Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda kabul edilen İklim Kanunu, iklim krizine karşı yürütülen mücadelede yetersiz kaldığı eleştirileriyle gündeme oturdu. TEMA Vakfı Antalya İl Temsilcisi Mehmet Aslan, söz konusu yasanın "Toplum ve doğa yararına politikalar içermesi gerekirken, emisyon ticaretini önceliklendirdiğini" belirtti. Aslan, "TBMM’den geçen İklim Kanunu ile kaybeden doğa ve insan oldu" ifadelerini kullandı.
KATILIMCILIK SÖZÜ TUTULMADI
Türkiye’nin ilk "İklim Kanunu" olma niteliği taşıyan teklif, ilk olarak şubat ayında komisyondan geçerek Meclis’e sunulmuş, ancak nisan ayında geri çekilmişti. Kamuoyuna daha katılımcı ve şeffaf bir sürecin işletileceği ve yeni kurulacak bir komisyonda ele alınacağı vaat edilmişti. Ancak TEMA Vakfı'nın açıklamalarına göre, toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren bu kritik yasal düzenleme sürecinde verilen katılımcılık sözü tutulmadı. İklim alanında çalışan sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler ve konu uzmanları sürece anlamlı bir biçimde dâhil edilmeden teklif, haziran ayında direkt Meclis Genel Kurul gündemine alındı ve 2-3 Temmuz tarihlerinde görüşülerek kabul edildi.
EMİSYON TİCARET SİSTEMİ ÖNCELİKLENDİRİLDİ
Kabul edilen kanunun, iklim krizine karşı sera gazı azaltım ve uyum politikalarını güçlendirmekten ziyade, Emisyon Ticaret Sistemi'ni (ETS) yasal zemine oturtmayı öncelik haline getirdiği belirtiliyor. Bu sistemle şirketlere yeni kazanç alanları açılırken, toplumsal adalet ve iklim adaleti hedeflerinin geri planda bırakıldığı ifade ediliyor. Mehmet Aslan, yasanın bir "İklim Kanunu" değil, bir "Emisyon Ticaret Sistemi Kanunu" niteliği taşıdığına dikkat çekerek, "Toplumun ve doğanın geleceğini ilgilendiren böylesine kritik bir yasanın hazırlık sürecinde, ne yazık ki katılımcı ve şeffaf bir süreç işletilmedi. İklim krizinin olumsuz etkilerini azaltmaya yönelik bütüncül ve bilim temelli bir çözüm haritası yerine, ekonomik kaygıları önceleyen dar bir çerçeve sunuldu" şeklinde konuştu.
BİLİMSEL GERÇEKLER VE PARİS ANLAŞMASI HEDEFLERİ GÖZ ARDI EDİLDİ
TEMA Vakfı Antalya İl Temsilcisi Aslan, yasanın bu haliyle bilimsel gerçekleri gözetmediğini ve Paris Anlaşması'nın ruhuyla çeliştiğini vurguladı. Paris Anlaşması ile belirlenen, küresel sıcaklık artışını 1,5°C ile sınırlandırma hedefinin, Türkiye’nin de taraf olduğu en önemli uluslararası taahhütlerden biri olmasına rağmen, kabul edilen İklim Kanunu’nda bu kritik hedefe açıkça yer verilmediği belirtildi. Ayrıca, 2053 yılı net sıfır emisyon hedefinin dahi bağlayıcı bir hüküm olarak tanımlanmadığı ifade edildi. Dünya genelinde birçok iklim yasasının bu tür hedefleri açık, net ve denetlenebilir biçimde içerdiği, Türkiye’nin İklim Kanunu’nun ise bu yönüyle bilimsel gerçeklerle ve taraf olduğu uluslararası anlaşmalarla çeliştiği dile getirildi.
FOSİL YAKITLARDAN ÇIKIŞ VE ADİL GEÇİŞ EKSİKLİĞİ
Yasanın en çarpıcı eksikliklerinden bir diğeri de fosil yakıtlardan çıkışa dair net bir yol haritası sunulmaması oldu. İklim krizi ile etkin mücadele için fosil yakıt kullanımının aşamalı olarak azaltılmasının zorunlu olduğu vurgulanıyor. Ayrıca, iklim krizi ile toplumdaki sosyal eşitsizlikler derinleşirken; kadınlar, çocuklar, çiftçiler, emekçiler ve yoksullar gibi en kırılgan grupların korunmasının hayati önem taşıdığı belirtildi. Ne yazık ki, kanunda bu grupların ihtiyaçlarına yönelik somut bir güvence bulunmuyor. ETS gelirlerinden sadece yüzde 10’unun adil geçiş uygulamalarına ayrılmasının ise kanunun yurttaşları değil sermayeyi önceliklendirdiğini açıkça gösterdiği ifade edildi.
BAĞIMSIZ DENETLEME KURULUŞU EKSİKLİĞİ
Aslan, tüm bu düzenlemelerin doğayı ve toplumu korumak için oldukça yetersiz kaldığını vurgulayarak, "İklim Kanunu ise fosil yakıtlardan çıkış ve adil geçiş gibi hayati konuları gözetmiyor. Üstelik kanunda tüm bu faaliyetleri izleyecek ve denetleyecek bağımsız bir denetleme kuruluşu da yer almıyor" şeklinde konuştu.
ANAYASA MAHKEMESİ'NDEN GERİ DÖNME BEKLENTİSİ
TEMA Vakfı Antalya İl Temsilcisi Mehmet Aslan, daha yaşanabilir bir gelecek için tüm doğal varlıkların korunmasının ve kamu yararının her şeyin önünde tutulmasının şart olduğunu vurgulayarak, "İklim Kanunu ile kaybeden doğa ve insan oldu. TEMA Vakfı olarak bu kanunun, doğayı ve toplumu koruyacak adımlar içermediğini, bilimsel temele dayanmayan, katılımcı olmayan ve toplumsal adalet ilkelerini göz ardı eden bir düzenleme olduğunu düşünüyoruz. Bu haliyle kanun, Türkiye’nin iklim krizine karşı etkin ve bütüncül bir mücadele yürütmesini engelleme riski taşıyor. Beklentimiz, bu büyük eksiklikleri barındıran kanunun, daha fazla zarara yol açmadan Anayasa Mahkemesi’nden dönmesidir" dedi.