Yazının başlığı, tutuklu bulunduğu cezaevinde bir yılını dolduran Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde kullandığı slogandan geliyor. Böcek, bu sloganla Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevine ikinci kez seçilebilmek için kent halkından oy istiyordu. Seçim şarkısında da kullanılan bu sözler, iddialı olmayı seven Böcek'in kararlılığını ortaya koyuyordu.
"MAZBATA AVM'DE SATILMIYOR"
Muhittin Böcek, 1 Nisan 2024 tarihinde Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevine ikinci kez başladı. Büyükşehir seçimlerini üst üste iki kez kazanan ilk ve tek belediye başkanı olduğunu her fırsatta vurgulayan Böcek, kamuoyuna yansıyan konuşmalarında, "Mazbata AVM'de satılmıyor." diyecek kadar bu başarının altını çiziyordu.

"BEN ADAY ADAYI DEĞİL, ADAY OLURUM"
Seçimlerden hemen önce, adaylığı konusunda belirsizlik sürerken, "Ben aday adayı değil, aday olurum." diyerek kamuoyuna mesaj vermişti. Aslında bu sözler onun ilk kez kullandığı bir ifade değildi. Daha önce Konyaaltı Belediye Başkanlığı için de seçim öncesinde benzer sözleri dile getirmişti. Bugünden geriye dönüp bakıldığında, bu sözler farklı bir anlam da kazanıyor.
OPERASYONLAR ANTALYA'YA SIÇRADI
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevine ikinci kez seçilen Böcek için yeni dönem, seçim sloganında olduğu gibi azimle ve gururla geçecek bir beş yıl olmadı. Önce İstanbul'da başlayan belediye operasyonları, ardından Antalya'ya uzandı. Takvimler 5 Temmuz 2025'i gösterdiğinde, Antalya Büyükşehir Belediyesi de soruşturmaların merkezine girdi.
GELMEKTE OLANIN HABERCİSİ
Aslında bu operasyondan kısa bir süre önce, Muhittin Böcek'in ev sahipliğinde düzenlenen Yörük-Türkmen Festivali'nin konukları olan bazı belediye başkanları, etkinlik dönüşünde tutuklanmıştı. Yörük-Türkmen Belediyeleri oluşumunun paydaşları arasında yer alan belediye başkanlarının gözaltına alınması, gelmekte olan sürecin habercisi olarak değerlendirildi. Bir süre sonra soruşturmalar Antalya'ya da uzandı.
Muhittin Böcek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturmadan ayrılan Antalya dosyası kapsamında gözaltına alındı. Ardından İçişleri Bakanlığı tarafından görevinden uzaklaştırıldı.
BİR YILDA 40 MEKTUP YAZDI
Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik operasyonun üzerinden tam bir yıl geçti. Görevden uzaklaştırılan Muhittin Böcek, ilki 6 Temmuz 2025 tarihinde olmak üzere, bir yıl içinde cezaevinden yaklaşık 40 mektup yazdı ve kamuoyuyla paylaştı.
İLK MEKTUP: "SİZİ ÜZECEK BİR ŞEY YAPMADIM"
İlk mektubunda Antalyalılara seslenen Muhittin Böcek, iftiraya uğradığını öne sürerek şu ifadeleri kullandı:
"Sevgili Antalyalılar, siyasi hayatım boyunca sizi üzecek, başınızı öne eğdirecek hiçbir olayın içinde olmadım. İtirafçı ve iftiracıların sözünün geçtiği bugünler de geçecek. İlahi adalet er ya da geç tecelli edecek. Sizleri çok seviyorum..."

NAR BAHÇESİ DE SAHİL DE MEKTUPLARA GİRDİ
Bir taraftan Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik soruşturma ve operasyonlar sürerken, diğer taraftan tutuklu Muhittin Böcek'in cezaevinden yazdığı mektuplar da devam ediyordu.
Bu mektuplarda bazen sağlık sorunları ve kullandığı ilaçlardan söz ediliyor, bazen masumiyetine ve adalete olan inancı vurgulanıyor, kimi zaman da dışarıdaki bazı isimlere mesajlar iletiliyordu. Sadece muhataplarının anlayabileceği düşünülen bu mesajlarda Muhittin Böcek, Döşemealtı'ndaki nar bahçesi ile Konyaaltı Sahili üzerinden bazı göndermelerde bulunuyordu.

ŞÜPHELİ İLE SAVCI AYNI MASADA BULUŞTU
Bu süreçte Antalya Büyükşehir Belediyesinde Muhittin Böcek'in oğlu Gökhan Böcek, gelini ve yakın çalışma arkadaşlarından birçok isim tutuklandı. Belediyeye yönelik her operasyon, yeni gözaltıları ve tutuklamaları da beraberinde getirdi.
Savcılık iddianamesini hazırladı ve duruşmalar başladı. İlk duruşmanın yapılacağı 16 Mart 2026 tarihinden günler önce, 11 Mart 2026'da düzenlenen iftar programı ülke gündemine oturdu ve Antalya'daki yargılama süreci açısından önemli bir kırılma noktası oldu.
SAVCIDAN BÖCEK'E ÖZGÜRLÜK DUASI
Antalya Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği iftar programına, belediyeye yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamenin savcısı olan Antalya Cumhuriyet Başsavcı Vekili Mehmet Akif Katırcı da katılmıştı.
İddianamede şüpheli sıfatıyla yer alan Genel Sekreter Cansel Tuncer Çevikol'un yanında oturduğu görülen Başsavcı Vekili Katırcı'nın, iftarın ardından tutuklu Muhittin Böcek'in özgürlüğüne kavuşması için yapılan duaya da eşlik etmesi kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
Kamuoyuna yansıyan görüntülerin ardından Antalya Adliyesinde kapsamlı görev değişiklikleri yapıldı. Bu olaydan yaklaşık iki ay sonra ise Genel Sekreter Cansel Tuncer Çevikol da belediye şirketi ANSET'e yönelik operasyon kapsamında tutuklandı.

"BİR KURUŞ PARA VERDİYSEM ŞEREFSİZİM"
Aynı günlerde, Muhittin Böcek'in etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanacağı yönündeki iddialar da siyaset gündeminde daha fazla konuşulmaya başladı. Adalet Bakanı Akın Gürlek ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel arasında yaşanan tapu polemiğine de konu olan bu iddialar, uzun süre kamuoyunda tartışıldı.
Muhittin Böcek ise 2 Nisan 2026 tarihinde cezaevinden kaleme aldığı mektubunda şu ifadeleri kullandı:
"Adaylık için kimseye bir kuruş para verdiysem şerefsizim."
Bu sözleriyle etkin pişmanlıktan yararlanacağı yönündeki iddiaları reddeden Böcek, "Benim hayatım boyunca gizli kapaklı işim olmadı." diyerek hakkındaki suçlamalara karşı çıktı.

"BU KADAR FIRILDAK OLMAYA GEREK YOK"
Böcek, 20 Mart 2026 tarihinde yazdığı bir başka mektubunda ise merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun sözlerine yer vererek kamuoyuna şu mesajı verdi:
"Bir saniyesine bile hâkim olamadığımız, hükmedemediğimiz bir hayat için, bir dünya için bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur. Düz yaşayacağız, düz duracağız, düz yürüyeceğiz, dik duracağız. Allah'ın izniyle hep böyle gittim, bundan sonra da böyle gideceğim. Bir insanın gücü sadece bulunduğu yerde değil, geride bıraktığı izlerde saklıdır..."

BÖCEK'TEN ADAYLIK İÇİN PARA VERDİĞİ İDDİALARI
Muhittin Böcek'in cezaevinden yazdığı mektuplar, Antalya soruşturması ve yargılama süreciyle paralel ilerleyen; içeriği ve hedefi, dışarıdaki gelişmelere göre şekillenen bir seyir izliyordu.
Sosyal medyada paylaşılan ve basında haberleştirilen bu mektuplar, tutuklu bir belediye başkanının siyaset dilini ve kamuoyuna vermek istediği mesajları da yansıtıyordu.
Ancak bu mektupların ardından kısa bir süre sonra Muhittin Böcek'in etkin pişmanlık kapsamında ifade verdiği ortaya çıktı.
Kamuoyuna yansıyan ifadelerde, yeniden aday olabilmek amacıyla Manisa ve Ankara'da CHP Genel Merkezinde bazı ödemeler yapıldığı yönündeki iddialar, bizzat Muhittin Böcek tarafından dile getirildi.

SON İFADESİNDE İMAMOĞLU'NU ELEŞTİRDİ
Muhittin Böcek'in etkin pişmanlık kapsamındaki son ifadesi ise geçtiğimiz hafta kamuoyuna yansıdı. Böcek, 27 Haziran 2026 tarihli ifadesinde, adaylık sözü karşılığında Ekrem İmamoğlu'na 5 milyon Euro verdiğini iddia etti.
Böcek, adaylık için toplam 15 milyon Euro vermeyi taahhüt ettiğini, ancak İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından kalan tutarın ödenmediğini de öne sürdü. Aynı ifadesinde ilk kez, oluşan sisteme yönelik eleştiriler de dile getirdi.
İmamoğlu'nun cumhurbaşkanlığı hedefi doğrultusunda hareket etmesinin çeşitli sorunlara yol açtığını savunan Böcek, tüm kararların tek merkezden yönetilmesi anlayışını da eleştirdi.

KİŞİSEL İKBAL HIRSI KAMU HİZMETİNİN ÖNÜNE GEÇTİ
Muhittin Böcek'in Ekrem İmamoğlu'na yönelik eleştirileri arasında dikkat çeken bir diğer başlık da, "kontrolsüz ve öngörüsüz şekilde yürütülen süreç" iddiasıydı.
Böcek, etkin pişmanlık ifadesinde bu sürecin başta Antalya olmak üzere birçok CHP'li belediyeyi olumsuz etkilediğini savundu. Siyasi huzursuzlukların arttığını ve kamu hizmetlerinin geri planda kaldığını öne süren Böcek, yaşananların belediyelerin işleyişine de olumsuz yansıdığını iddia etti.

BÖCEK İLK KEZ AKSAKLIKLARA DİKKAT ÇEKTİ
Böcek'in dile getirdiği bu değerlendirmeler, aslında uzun süredir Antalya kamuoyunda tartışılan birçok başlıkla da örtüşüyor.
Kentte ulaşım ve trafik sorunlarından çevre kirliliğine, sivrisinek şikâyetlerinden belediye hizmetlerine kadar birçok konuda yaşanan aksaklıklar, belediye meclisi toplantılarında da sık sık gündeme geldi.
Kadrolaşma, nepotizm ve belirli gruplar arasında oluştuğu öne sürülen yapılanmaların, kamu hizmetlerinin önüne geçtiği yönündeki eleştiriler de uzun süredir dile getiriliyor.
Daha adaylık sürecinde yanlış iliklenen düğmenin etkisiyle devam ettiği öne sürülen bu tabloya ilişkin değerlendirmelerin, bugün halen tutuklu bulunan Muhittin Böcek tarafından da dile getirilmiş olması dikkat çekici bulundu.
Böcek'in son ifadesinde yer alan, kamu hizmetlerinin bu sistem nedeniyle aksadığı yönündeki değerlendirmeler, adaylık için para verildiği iddiaları kadar önemli tartışma başlıklarından biri hâline geldi.

SİSTEMİN FELÇ EDİLMESİNİN SONUÇLARI
Konunun bu yönü, kamu yönetiminin kişisel siyasi hedefler uğruna nasıl işleyemez hâle gelebildiğine ilişkin önemli bir değerlendirme niteliği taşıyor.
Kamu personelinin, kamusal hizmetlerin sürekliliğini sağlamak yerine kişi ve grupların çıkarlarına hizmet eden bir yapının parçası hâline geldiği yönündeki eleştiriler de bu tartışmaların merkezinde yer alıyor.
Bu nedenle belediye meclislerinin gündeminde imar planı değişiklikleri çoğu zaman ilk sıralarda yer buluyor.
Bu nedenle kentte 15 dakikada gidilebilecek bir yol iki saate çıkıyor.
Bu nedenle yaz ortasında deniz kirliliği sahillere vuruyor.
Bu nedenle kent merkezinde onlarca vatoz balığı ölü bulunuyor.
Bu nedenle Nekropol Müzesi'nde her gün kuşlar ölüyor.
Bu nedenle gündeme getirilen projelerde kentin önceliklerinden çok kişisel halkla ilişkiler çalışmaları öne çıkıyor.
Bu nedenle kamuoyuna çoğu zaman var olan değil, olması arzu edilen kent tablosu sunuluyor.
MEKTUPLAR, İTİRAFLAR VE DEĞİŞEN ALGILAR
5 Temmuz, Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik ilk operasyonun yıl dönümü.
Muhittin Böcek'in gözaltına alınıp tutuklanmasının üzerinden tam bir yıl geçti.
Bu bir yıllık süreçte cezaevinden yaklaşık 40 mektup kamuoyuyla paylaşıldı.
31 Mart 2024 yerel seçimleri öncesinde kullanılan "Azimle gururla beş yıl daha" sloganı, Böcek'i ikinci kez başkanlık koltuğuna taşıdı. Ancak devamında yaşanan gelişmeler, beş yıl dolmadan görevinden uzaklaştırılmasıyla sonuçlandı.
Yeniden aday olabilmek için ortaya koyduğu çaba, kendi ifadesinde de yer verdiği anlatımlarla değerlendirildiğinde azimli bir profil ortaya koyuyor. Ancak sloganın "gurur" ve "beş yıl daha" bölümü açısından aynı değerlendirmeyi yapmak bugün için kolay görünmüyor.
Önümüzdeki günlerde Antalya dosyasında yeni duruşma yapılacak.
Muhittin Böcek'in son etkin pişmanlık ifadelerinin ardından, sıradan vatandaşların kendisine yönelik yaklaşımında da belirgin bir değişim yaşandığı gözleniyor.

BÖCEK SEVERLERDEN AĞIR ELEŞTİRİLER
Seçim kampanyası döneminde sosyal medyada oluşturulan "Muhittin Böcek Severler" adlı hesap, yaklaşık bir yıldır her gün "Herkesin Başkanı ... gündür tutuklu" paylaşımı yapıyor.
Geçmişte bu paylaşımların altında Muhittin Böcek'e destek veren yorumlar öne çıkarken, son dönemde yerlerini giderek daha sert eleştirilere bıraktıkları görülüyor.

AZİMLE AMA EURO'YLA BEŞ YIL DAHA
Muhittin Böcek'in etkin pişmanlık ifadelerinde dile getirdiği adaylık için para verdiği iddiaları, "Azimle gururla beş yıl daha" sloganıyla çıkılan yolun bir yerinde yaşananların kamuoyunda "Azimle ama Euro'yla beş yıl daha" şeklinde hatırlanmasına neden oldu.
Elbette bunlar, tamamen Muhittin Böcek'in etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadelerde yer alan iddialardan ibaret.
Bu ifadelerin baskı altında alındığını savunanlar da var, anlatılanların doğru olduğunu düşünenler de...
Ancak olayın doğrudan taraflarından biri olan Muhittin Böcek tarafından dile getirilen bu iddiaların hukuki karşılığı, devam eden yargılama sonunda ortaya çıkacak.
Bununla birlikte, benzer davalarda yargı kararları ne olursa olsun, toplumun hafızasında çoğu zaman ayrıntılardan çok sloganlar kalıyor.
Asıl önemli olan ise bundan sonraki süreçte yerel siyasetin dolar ve Euro ile ilişkilendirilen iddialarla değil; kentlerin sorunlarına, kamu hizmetlerine ve belediyeciliğe ilişkin projelerle anılmasıdır.
Toplum yoruldu, siyaset gerildi, kentler zarar gördü. Kent halkı hak ettiği hizmeti almakta zorlandı.
Tüm bu yaşananların siyaset kurumu açısından bir ders olup olmayacağını ise zaman gösterecek.




