yapılar kendi içerisinde teknik değişiklikler gösterir. Horasan sıva ve bağdadi yöntemi bu teknik özelliklerden bazılardır. Birer ihtişam abidesi olan ve “kadı konakları” olarak adlandırılan bu konaklar zamanla 40 odaya kadar büyümüş. Düğmeli evler ise daha mütevazı. Bir mimari yapı örneği de bağ evleri. Düğmeli evlere göre daha küçük olan bu evler de yörenin mimari yapısına uygun olarak yapılmış. İbradı, Ormana ve Ürünlü’deki bu yapıların birçoğu tescilli. İbradı merkezde tescilli düğmeli ev 29, konak 16, bağ evi 3, cami 2, çeşme 2, hamam 1, su kemeri ve su yolu 1, kıraathane 1, demirci dükkanı 1, belediye binası 1, lojman 1, köprü 1, mezarlık 1 olmak üzere 60 tescilli yapı mevcuttur. Ormana’da 49 yapı, Ürünlü’de 29 düğmeli ev tescilli.  


 

Muhabir: MUSTAFA KOÇ