Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu'nda 29 maddelik "Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"nin tümü üzerinde görüşmeler devam ediyor.
Saadet Partisi (SP) Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Üyesi ve Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç, TBMM sıralarında yaptığı konuşmada, bugün dünyada yaşanan krizlere, savaşlara, salgınlara ve afetlere karşı en güçlü ülkelerin dahi ilk refleksinin gıda güvenliğini korumak olduğunu belirtti. Ancak Türkiye’de son yıllarda tarım politikalarının bu stratejik perspektiften uzaklaştığını ifade eden Saadet Partisi (SP) Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Üyesi ve Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç, tarımın adeta tali bir alan gibi görüldüğünü vurguladı.
KULAĞA HOŞ GELEN GEREKÇELER
Dünyada yaşanan krizlere bakıldığında savaşlar, salgınlar ve afetler karşısında en güçlü ülkelerin dahi ilk refleksi gıda güvenliğini korumak olduğunu belirten Kılıç, "Ancak Türkiye’de son yıllarda tarım politikaları bu stratejik perspektiften uzaklaşmış, adeta tali bir alan gibi görülmüştür. Görüşmekte olduğumuz bu kanun teklifi ilk bakışta tarımsal üretimi planlama, gıda arz güvenliği ve iklim değişikliğiyle mücadele gibi kulağa hoş gelen gerekçelerle sunulmuştur. Ancak metnin bütününe baktığımızda karşımızda tarımı güçlendiren değil, tarımı bürokratik baskı, cezai yatırımlar ve piyasa daraltıcı düzenlemelerle daha da zayıflatan bir anlayış bulunmaktadır" dedi.
"DIŞA BAĞIMLI HALE GELİNDİ"
Tarımın ülke için bir sektör değil, bir milli güvenlik meselesi olduğunu kaydeden Kılıç, "Bugün dünyada yaşanan krizlere baktığımızda, savaşlar, salgınlar ve afetler karşısında en güçlü ülkelerin dahi ilk refleksi gıda güvenliğini korumak olmuştur. Ancak Türkiye'de son yıllarda tarım politikaları bu stratejik perspektiften uzaklaşmış, adeta talih bir alan gibi görünmüştür. Sonuç ortadadır. Türkiye'de tarımın milli gelir içindeki payı sürekli gerilemektedir. Çiftçi sayısı hızla azalmakta, hırsal boşalmaktadır. Ekilen alanlar daralmakta, üretim düşmektedir. En önemlisi Türkiye artık birçok temel üründe dışa bağımlı hale gelmiştir. 2012'de nüfusun yüzde 77,3'ü kentlerde yaşarken, 6360 sayılı yasa ile köyler bir gecede mahalleye dönüştürüldü ve bu oran 2013'te yüzde 91,3'e çıktı. Köy nüfusu yüzde 22,7'den 8,7'ye geriledi. Bugün nüfusun yüzde 93,6'sı kentte yaşıyor. Bu açık bir tasfiye politikasıdır" diye konuştu.
"TEMEL SORUNA UZAK TEKLİF"
Milletvekili Kılıç, konuşmasını somut veriler ve eleştirilerle şöyle tamamladı: "Tarım alanlarında da tablo farklı değil. 2002'de 266 milyon dekar olan ekili-dikili alan bugün 240 milyon dekara düştü. 26 milyon dekar tarım arazisi üretim dışına çıktı. Bu topraklar kendiliğinden boş kalmadı. Çiftçi üretimden çekildiği için boş kaldı. Çünkü bu iktidar üretimi planlamadı, maliyetleri düşürmedi, çiftçiyi korumadı. Bugün bu ülke buğdayı ithal ediyor, arpayı ithal ediyor, mısırı ithal ediyor. En sonunda bir yandan üretici limon ağaçlarını sökmek zorunda kalırken, diğer yandan limon ithalatında da gümrük vergisi yüzde 10'a düşürüldü. Dün kendi kendine yeten bir ülke olan Türkiye, bugün gıda güvenliği açısından kırılgan bir yapıya sürüklenmiştir. İşte asıl konuşmamız gereken mesele budur. Ancak önümüzdeki teklif bu temel soruna çözüm üretmekten uzaktır."





