Tarım yazarı Ergin Kahveci’nin paylaştığı verilere göre Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi’nin (EFSA) 2024 Pestisit Kalıntıları Raporu, AB ve EFTA ülkelerinde gıda güvenliği açısından genel tablonun yüksek uyum seviyesinde olduğunu ortaya koyarken, Türkiye menşeli ürünlerdeki uyumsuzluk oranına dikkat çekti. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi tarafından 5 Mayıs 2026’da yayımlanan raporda, AB + Norveç + İzlanda kapsamında toplam 135.724 gıda örneği analiz edildi.
AB’DE YÜKSEK UYUM ORANI
Rapora göre AB Koordineli Program kapsamında incelenen 9.842 örneğin: %98,8’i yasal maksimum kalıntı limitlerine (MRL) uygun çıktı. %43,1’inde hiç ölçülebilir pestisit kalıntısı bulunmadı. Sadece %1,2’si uyumsuz olarak kaydedildi
Ulusal Kontrol Programları (MANCP) kapsamında değerlendirilen 86.449 örnekte ise:
-
%98,2 uyum oranı
-
%58,4 kalıntısız ürün
-
%1,8 uyumsuzluk oranı tespit edildi
-
İthalat kapsamında (AB dışı ürünler) incelenen 39.433 örneğin %94,5’i uygun bulunurken, %3,6’sı uyumsuz çıktı ve bu ürünlerin AB’ye girişine izin verilmedi.
TÜRKİYE MENŞELİ ÜRÜNLERDE ORAN YÜZDE 14,8
Ergin Kahveci’nin paylaştığı analizde, AB dışı ülkelerden gelen 18.184 örnek içinde Türkiye’nin de yer aldığı ifade edilirken, Türkiye menşeli ürünlerde uyumsuzluk oranının %14,8 olduğu belirtildi. Bu oran, AB içi ürünlere kıyasla 3 ila 4 kat daha yüksek bir seviyeye işaret ediyor.
Raporda Türkiye ürünlerinde öne çıkan riskli ürün grupları ise:
-
Nar
-
Limon
-
Domates
-
Özellikle bir biber örneğinde 17 farklı pestisit kalıntısının tespit edilmesi, rapordaki en yüksek çoklu kalıntı vakası olarak kayda geçti.

RİSK DÜŞÜK, KONTROL MEKANİZMALARI GÜÇLÜ
EFSA raporunun genel sonucuna göre insan sağlığı açısından riskin düşük seviyede olduğu, Avrupa’daki kontrol sistemlerinin etkili çalıştığı ve gıda güvenliğinin büyük ölçüde sağlandığı vurgulandı. Bununla birlikte rapor, gereksiz pestisit kullanımının azaltılması ve denetimlerin sürdürülmesi gerektiğini de ortaya koydu.
Ergin Kahveci ise paylaştığı değerlendirmede verilerin “panik değil, veri temelli bir yaklaşım gerektirdiğini” vurgulayarak, üretimden tüketime kadar sürecin bütüncül şekilde ele alınması gerektiğine dikkat çekti.






