Antalya’da Yavuz Özcan Parkı’nda toplanan CHP’liler ile emekli vatandaşlar buradan TÜİK Antalya İl Müdürlüğüne yürüdü. Yürüyüşün ardından basın açıklaması gerçekleştiren CHP İl Başkanı Nail Kamacı, TÜİK’in ortaya koyduğu rakamların gerçeği yansıtmadığına dikkat çekti. Emekli maaş zamlarının bugün netleştiğini anlatan Kamacı, gerçek rakamların, pazarda, kira ödemesinde, fatura ödemesinde ve markette yaşandığını söyledi.
“BU ÜLKEDE ARTIK KİMSE RAKAMLA YAŞAMIYOR”
Cumhuriyet Halk Partisi Antalya İl Başkanlığı tarafından organize edilen emekli yürüyüşü bugün gerçekleştirildi. CHP İlçe Başkanları ile çok sayıda partilinin destek verdiği yürüyüşe çok sayıda sendika temsilcisi ile emekli vatandaş katıldı. Yavuz Özcan Parkı’ndan TÜİK İl Müdürlüğü’ne yürüyen CHP’liler burada basın açıklaması gerçekleştirdi. Antalya’da 400 binin üzerinde emekli vatandaşın yaşadığına dikkat çeken CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, “Bu ülkede artık kimse rakamlarla yaşamıyor. Bu ülkenin emekçisi her geçen yıl biraz daha yoksullaşıyor. Emeklisi her geçen yıl biraz daha yalnızlaşıyor" dedi.
ÜRETİMDE KRİZ YOK, PAYLAŞIMDA VAR
Kamacı konuşmasının devamında, "Bugün Türkiye’de servetin ve gelirin nasıl paylaşıldığına bakalım. Ülke gelirinin yaklaşık üçte biri, nüfusun yalnızca yüzde 10’luk bir kesiminin elinde. Daha da çarpıcısı, en üst yüzde 1’lik kesim ülke servetinin yaklaşık yüzde 40’ına sahip. Buna karşılık ülkenin en yoksul yüzde 50’si, toplam servetin yalnızca yüzde 2,8’ini paylaşabiliyor. Ülke bütçesi ise dolaysız vergilerle, çoğunlukla servet sahibi olamayan emekçi halkımızdan oluşturuluyor. Yani ülkede kriz yok diyenlere şunu söylüyoruz. Üretimde kriz yok. Paylaşımda kriz var. Vergi de adaletsizlik var” dedi.

TÜİK VERİLERİNİ ELEŞTİRDİ
Kamacı basın açıklamasında TÜİK verilerinin gerçekçi olmadığını anlattı. Kamacı, “TÜİK verileri açıklıyor. Öncesinde bir bakıyorsunuz, benzin fiyatı 2 lira düşüyor. Enflasyon sepeti özenle hazırlanıyor. Ve ocak başı zamlar. Sonra dönüp “Enflasyona ezdirmedik” diyorlar. Ama sofraya bakıyoruz, ezilmişiz. Cüzdana bakıyoruz, ezilmişiz. Geleceğe bakıyoruz, eziliyoruz. Alım gücü grafiklerine bakalım. Dana kıymayı ele alalım. “Et artık lüks değil” deniliyor. Ama gerçek şu: Asgari ücretli her yıl daha az et alabiliyor. Çalışanlarımız da, emeklilerimiz de ete hasret kalmış durumda. Yoğurda bakalım. Aynı marka. Aynı ürün. Yıllar geçiyor, maaş artıyor deniliyor ama alınabilen yoğurt azalıyor. Yumurtaya bakalım. Hani “en ucuz protein” denilen yumurta. Bugün bir asgari ücretli, beş yıl önce aldığı kadar yumurta alamıyor. Protein sofrası daralıyor. Çocuklarımızı yeterince besleyemiyoruz” dedi.

“KİRALAR 20 BİN TL’DEN BAŞLIYOR”
“Bir de kiraya bakalım. Antalya’dayız. Kent merkezinde kiralar 20 bin liradan başlıyor, üst sınırı yok. Bugün asgari ücret, Antalya merkezde kirayı dahi ödeyemiyor. Daha fatura ödenmeden. Daha mutfağa girilmeden. Bu ne demek biliyor musunuz? Çalışan ve emekli maaşları artık barınmaya yetmiyor demek” şeklinde sözlerini sürdüren Kamacı, “Antalya’da tek başına yaşamaya yetmiyor demek. Bir çocuğun okul masrafına bakalım. Kırtasiye, defter, kalem ve çanta. Bir çocuğun yıllık kırtasiye masrafı, neredeyse bir aylık asgari ücrete dayanmış durumda. Buna servis yok. Beslenme yok. Ayakkabı yok. Bir üniversite öğrencisine bakalım. 2020 yılında KYK bursu 550 liraydı, ortalama yıllık kırtasiye masrafı da 550 liraydı. 2025’e geldik. Kırtasiye masrafı 10 bin liraya dayandı. KYK bursu 2 bin lira oldu. Şimdi “3 bin liraya çıkarıyoruz” diyorlar. Ve yokluk içinde bıraktıkları gençlerimizden de utanmıyorlar” dedi.

“ÇALIŞANLARIN YÜZDE 50’Sİ ASGARİ ÜCRETLİ”
“Geldik asgari ücrete. Bugün Türkiye’de çalışanların yaklaşık yüzde 50’si, asgari ücret ya da asgari ücretin altında çalışıyor. Avrupa’da bu oran yüzde 10’un altında” diye konuşan Kamacı açıklamalarını şu şekilde sürdürdü:
“Yani Türkiye’de asgari ücret bir istisna değil, genel ücret hâline gelmiş durumda. 23 yıllık AKP iktidarı çalışanlarımızı refahta değil tabanda eşitledi. Asgari ücretin kişi başına millî gelire oranı, çok kullanan tabirle pastadan aldığı pay bize şunu söylüyor. Emekçinin pastadaki payı sürekli küçülüyor. 1974’te bu oran yüzde 80,6 idi. 2016’da yüzde 60 idi. 2025’te yüzde 43,6’ya, reel olarak ise yüzde 28,9’a kadar düştü. Eğer 2016’daki oran korunmuş olsaydı, bugün asgari ücret 38 bin lira olacaktı. 1970’lerdeki adil paylaşım korunmuş olsaydı, bugün 51 bin lira olacaktı. Çalışanlarımız eski Türkiye’ye bile özlem duyar hale geldi. Demek ki neymiş? Ekonomi buna müsaitmiş. Ama emekçinin pastadaki payı bilinçli olarak küçültülmüş. Bugün asgari ücretin iki katı ve üzerinde ücret alanların oranı yalnızca yüzde 12–13. Toplum yukarı doğru değil, aşağı doğru eşitleniyor. Ve bakın, bu ülkenin hemen yanı başında, KKTC’de net asgari ücret yaklaşık 61 bin lira. Demek ki mesele coğrafya değil. Demek ki mesele imkân değil. Demek ki mesele tercih. Bu ülkenin emeklileri, yaşamını bu devlete adamış insanlardır. Ömrünü çalışarak geçirmiş insanlardır. Ama bugün ne yaşıyorlar? Kimsesiz, tuvaletten bozma odalarda yaşamaya tutunuyorlar. Bir soba başında, bir elektrik faturasının korkusuyla yaşıyorlar. 2002’de en düşük emekli aylığı, asgari ücretin yüzde 140’ıydı. Asgari Ücrettin alım gücü 2002’den bu yana erimesine rağmen, 2024’te bu oran yüzde 60’a düştü. Bu eriyen alım gücüyle, ilacını mı alsın, kirasını mı ödesin diye düşünüyorlar. Yaşayamıyorlar. Ortalama emekli aylıklarının kişi başına millî gelire oranı, 2003’te yüzde 51,9 iken, 2025’te yüzde 28,9’a düşmüştür. Emeklinin pastadaki payı yarı yarıya çalınmıştır. 2002’deki tablo korunmuş olsaydı, bugün en düşük emekli aylığı en az 40 bin lira olacaktı. Halkın alım gücünün daha fazla erimesine dermanı kalmadı. Bu ülke bunu taşıyamaz. Biz buradayız. Antalya İl Örgütü olarak buradayız. İşçinin yanındayız. Memurun yanındayız. Emeklinin yanındayız. Geçim yoksa, seçim var diyoruz.”





