Antalya’nın en eski ve en önemli Müzesi olan Antalya Arkeoloji Müzesi 1922 yılında öğretmen Süleyman Fikri Erten tarafından, Birinci Dünya Savaşı sonrası işgal güçlerinin bölgedeki tarihi eserleri yağmalamasını önlemek amacıyla kurulmuştur.

Müze, 1922 yılında Kaleiçi'ndeki Alaaddin Camii'nde faaliyete başladı. Ardından ise yapı ve içindeki eserler, 1937 yılında Yivli Minare Külliyesi'ne taşınmış ve burada uzun yıllar hizmet verdi.

1972 yılında ise Antalya Müzesi Konyaaltı Caddesi'ndeki binasına taşındı ve 25 Kasım 1972 tarihinde kapılarını ziyaretçilerine açtı. O günden beri Müze içindeki pek çok eser ve eşsiz mimari yapısı ile Antalya ile insanlık tarihine ışık tuttu.

Müze, 1988 yılında "Avrupa Konseyi Yılın Müzesi" ödülüne layık görüldü. İlerleyen yıllarda ise Müze’nin geleceği çok farklı bir yola girdi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Antalya Arkeoloji Müzesi binasının depreme dayanaksız olduğunu öne sürerek, 20 Mart 2025 tarihinde karar verdi.

Sivil toplum kuruluşları ve meslek odaları bu karar karşı çıksa da Bakanlık geri adım atmadı ve Müze 16 Temmuz 2025 tarihinde ziyaretçi girişine kapatıldı.

Müzenin kapatılmasıyla beraber yıkım süreci de başladı. Eylül 2025 itibariyle Antalya Müzesi günlerce süren çalışmaların ardından yıkıldı.

Yıkım çalışmalarının sona ermesinin ardındandır görüntülerinden Müze’nin moloz yığınına dönüştüğü ve yıkıldığı görüldü.

Yaklaşık 1 yıla yakın bir süre geçti ve alanda çalışmaların devam ettiği ama henüz yeni yapılacak müzenin temelinin bile atılmadığı görüldü.

Antalya Arkeoloji Müzesi, özellikle Anadolu tarihine ışık tutan zengin koleksiyonuyla tanınan, oldukça köklü ve kapsamlı bir kurumdu.

Müze, Paleolitik Çağ'dan başlayarak Roma dönemine, oradan da Bizans dönemine uzanan çok geniş bir tarih aralığını kapsayan eserleri barındırıyordu.

İçerisinde özellikle Roma dönemi heykelleri, Frigya buluntuları ve Bizans dönemine ait detaylı mozaikler gibi arkeolojik açıdan büyük öneme sahip parçalar bulunuyordu.

Sadece yerel bir müze değil, Anadolu tarihinin farklı katmanlarını bir arada sunan büyük bir tarih müzesi niteliğindeydi.

Genel kabul gören bilgilere göre müze, 100 bine yakın arkeolojik ve etnografik esere ev sahipliği yapmaktaydı.

Bu eserlerin yaklaşık 5.000 kadarı sergileme alanlarında ziyaretçilerle buluşurken, geri kalanı müze depolarında korunmaktaydı.

Yorumlar
Editör Hakkında