Antalya Büyükşehir Belediyesi İlçe Hizmetleri Daire Başkanı Mehmet Balık yaptığı açıklamada her geçen gün daha da artan hayat pahalılığına vurgu yaptı. Balık, Türkiye’nin dünyanın en verimli topraklarını sahip olduğunu, buradaki kamu kaynaklarının her vatandaşın doğru bir şekilde yaşaması için yeterli olacağını öne sürdü. Balık, bütün bunlara rağmen iktidarın yanlış politikalarından dolayı her geçen hayat pahalığının daha da arttığını ve artık vatandaşların evlerine yiyecek almak bile zorlanır bir hale geldiğini kaydetti.

HAYAT PAHALIĞINA TEPKİ GÖSTERDİ

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri üzerinden vatandaşların alım gücünün ciddi bir seviyede düştüğünü ifade eden Balık, “Bugün Türkiye'de milyonlarca insan aynı soruyu soruyor; ‘Bu ülkenin kaynakları gerçekten yetmiyor mu, yoksa bize yeten kaynaklar birilerinin sofrasında mı tükeniyor?’ Bizce mesele çok açık; ekmek herkese yetecekti aslında. Tarlaya karga dadandı, ambara fare, fırına hırsız, memlekete harami… Bugün bunun bedelini emekçi, emekli, çiftçi, esnaf ve dar gelirli yurttaş ödüyor. TÜİK'in son açıklanan Ağustos 2026 verilerine göre tüketici fiyatları yıllık yüzde 31,51 arttı ama mutfaktaki gerçek hayat yalnızca TÜİK tablosundan ibaret değil. TÜRK-İŞ'in Eylül 2026 araştırmasına göre dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için gereken aylık gıda harcaması 37.801 liraya ulaştı. Aynı araştırmada yoksulluk sınırı 123.130 lira, bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise 48.885 lira olarak hesaplandı. Birleşik Kamu-İş'in KAMU-AR araştırmasında ise Eylül ayında açlık sınırı 38.698 lira, yoksulluk sınırı 123.465 lira olarak hesaplandı. Araştırmaya göre açlık sınırı, 2026 yılı net asgari ücretinin 10.623 lira üzerinde kaldı” dedi.

1Antalya Ekonomisinin Gözü Bu Veride! Eylül Ayı Güven Endeksi Açıklandı (3)

“ÜRETİMİN MALİYETİNİ DÜŞÜRMEDEN SOFRADAKİ FİYATI DÜŞÜREMEZSİNİZ”

Eğer üretici desteklenmezse her yiyecekten tekstile kadar hemen sektörde fiyatların yukarı yönlü hareket edeceğini aktaran Balık, “Devletin açıkladığı resmi rakama göre 2026 net asgari ücret 28 bin 75,50 lira. Şimdi soruyorum; bir insan çalışıyor, ay boyunca emek veriyor ve aldığı ücret dört kişilik ailesinin yalnızca gıda ihtiyacını bile karşılamıyorsa, burada sorun insanlarda mı; yoksa ekonomik düzende mi? Bu tablonun bir başka yüzü de üreticidir. TÜİK'in Temmuz 2026 verilerine göre tarımsal girdi fiyatları bir yılda yüzde 27,62 arttı. Gübre ve toprak geliştiricilerindeki yıllık artış ise yüzde 33,07 oldu. Çiftçinin kullandığı gübre pahalanıyor, yem pahalanıyor, enerji pahalanıyor, mazot pahalanıyor. Sonra vatandaş pazara gidiyor ve domatesin, biberin, etin, sütün neden pahalı olduğunu soruyor. Çünkü üretimin maliyetini düşürmeden sofradaki fiyatı düşüremezsiniz. Üreticiyi tarlada desteklemezseniz, tüketiciyi pazarda koruyamazsınız. Bu kadar basit” diye konuştu.

Ekonomi Mali Veri

“DEVLETİN BÜTÇESİ BİRİLERİNİN ÖZEL KASASI DEĞİLDİR”

Liyakatin önemine dikkat çeken Balık açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Türkiye'nin toprağı var. Çiftçisi var, emekçisi var, gençleri var, Üretim gücü var, doğal kaynakları var ama bütün bunların üzerinde çok daha önemli bir şeye ihtiyacımız var; adalete! Çünkü mesele ekmeğin az olması değil. Mesele ekmeğin nasıl bölüştürüldüğüdür. Bir tarafta ay sonunu getiremeyen milyonlar… Diğer tarafta kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığına ilişkin her gün yeni sorular… Bir tarafta borcunu ödeyemeyen esnaf… Diğer tarafta ayrıcalık tartışmaları… Bir tarafta tarlasını ekmekte zorlanan çiftçi… Diğer tarafta ithalata dayalı politikalar… İşte bizim itirazımız tam da bunadır. Devletin bütçesi birilerinin özel kasası değildir. Vergiler halktan toplanıyorsa, o kaynak halk için kullanılmalıdır. Kamu yönetiminde esas olan; israf değil tasarruf, ayrıcalık değil eşitlik, rant değil kamu yararı, sadakat değil liyakat, yoksulluğu yönetmek değil yoksulluğu azaltmaktır. Biz bunu savunuyoruz. Çünkü sosyal devlet, yurttaşına ‘geçinemiyorsan daha az ye’ demek değildir. Sosyal devlet, insanın insanca yaşayabileceği koşulları yaratmaktır.”

“BİR ÜLKEYİ YALNIZCA EKONOMİK GÖSTERGELER YÖNETMEZ”

Ekonominin düzelmesi için atılması gerek adımları sıralayan Antalya Büyükşehir Belediyesi İlçe Hizmetleri Daire Başkanı Mehmet Balık, “Bugün geçmişten devralınan sorunları tartışırken bir gerçeği de unutmamak gerekir: Bir ülkeyi yalnızca ekonomik göstergeler yönetmez. Bir ülkenin ahlakı vardır, kamu yönetimi anlayışı vardır, devlet geleneği vardır ve en önemlisi, vatandaşın devlete duyduğu güven vardır. Güven kaybolduğunda yalnızca ekonomi değil, toplumun adalet duygusu da yara alır. Bu nedenle artık birbirimize kızmak yerine asıl soruyu sormamız gerekiyor; bu ülkenin zenginliği neden halkın refahına aynı ölçüde dönüşmüyor? Biz, çiftçinin toprağında kalmasını, emeklinin insanca yaşamasını, emekçinin alın terinin karşılığını almasını, gençlerin gelecek kaygısı yaşamamasını, çocukların yatağa aç girmemesini, esnafın borç batağından kurtulmasını, kamunun kaynaklarının şeffaf ve hesap verebilir biçimde kullanılmasını istiyoruz” şeklinde konuştu.

“EKMEK HERKESE YETECEKTİ ASLINDA”

Doğru adımların atılırsa ülkede yoksulluğun ortadan kalkabileceğini öne süren Balık açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Bunun adı sosyal devlettir, bunun adı kamuculuktur. bunun adı adalettir ve bunun yolu, halkın sırtına daha fazla yük bindirmekten değil, kaynakları adil paylaşmaktan geçer. Çünkü bu ülkenin ekmeği herkese yeter. Toprağı da yeter. Emeği de yeter. Zenginliği de yeter. Üretme gücü de yeter. Eksik olan kaynak değil; adil paylaşım, kamusal sorumluluk ve halktan yana bir yönetim anlayışıdır. Ekmek herkese yetecekti aslında. Tarlaya karga dadandı, ambara fare, fırına hırsız, memlekete harami… Ama biz hâlâ buradayız. Tarlanın da hakkını, işçinin de hakkını, emeklinin de hakkını, halkın da hakkını savunmaya devam edeceğiz. Çünkü bu ülkenin ekmeği birkaç kişinin değil, hepimizin ekmeğidir. Ve ekmek herkese yetecek. Yeter ki adalet sofraya da gelsin.”

Muhabir: Tahsin CAN ÖNALP