CHP, 23 Mart günü İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasının 100'ncü gününde Saraçhane'de ‘100 Karası’ adıyla büyük bir miting düzenliyor. Yüzbinlerce vatandaş ise miting için alanda toplandı.
“EKREM BAŞKANIMIZIN TUTSAKLIĞININ 100’ÜNCÜ GÜNÜ”
Yüzbinlere seslenen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, sandığa işaret ederek erken seçim çağrısını yeniledi. “Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Hak, hukuk, adalet” sloganlarının atıldığı Saraçhane’de Özel’in konuşmasından satır başları şu şekilde:
Sevgili gençler, değerli emekçiler, emekliler, burada hep birlikteyiz. Gözümün içine bakın, gözünüzün içine bakıyorum. Siz 19 Mart’ta da bir hafta boyunca, yedi gün-yedi gece Saraçhane’de omuz omuza, yan yana, birlikte durdunuz. Gecenin karanlığında adaleti haykırdınız. Birliğimizi, beraberliğimizi savundunuz. İradenizi savundunuz, seçtiğinizin arkasında durdunuz. Siz faşizme karşı, darbecilere karşı, cuntaya karşı boyun eğmeyenlersiniz. Hepinizle gurur duyuyorum. Bugün Ekrem Başkanımızın tutsaklığının 100’üncü günü. 100’üncü günde bir kez daha Saraçhane’de eylemdeyiz. Biz buralara toplanmaya, miting yapmaya değil; eylem yapmaya ve sonuç almaya geliyoruz. Bundan tam 100 gün önce Erdoğan televizyonların karşısına çıktı. Sizin dördüncü eylem gününüzdü. Dedi ki ‘Bir ay sonra birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar, ailelerinin gözünün içine bakamayacaklar.’ Ey Erdoğan, bu sözden beri bir ay değil; üç ay geçti, 100 gün geçti. Biz bugün ailelerle beraberiz. Yan yanayız, omuz omuzayız, göz gözeyiz. Kimsenin kimsenin gözünden gözünü kaçıracak hali yok. Biz birbirimizin yüzüne değil, emanet evlatlarına bakacak kadar kardeşiz. Yedi gün-yedi gece Saraçhane’de, sonra köprüyü geçip; Anadolu’ya geçip Maltepe’de 2,2 milyon kişiyle, sonra her cumartesi bir ilde; 11 ilde, her çarşamba İstanbul’da bir ilçede; 10 ilçede, bugüne kadar 29 büyük mitingde birlikteydik. Bugün akşam sayı 30. Hep birlikte buradayız, mücadeleye devam ediyoruz. Herkes çok güzel sloganları ayrı ayrı yerlerden, bir başından bir başına kilometrelerce olan bu meydandan haykırıyor. Hep beraber burada bir mücadeleye geldik. Bu meydan birilerinin sandığı gibi bir siyasi partiye, bir görüşe ait değildir. Bu meydan İstanbul’daki bütün demokratların; sosyal demokratların, muhafazakar demokratların, milliyetçi demokratların, Kürt demokratların, sosyalist demokratların hep birlikte olduğu bir meydandır. Burası milletin meydanıdır, demokratların meydanıdır. Bu meydana gelen herkes bilir. Bu meydanı gören, evlerinden izleyen, yürekleri bu meydanda atan herkes bilir ki bu meydanın ‘ötekisi’ yoktur. Bu meydanda ‘diğer’ yoktur. İtilen, kakılan, dışlanan yoktur. Bu meydan bilir ki ‘Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber ya hiçbirimiz.’
“BİZİM ARKADAŞLARIMIZ BELKİ ZİNDANDALAR AMA MORALLER YÜKSEK”
“19 Mart akşamı bunu bilerek; tek başına kurtulmayacağımızı, hep beraber mücadele edeceğimizi bilerek, sadece Ekrem Başkan’a değil; tüm belediye başkanlarımıza, tüm siyasi partilerin genel başkanlarına, siyasi tutsaklarına özgürlük isteyerek bu meydanda toplandık. İyi ki geldik. İyi ki mücadeleyi verdik. İyi ki bir aradayız. Bizim arkadaşlarımız belki zindandalar ama moralleri yüksek, motivasyonları yüksek. İnanıyorlar. Biz haklıyız ve biz kazanacağız. Onları zindanlara atanlar, saraylarda oturuyor ama yerin yedi kat dibindeler. Korkuyorlar, kaybedecekler. O gün 19 Mart’ta yaşadığımıza bir darbe demiştik. Tüm darbeler gibi bu darbenin de hedefinin bir kişi, bir mekan ama esas hedefinin milletin iradesi olduğunu söylemiştik. Her darbenin bir bildirisi olur. Bunun da vardı. 19 Mart’ta ‘550 milyar lira yolsuzluk var. İmamoğlu suç örgütüdür’ diye servis ettikleri haber, bu darbenin bildirisidir. Tüm darbe bildirileri gibi önce TRT’den okunmuştur, her tarafa yayılmıştır ancak milletin vicdanından dönmüştür. Buna millet inanmamış, darbeyi de darbecileri de püskürtmüştür. Her darbenin bir planı olur. Bu darbenin planı, 18 Mart’ta diplomayı iptal etmek, 19 Mart’ta yüzlerce polisle birlikte Ekrem Başkan’ın evine gitmekti. Bu darbe neyi planladıysa yaptı. Ahmet Özer, 244 gündür tutuklu. Beşiktaş Belediye Başkanımız Rıza Akpolat, 165 gündür tutuklu. Beykoz Belediye Başkanımız Alaattin Köseler, 119 gündür tutuklu. Şişli Belediye Başkanımız Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanımız Murat Çalık, Ekrem Başkan’la birlikte 100 gündür tutuklu. Büyükçekmece Belediye Başkanımız Hasan Akgün, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanımız Hakan Bahçetepe, Avcılar Belediye Başkanımız Utku Caner Çaykara, Ceyhan Belediye Başkanımız Kadir Aydar ve Seyhan Belediye Başkanımız Oya Tekin 27 gündür tutuklular. Onlarla birlikte 27 gündür, 100 gündür, 165 gündür, 244 gündür belediye meclis üyelerimiz, pırıl pırıl bürokratlarımız, bu darbe planının, bu kirli planın bir parçası olarak, bu darbe girişiminden dolayı cezaevlerinde tutuluyorlar. Ancak bu tüm baskılara rağmen millet seçtiğini arkasında duruyor, iradesinin arkasında duruyor. Ekrem Başkan’a ve arkadaşlarımıza sahip çıkıyor. Biz de kaya gibi onların arkasında duruyoruz. Her darbenin başında bir cuntası olur. Bu darbenin de üç savcısı, üç hakimi, üç tane gizli tanığı, iftiracıları var. Ve bu darbenin başında bir başkan, bir cunta başkanı var. Milletin geçmişte Cumhurbaşkanı diye seçip yetki verdiği birisi Recep Tayyip Erdoğan, artık Cumhurbaşkanı değil, cunta başkanıdır, cunta başkanı. Her darbenin bir görevlendirme listesi olur, hiç şüphesiz bu darbenin de vardı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne kayyım, ismi belliydi. Cumhuriyet Halk Partisi’ne kayyım, ismi belliydi. Bu millet; darbeyi, darbe planlarını yırttı, çöpe attı. Bu millet, sizler meydanlarda bu darbeye direndiniz. Birileri darbe için direnirken sizler özgürlüğünüz, iradeniz için direndiniz. Ve birileri darbe beklerken, kayyım beklerken siz Cumhuriyet tarihinin en büyük direnişini, en büyük mücadelesini ortaya koydunuz. Her birinizle ayrı ayrı gurur duyuyoruz.”
“BUNDAN SONRAKİ SEÇİM KİMSENİN KAYBETMEYECEĞİ SEÇİMDİR”
“Yapılan bu adaletsizlikler ekonomiye zarar veriyor, ekmeği küçültüyor. Asgari ücretliye zam için bulunamayan paranın 120 katını darbe için bulanlar var. Tarımda çiftçinin borcuna faizi bile kaldırmayanlar, bu faiz yükünün 20 katını Ekrem Başkan’a darbe için kullanıyorlar. Öğrencilere yurt veremeyenler, burs vermeyenler darbeye para buluyorlar. Buradan bu güzel meydandan söylüyoruz. Ant olsun ki bu haramilerin saltanatı bitecek. Ant olsun ki emekçiler kazanacak, öğrenciler kazanacak, biz kazanacağız; Türkiye kazanacak. Burada ben ısrarla bir şeyi düzeltip, bir şeyi hatırlatıyorum. Biz bu sloganları atınca Tayyip Erdoğan ‘İyi oldu. 12,5 milyon üyemiz var. Korkarlar. CHP gelirse bizden hesap soracakmış, derler. Evladının işinden korkar, torununun mülakatından korkar. CHP’den korkan, döner yine bize oy atar’ diyormuş. Buradan AKP’nin seçmenine, yoksulluğu sömürülerek üye yapılanlara, torunun mülakatı hatırına kaydolanlara, patronun baskısıyla, başka sebeple yazılanlara ya da ‘İyi olur’ diye düşünüp, televizyona bakıp aldanıp ama bugün pişman olanlara diyoruz ki; bundan sonraki seçim Cumhuriyet Halk Partisi’nin kazanacağı ama kimsenin kaybetmeyeceği seçimdir. AK Parti’ye oy vermiş, kaydolmuş kimse korkmasın. Bir tek hırsızlar korksun, yolsuzlar korksun, çeteler korksun. Talimat verenler, talimatı alıp da adaleti katledenler korksun. Onlardan hesap soracağız. Biz emekliye zam isteriz. ‘Para yok.’ Asgari ücrete zam isteriz. ‘Para yok.’ Memur emeklisine zam isteriz. ‘Para yok.’ Çiftçiye destek isteriz. ‘Para yok.’ Darbeye gelince para var. Biz bugün bu meydandayken, evlerde kullandığımız doğalgaza yüzde 25 zam yaptı Erdoğan. Geçen ay 2 bin lira gelen doğalgaz faturası, bu ay 2 bin 500 lira gelecek ve bunun bir tek sebebi var. O da bu darbedir, bu darbecilerdir. Bu darbecilerden hesap soracağız. Bu milleti bu iktidardan derhal kurtaracağız.”
“EY ERDOĞAN, ADAYIMI BIRAK, SANDIĞI GETİR”
“Birileri ‘Terörsüz Türkiye’ diyor. Elbette Cumhuriyet Halk Partisi de tarihsel bir tutarlılıkla ‘Terör bitsin, barış gelsin. Analar ağlamasın. Kimsenin anasının gözünden yaş akmasın. Bu ülkenin parası teröre değil; hizmete, emekliye, emekçiye, öğrenciye, esnafa, çiftçiye gitsin istiyoruz. Ancak sadece ‘Terörsüz Türkiye’ demekle olmuyor. Terörsüz ve demokratik Türkiye istiyoruz. Terörsüz, çetesiz, mafyasız bir hukuk devleti istiyoruz. Biz milletin birliğini, huzurunu savunuyoruz. Ama bu yapılanlar birliği bozuyor, huzuru kaçırıyor. Biz adalet istiyor, hukuk istiyoruz. Bu adaletsizlikler esas iç cepheyi zayıflatıyor. Birileri iç cepheyi kuvvetlendireceğine, Silivri’nin iç avlularını kuvvetlendiriyor. Buradan milletimize sesleniyoruz. Artık birlik için, beraberlik için, zenginlik için adalet istiyoruz. ‘Hak’ diyoruz, ‘hukuk’ diyoruz, ‘adalet’ diyoruz. Bir yanda Türkiye’nin görmediği mitingleri yaparken, diğer yandan dünya siyasi tarihinin en büyük imza kampanyasını yapıyoruz. Sizlerin emeği, gayretiyle imza sayımız 20 milyonu geçti. Emeklerinize sağlık. Hedefimiz; Erdoğan’ın aldığı oydan fazla imzayla, ona dünyanın gözü önünde dünya siyaset tarihinin en büyük güvensizlik oyunu vermek. Bu milletin karşısına çıkamayacak halde olan Erdoğan’a seslenmek istiyoruz: Ey Erdoğan, adayımı bırak, sandığı getir. Adayımı yanımda, sandığı önümde istiyorum.”
“YARGILAMAYI TRT’DE CANLI YAYINLAYIN”
“Size söz veriyorum. O sandık gelecek, Erdoğan gidecek. İktidar gelecek, huzur gelecek, adalet gelecek. Bir talep, bir çağrı, bir meydan okuma sonra da bir teşekkürüm var. Talebimiz şunadır. Diyoruz ki; biz birbirimize güveniyoruz, babamıza, eşimize, belediye başkanımıza güveniyoruz. Arkadaşlarımıza güveniyoruz. Erdoğan’a sesleniyorum: Eğer sen de o savcına, o başsavcına güveniyorsan kaçma, yargılamaları TRT’den canlı yayınlayın. Biz buradayız, kendimize güveniyoruz. TRT’den verin ki millet iftirayı da duysun, cevabını da görsün. Biz buradayız, hodri meydan. 19 Mart’ın 104’üncü gününde, 23 Mart’ın 100’üncü gününde bugün buradaysak, Türkiye’de 30 dev miting yaptıysak, bu binada bir kayyım değil de İstanbul’un seçtiği bir belediye başkanvekili oturuyorsa, Cumhuriyet Halk Partisi’nin başında bir kayyım, bir butlan yoksa bunların hepsini o 19 Mart günü, ‘Ne olacaksa bugün burada, bu gece burada olacak’ deyip de çağırdığımızda, sabahın erken saatlerinde Vatan Emniyet’in önünde toplanan Cumhuriyet Halk Partililer ve İstanbul’un bütün demokratları ve o gün üniversitesinin önünde Beyazıt Meydanı’nda toplanan İstanbul Üniversiteliler, bariyerleri yıkıp da geldiniz, omuz omuza geldiniz, buraya gelip, bu tarihi binanın önünde ‘Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber, ya hiçbirimiz’ diye seslenerek sloganlarla, ‘İstanbul buraya’ dediniz. Teşekkürler İstanbul Üniversitesi. Teşekkürler Boğaziçi. Teşekkürler Yıldız Teknik Üniversitesi. Teşekkürler Marmara Üniversitesi. Galatasaray Üniversitesi’ne teşekkür, Mimar Sinan’a teşekkür. Teşekkürler İstanbul Teknik Üniversitesi. İstanbul’un dört bir yanından koşup gelen, vakıf üniversitelerinin öğrencilerine bu sesi başta Ankara’da duyan ODTÜ’lere, Gazililere, bütün Türkiye’nin gençlerine teşekkür ediyoruz. Geleceğinize sahip çıktınız. Sizi seviyoruz, her birinize yürekten teşekkür ediyoruz. O gün Beyazıt’tan buraya yürüyenler yine burada mı? Yürümeye devam edelim mi? İktidara hep birlikte gidelim mi? Haramileri yollayıp halkın iktidarını hep birlikte kuralım mı? Hazır mıyız? Hazır mıyız? O zaman yürüyelim arkadaşlar. Hep beraber yürüyelim.”