İYİ Parti Antalya Milletvekili Hasan Subaşı, TBMM Genel Kurulunda partisi adına yaptığı konuşmada , dünya tarihinde otoriterleşmenin hep felaketlere yol açtığını vurguladı. İstanbul Sözleşmesi’nin Cumhurbaşkanı tarafından tek taraflı feshedildiğini, İstanbul’un acil trafik sorunu ve deprem tehdidi varken Kanal İstanbul Projesinde ısrar edildiğini ve ülke genelinde ormanların katledildiğini anlatan Subaşı, "Anayasa'mızın 90'ıncı maddesine göre usulüne uygun yürürlüğe konulmuş milletlerarası anlaşmalar kanunla eş değer sayılmaktadır. Ayrıca 2004 yılında hükümetin, Anayasa'nın 90'ıncı maddesine ek olarak yaptığı düzenlemeyle, uluslararası anlaşmanın, temel hak ve özgürlüklere ilişkin olması hâlinde yasaların üstünde, üst norm sayılacağı hükme bağlanmıştır." dedi.
SOSYAL DEVLET NEREDE?
İstanbul Sözleşmesi’nin iptal edilmesinin olumsuz sonuçları beraberinde getirdiğine değinen Subaşı., "Konumuz uluslararası sözleşmeler olunca kadına yönelik şiddeti önlemeye dönük İstanbul Sözleşmesi ilk akla gelen oluyor. Sözleşmenin tek yanlı olarak iptal edilmesi, Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin gün geçtikçe otoriterleşmesinin ciddi boyutlara ulaştığının göstermiştir. Bu durum demokratik rejimin ciddi bir sorun yaşadığının açık bir örneğidir." dedi. Otoriterleşmenin diğer örneklerini de sıralayan Hasan Subaşı, "Pandemi felaketi yaşanırken yaraları sarmak yerine, yüzde 100'ü aşan elektrik, doğal gaz, mazot ve benzin zamlarını peş peşe sıralamak, tarım üretiminin en önemli girdisi gübre fiyatlarını 3-5 kat artırmak, demokratik ve sosyal bir devlet anlayışında söz konusu olamaz. Ülke nüfusunun neredeyse dörtte 1'inin yaşadığı İstanbul'un başta deprem ve trafik yükü gibi yaşamsal sorunları varken Kanal İstanbul gibi nereye varacağı belirsiz, tartışılmamış, bilimsellikten uzak ve İstanbul'a belirsiz bir ilave yük ve sorun taşıyacak bir projede ısrar etmek yine otoriterleşmenin, halktan kopmanın sonucudur. Ekonomi gibi kırılgan ve dünyayla entegre bir yapıda inatla ‘Faiz sebep, enflasyon sonuç’ diyerek halkı üç beş ayda büyük bir fakirleşme ve yoksulluğa terk etmek ciddi sorunlu bir rejimi tarif etmektedir” diye konuştu.
TAŞ OCAKLARINA 'DUR' DENİLMELİ
Çevreye zararlı ve orman katliamına yol açan taş ocaklarının mantar gibi türediğini dile getiren Subaşı açıklamasını şöyle sürdürdü: "Bölgemizde en son Korkuteli Dereköy'de kömür ocağı ile Manavgat Beşkonak Köprülü Kanyon Kırkkavak mevkiinde taş ocağı için yöre halkı direnmektedir. Bu insanlar Anayasa'nın 56'ncı maddesine göre sağlıklı bir çevrede yaşamak hakkına sahiptir. Öncelikle bunu sağlamak, korumak devletin görevidir. Anayasa'ya göre halka da görev verilmişse de bu uğurda mücadele eden birçok yurttaş maalesef gözaltına alınmakta, hatta tutuklanmaktadır.” HABER MERKEZİ





